Sezon yorgunluğuna mutlu son...


Murat Karahan için ilginç bir gündü. 25 Mayıs 2019 öğle sonrası saat 15.00'de önce yönetici ekibiyle Operaevi'nin fuayesinde basının önüne çıktı. Güleç yüzüyle bu yaz düzenlenecek festivalleri anlattı, gelenlerle tek tek ilgilendi, hatır sordu: http://www.sanattanyansimalar.com/bodrum-bu-yil-sanata-doyacak/4553/

Akşam da gene aynı güleç yüzüyle bu kez Congressium sahnesine sanatçı arkadaşlarıyla çıktı, sezonun kapanış konserinde dinleyicinin kalbini bir kez daha kazandı.

Her iki olaya da tanıklık ettim. Gördüğüm, Karahan hem Genel Müdür, hem de uluslararası tenor olarak, pozitif enerji yayıyor. Görünen yüzü fevkalade güleç, dili mültefit. Saat 20.30'u biraz geçe başlayıp yaklaşık üç saat süren gala konser sonrası, kim ne söyledi gibi ayrıntılara girmeden, bazı gözlem ve notları paylaşayım.

Sanat yönetmeni olarak Karahan'ın bizzat seçtiği solistlerin üçü Ankara, ikisi Mersin'dendi. Geçtiğimiz günlerde  Arnavutluk'taki 17. Uluslararası Marie Kraja Şan Yarışması'nda üçüncülük derecesini elde eden Mersin'den bariton Faik Mansuroğlu'nu ilk kez dinledim ve genç baritonun hem o dereceyi, hem de bu konserde yer almayı bileğinin, sesinin ve tekniğinin hakkıyla elde ettiğini düşündüm. Belki yarışmadaki hakkı, daha bile yukarılarıydı. Karahan, her fırsatta gençlere sahneyi açıyor, kendisinin önünün kesildiği dönemlerde yaşadığı olumsuz duyguları, bugünün başarılı gençlerine yaşatmak istemiyor.

 

Diğer solistler, soprano Görkem Ezgi Yıldırım bu dönemde üst düzey etkinlik gösteren bir isim. Mezzosoprano Ferda Yetişer, deneyimini sahneye iyi taşıyor, gününde olduğunda diyecek yok. Mersin'den tenor Bülent Bezdüz, deneyimli ve uluslararası bir ses, katıldığı yurtdışı kayıtlarıyla bugüne kadar birkaç kez Grammy Ödülü'ne ortak oldu.

Başkemancı sandalyesinde Erkin Onay'ın oturduğu Ankara DOB Orkestrası'nı, uzun zamandır Ankara sahnesinde görünmeyen şef Naci Özgüç yönetiyordu. Koroyu da şef Giampaolo Vessella hazırlamıştı. Bülent Aslan'ın yaptığı ışık tasarımıyla sahne mavi ile başladı, kırmızı ve yeşil ile devam etti.

Congressium'da yapılan konser ve temsillerde elektronik ses yükseltme en büyük sorundur. İlk kez bu denli dengeli, sesin özgün rengini bozmadan, metalikleştirmeden dinleyiciye ulaştıran iyi bir seslendirme düzenine tanıklık ettim. Bezdüz'ün ilk şarkısındaki küçük bir volüm ayarsızlığı dışında, seslendirme mükemmeldi. Demek ki, isteyince yapılabiliyormuş. Kim yaptıysa, kutluyorum.

Naci Özgüç, artık deneyimli bir şef olarak, sahnelerde daha fazla görünmeli. Konserin orkestra ve korolu üç Verdi eserinde, orkestra ve korodan çok iyi verim aldı. Talihin Kudreti Uvertürü, Aida'dan Zafer Marşı, Resmigeçit ve Dans, Il Travatore'den Çingeneler Korosu mükemmel icra edilip söylendi.

Murat Karahan dinleyici ile diyalog kurmayı sever. İkinci yarıda “Kerimoğlu Zeybeği”ni söylemeden önce, birkaç hafta önce Japonya'da Türk sanatını tanıtım amaçlı konserde, ekipte yer alan eski dansçı, şimdinin koreografı ve Ankara DOB Müdürü Volkan Ersoy'un zeybek oynayıp büyük ilgi gördüğünü anlattı ve Volkan Ersoy'u da sahneye davet etti. Asma davulcuyu da sahneye ortak ederek dinleyiden büyük alkış aldılar.

Okuyucularım bilirler, tüm konser ve gösterilerde fotoğrafları flaşsız kendim çekerim, bu iş için sessiz, hiç vızıltı bile çıkarmayan bir küçük makine kullanırım. Bu gala konserde arkamdaki sıra Büyükelçilere ayrılmıştı, koltuklara yapışık etiketlerde öyle yazıyordu, ama oraya başka şahıslar oturmuştu. Her solistten sadece birkaç kare çekiyordum o kadar, yani bi yuzıya yetecek kadar. Arkamda oturan kadın, üstelik sanırım opera-bale camiasının da içinden, emekli olup olmadığını bilmiyorum, sürekli taciz etti ve sonunda oturduğum koltuğu önce tekmeledi, sonra eliyle arkalığa vurdu, “yassah” diye de tısladı. İkinci yarıda da yanındakilerle birlikte başka bir yere geçti. Bunu yazmayacaktım ama, Nazende Sevgilim'deki tabloyu görünce yazmadan geçemedim.

Murat Karahan Nazende Sevgilim'i söyleyeceğini belirttiğinde tüm salon ayaklandı, alkışlar, ıslıklar... Karahan, provada korodan da katılmalarını rica ettiğini belirtti. Erkekler Korosunun arka sırası, seslendirme sırasında cep telefonlarının ışıklarını açarak sallamaya başladı. Dinleyici de cep telefonlarını sallayarak eşlik etti. Orkestradan da, bu parçada partisi bulunmayan trompetçi Mutlu Özel cep telefonunu coşkuyla sallıyordu. Ortaya bazı maçlarda stadyum tribünlerinde görünen türde bir manzara çıktı.

Parça bittiğinde dinleyici “Bir daha, bir daha” diye tempo tutunca, şef Naci Özgüç, Karahan'a doğru eğilerek birşeyler söyledi ve bagedini yeniden salladı. Nazende Sevgilim, aynı hava içinde tekrarlandı. Onca cep telefonu ışığı gözalıcı biçimde salonda ve koroda! Kendi kendime gülmeye başladım, ilk yarıda iki kare fotoğraf nedeniyle koltuğumu tekmeleyen kadının bu manzara karşısında neler hissettiğini düşünmeden edemedim.

Konserin sonuna Atatürk'ün Samsun'a çıkarak millî mücadeleyi başlatmasının 100. yılı nedeniyle Muammer Sun'un Kurtuluş film müziğinden “Karadeniz Marşı”, hemen ardına da Nejat Başeğmezler'in düzenlemesiyle Gençlik Marşı konulmuştu.

Karahan, önce bu iki marşı anons etti, Karadeniz Marşı başladığında sofitodan bir Türk Bayrağı ile Atatürk'ün bir resmi aşağı indi, koro üyeleri de Türk bayraklarını çıkardılar ve marşları bayrakları sallayarak söylediler. Salondan gene büyük bir alkış yükseldi. Gençlik Marşı, sahneye çıkan tüm solistlerin de katılımıyla söylendi.

İşte Ankara Operası, özellikle koronun çok yorulduğu bir sezonu böyle kapattı. Temmuz'da 10. İstanbul Opera Festivali'nde Turandot ve Troya ile yeniden sahnede olacaklar...

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

25 Mayıs 2019, Ankara