Metin Demirtaş’la konserde…


Kırk yıllık şair dostum Metin Demirtaş Antalya’da otururdu, ama onunla her gün değilse bile en az haftanın iki günü birbirimizi telefonla arardık. Birkaç gün gecikme olduğunda, “acaba tatsız bir şey mi var orada?” duygusuna kapılırdık hem ben hem o…

Bu konuşmalarda konu ya müzik, ya edebiyat, ya da ne bileyim, insanlık halleriydi işte… Siyaset konularına, parti purtu işlerine tenezzülümüz yoktu.

Birbirimizi öylesine sayar ve severdik ki, telefonu kapattığımızda dostluğumuza bir tazelik eklendiğini duyumsardık. (Metin adına da söylüyorum, çünkü bundan eminim…)

Metin’in öldüğünü öğrendiğim 27 Eylül 2014 sabahı ben, “ben” olmaktan çıktım sanki. Oturduğum yerden kalktım ve bir daha da oturamadım. Ayakta öylece bekliyor, hiçbir şey düşünemiyor, n’edeceğimi bilemiyordum. Korkuyordum, ağlamaktan korkuyordum. Çünkü ben ağlarsam, uluya uluya ağlar, konu komşuyu tedirgin ederdim.

Şimdi n’apacağımı bilemiyor, ayakta öylece bekliyordum. Sonra bir ara, kendimi toplayıp iş takvimime baktım: Akşam saat 18’de Ankara Devlet Konservatuvarı’na gitmem gerekti: 2. Ulusal Gitar Yarışması’nın son günüydü ve törenle ödüller verilecek, araya bir kokteyl girdikten sonra, ünlü İspanyol gitar sanatçısı Carlos Jaramillo’yu dinleyecektim.

Akşam olunca o sersem sepet halimle taksiye binip gittim.

İyi etmişim! Metin’in bir anda ölüp yok olması gerçeği yerine, çoğunu tanıdığım o sıcacık “gitarcılar çevresi”nin arasına girdim. Ahmet Kanneci, “Sende bir şeyler var bugün..” dedi. Söyledim:

“Bu gece Metin Demirtaş öldü!”

“Yapma yaaa! Nasıl, neden ölmüş?”

“Çalışma odasındaki masası başında bir yandan şiir düşünüp bir yandan da klasik müzik dinlerken kalp kriziyle yığılıp kalmış orada…”

“En kolay ölüm biçimi” diye söze başladı Kanneci ve kanserli bir yakınının hastanede bir buçuk yıl boyunca çektiklerini özetledi. Sonra da “Ölümün tesellisi olmaz ama, belki birazcık tesellisi böyle bir ölüm şeklidir…” dedi ve koluma girip beni okulun konser salonuna götürdü.

Carlos Jaramillo’nun dinletisi, Augustin Barrios’un iki valsiyle başladı, Granados’un sekiz “İspanyol Dansı”yla sürdü.

Metin Demirtaş’la beraber dinledik bu güzel gitar müziğini…

Ahmet Say

14 Ocak 2017