Piyanist-Teorisyen Türev Berki sahneye nasıl döndü?


Akademide bulunmalarına karşın, iş ahlâkı ve müzikleriyle “gerçek profesyonel” iki pırıl pırıl müzik insanı ile çoğu iyi müzik yapma yapma amacını paylaşan üyelerden oluşan bir orkestra ve koro bir araya gelirse ne olur? Doğaldır ki, kaliteli, hem çalanı, hem dinleyeni memnun eden bir konser ortaya çıkar. Böyle bir konsere 8 Mayıs 2019 akşamı, Hacettepe Üniversitesi'nin Beytepe Yerleşkesi'nde Ankara Devlet Konservatuvarı'nın yeni binasındaki Büyük Konser Salonu'nda tanıklık ettik. Piyanist ve müzik teorisyeni Prof. Dr. Türev Berki ile orkestra şefi Prof. Burak Tüzün, Hacettepe Senfoni Orkestrası ve TRT Çoksesli Korosu'yla birlikte büyük bir programa imza attılar. Konser, sanatçılar tarafından yakın zamanda yitirdiğimiz eski rektör, bu orkestrayı zamanında 70 kişilik kadroya kadar ulaştırmış Prof. Dr. Tunçalp Özgen'e ithaf edilmişti. Günümüzde HSO'nun çekirdek kadrosu 30 kişi bile değil.

Konserin önem verdiğim yanlarından biri, Türev Berki'nin hayli uzun süre, iki dönem Hacettepe Sosyal Bilimler Enstitüsü ve bir yıllık konservatuvar müdürlüğü gibi sırtına yüklenen yönetsel görevler nedeniyle uzak kaldığı sahneye dönüş yapmasıydı. Ama bir döndü, pir döndü. A. Adnan Saygun'un 1. Piyano Konçertosu gibi zor bir eseri seçmiş olması aynı zamanda işindeki iddiasını da ortaya koyuyordu.

SAYGUN VE UYGULAMALI YAPIT TANITIMI

El kitapçığındaki bilgilerle yetinilmeyerek, seslendirmeden önce eserle ilgili canlı bir tanıtım, müzik teorisi doktora öğrencisi İsmet Karadeniz tarafından, piyanistin örneklemeleriyle yapıldı.

Bu tanıtım, Saygun'un “Çağdaş Türk Müziği”nden ne anladığı ve neyi yapmak istediğini örnekleriyle ortaya koydu. Saygun'un bu piyano konçertosunu her bölümünde ayrı 4 nota üzerine nasıl kurduğu, bu notaların geleneksel makamlardan hangilerini temsil ettiğini Karadeniz anlatırken, Türev Berki de piyano başında seslendirerek örnekledi. Saygun bu konçertoda Hüzzam, Muhayyer sünbüle, Sabâ zemzeme, Karcığar, Hüseynî makamlarından birebir alıtılarla değil, bunları kısmen soyutlayarak yararlanmış, temel dizi olarak da Bestenigâr makamından dört sesi kullanmıştı. Saygun'un Bestenigâr ses dizisinden dört notayı seçip bir akor oluşturma yöntemi, literatüre “Saygun Akoru” olarak geçmişti.

Burada yeri gelmişken, önemli bir teorik çalışmanın Türev Berki liderliği ve yazarlığında başlatılmış olduğunu da câmiaya duyurayım. Dünyanın önemli akademik yayıncılarından Cambridge Scholars Publishing, Türev Berki'ye “Saygun Müziği Üzerine Bir Analiz” başlığı altında bir kitap sipariş etti. Kitabın ana yazarı Berki, belli bölümleri ise Ferhat Çaylı, İsmet Karadeniz, Yiğit Aydın gibi isimler hazırlayacak.

ANLAMLI BİR YORUM

Saygun 1. Piyano Konçertosu'nun seslendirilişi bir bakıma, yazılacak olan bu kitaba eklenebilecek bir kaydın canlı çalınışı gibiydi. Bu konçertoyu şimdiye kadar çeşitli piyanistlerimizin icrasından dinledim. Ama bu kez ince elenip sık dokunmuş bir “yorum”la karşılaştım. İcra ile yorum arasındaki nüansı ortaya koyan bir seslendirme oldu. Türev Berki, cümlelemeleri net biçimde ve Saygun'un makamlarda ortaya koymaya çalıştığı renkleri yerli yerinde yansıttı. Pedal kullanımı gayet dengeliydi, gereksiz ses uzatmalarına başvurmadı, hiç bir bulanıklığa yol açmadı. Solist ile Burak Tüzün yönetimindeki orkestra birbirlerini gayet iyi kollayarak iyi bir uyumu ortaya koydular. Yoğun alkışlara karşılık, Türev Berki 600 kişilik salonu dolduran dinleyiciyi, bu kez Ulvi Cemal Erkin'in o duygulu “Küçük Çoban”ıyla ödüllendirdi.

