AKM dönemi opera afişleri üzerine...


SALT’ın 2012’de düzenlediği "Modernin İcrası: Atatürk Kültür Merkezi, 1946-1977" sergisi bağlamında, bu sergi için arşivimden Tabanlıoğlu şirketine vermiş olduğum birçok obje ile o yıl bu sergi görkemli bir şekilde açılmış ve sanat çevresi ile basında geniş ilgi görmüştü. 24 Ekim 2018 tarihinde, bu görsel malzemelerden olan bir kısım İDOB afişleri, belirli bir seçki ile odaklanarak, iletişim tasarımcısı Ömer Durmaz tarafından, SALT Beyoğlu’nda herkese açık bir konferans ile katılan izleyicilere tanıtıldı. Konuşmada, Türkiye'de afiş koleksiyonculuğunun tarihsel gelişiminin yanı sıra, bu arşiv belgelerinin kültür tarihi açısından önemi değerlendirildi. Ekrana yansıttığı tarihi fotoğraflarla özellikle İstanbul'un Beyoğlu bölgesinin reklam ve kültürel afişlerinden bazı örnekler verdi. Zamanın sosyal yapısına uygun olarak bazıları Fransızca, Rumca, Ermenice ve tabii ki Osmanlıca işlerdi bunlar. Ta o zamanlarda bile tiyatro ve operaların olması İstanbul'un kültürel zenginliği hakkında bizlere bilgi veriyordu. 

Arşiv ve afiş arşivciliği ile uzun bir giriş yapan Durmaz, daha sonra İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nin Atatürk Kültür Merkezi'nde düzenlenen 68 etkinliğinin afişlerini belli bir kronolojik sıra ve açıklama olmaksızın tek tek ekrana getirdi. Daha sonra, konuyu İDOB üzerinden afiş biriktirme, muhafaza etme ve koleksiyonları sergileme konularını tartışmaya açtı. Afiş tasarımcıları olarak Ulya Tüfekçi ile Sibel Sözer’in adlarından bahsetti. Ayrıca, grafik tasarım ürünlerinin arşivlerde nasıl konumlandığına değinerek örneklerle açıklamalarda bulundu. Anlatıcı Ömer Durmaz ve söz alan bazı izleyiciler, afişlerin üzerinde niçin tarih olmadığını sorgulamaya çalıştılar. Söz alarak bunun neden böyle olduğunu ve olması gerektiğini, örnekleri ile hem anlatıcıya hem de dinleyenlere basitçe açıkladım:

‘’Opera afişleri tek bir etkinlik için basılmaz, o etkinlik aylarca, hatta yıllarca sürebilir. O nedenle, tarih yazılmaz, aksi takdirde her temsil için ayrı ayrı afiş bastırmak gerekirdi. Bu da hiç ekonomik değildir. Hatta bir yapım eseri, tüm malzemeleri ile başka bir opera evine yollandığında, o eserin afişindeki görsel aynı kalır, kurumun adı ve sanatçı kadro adları değiştirilir.’’

Bazı izleyiciler de afişlerle eserler arasındaki ilişkileri sorgulamaya çalışınca, tekrar söz alarak, ‘’Bu afiş görsellerinin, eseri sahneye koyan, idare ve tasarımcı ile birlikte belirlendiğini, son hali için de bir onaydan geçtiğini’’ açıkladım.

Ömer Durmaz Dokuz Eylül Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Grafik Bölümü'nde öğretim görevlisi; görsel iletişim kültürü, grafik tasarım tarihi, tasarım yönetimi ve arşivi alanlarında çalışıyor. Eksikleri ile de olsa ilgi gösterip İDOB afişlerini ele alarak bir sunum yaparak hem katılan izleyicilere hem de medya üzerinden diğer kişilere duyurması kurum açısından bir kazanım olarak görülmelidir.

İsmail Hakkı Aksu