VE İKİ KOROLU YAPIT

Konserin ikinci yarısı biri kısa, diğeri uzun birer bölümlük iki parçaya ayrılmıştı. Önce Fransız besteci Gabriel Faure'nin (1845-1924) Koro ve Orkestra için Fa diyez minör Pavane'ını dinledik. Bu duygulu, etkileyici parçanın icrası sırasında, koronun sesi salonun elektronik sistemince biraz fazlaca yükseltilmişti.

Ardından piyanist Türev Berki yeniden sahneye geldi. L. V. Beethoven'in (1770-1827) 9. Senfoni'ye bir hazırlık olarak nitelendirilebilecek, piyano, koro ve orkestra için Do minör Fantezisi seslendirilecekti. Yapıtın görkemine uygun, parlak bir seslendirme oldu. TRT Çoksesli Korosu, genelde daha geniş koral topluluklar tarafından söylenen “Neşeye Övgü” bölümünde, özellikle altı solistinin katkısıyla dengeyi sağladı.

Koroyu, halen topluluğun daimi şeflik görevini sürdüren Elnara Kerimova hazırlamıştı.

Seslendirme sonunda şef Burak Tüzün, koronun solistleri Güneş Kül, Ülkü Akkor (soprano), Zübeyde Ergün (altı), Çınar Onur Öner, Hakan Balyemez (tenor) ve Kemal Bodur'u (bas), arka podyumdan sahne önüne davet ederek, koristleri de ayrıca alkışlattı. Şefleri Elnera Kerimova'da sahneye davet edilerek kendisine çiçek sunuldu.

Konseri Hacettepe Üniversitesi Rektörü Prof. Dr. Haluk Özen eşiyle birlikte dinledi. Yönetici olarak gayet iyi tanıdığı Türev Berki'yi piyano başında ilk kez izliyordu. Özen'in meslekdaş konuğu ise Bilkent Üniversitesi Rektörü Prof.Dr. Abdullah Atalar'dı. Böylece, farklı statülerde de olsa orkestrası olan iki üniversitenin rektörü bir araya gelmiş oldu. Orkestrayı ayakta alkışlayanlar arasında Küba Büyükelçisi  Luis Alberto Amoros Nunez  de vardı.

KÜÇÜK NOTLAR

Bazı notları da aktarmak istiyorum.

. Projesi,Cumhurbaşkanı R.,T. Erdoğan tarafından daha önce hazırlanmış proje iptal ettirilerek Külliye'nin mimarı Şefik Birkiye'ye yaptırılmasını istediği, konser salonunda projede orkestra çukuru unutulmuş yeni konservatuvar binasının giriş alanından açık otoparka inen merdivenlerde düşme tehlikesi geçirdim. Çünkü merdiven aralıkları birbirine eşit yapılmamıştı! Hele bir tanesi neredeyse iki basamak yüksekliğinde tek basamaktı. Bir nevi tuzak gibi! Orada ayak boşa düşüyor. Merak eden gidip kontrol etsin!

. Resmî açılışına sadece 10 gün kalmış olan binanın giriş alanında, taşınmadan bu yana, müzisyen büstlerinin yerleşeceği kaideler duruyor. Büstler ise binanın hemen girişinde , duvar dibinde bekliyor! Bu iş Rektörlük ilgili dairelerininkapsama alanında olsa gerek. Konservatuvar yönetimiyle bir ilgisi yok. Güzel Sanatlar Fakültesi'nden gelip yerleştireceklermiş! Umarım 19 Mayıs'tan önce düzgünce yerleştirilir!

. Ana giriş bölgesinin peyzajı da tamamlanmış değil. Hemen karşıdaki bir dizi çamın dibi inşaat dönemindeki gibi duruyor.

. Notlar daha pek çok ama, şimdilik kendime saklıyorum.

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

9 Mayıs 2019, Ankara