Işıközlü'nün “Destansı Oratoryosu” üzerine


Çanakkale Utkusu'nun 100. Yılı dolayisiyle, bu konuda yazılmış eski-yeni besteleri, çeşitli müzik kurumlarımız özellikle ulusal günlerde gündeme getirdiler. Bugüne kadar dinlediğim ve anımsadığım besteler şunlar:

Çanakkale Oratoryosu (Vasıf Adıgüzel'in bestesi. En çok seslendirilen eser. Son olarak bir ay kadar önce Baku'de seslendirildi.)

Şehitler Oratoryosu ( Hasan Niyazi Tura'nın bestesi. Librettosu eski KKK Aytaç Yalman'a ait. Özellikle operaevlerimiz tarafından seslendirildi)

Çanakkale Senfonisi ( Yiğitcan Gözoğlu'nun Dokuz Eylül Konservatvarı'ndan mezuniyet bestesi)

Şehidin Türküsü (Hasan Niyazi Tura'nın İKSV tarafından İstanbul Festival açılışı için ısmarlanan bestesi)

Ayrıca Can Atilla, Demir Demirkan gibi isimlerin de bu konuda beste yaptıklarını biliyorum ama seslendirilip seslendirilmedikleri konusunda bilgim yok.

10 Kasım Atatürk'ü anma günü akşamı ise Çetin Işıközlü'nün (d.1939) “Çanakkale Kahramanları, Destansı Oratoryo” adını verdiği orkestra, solistler ve koro için bestesini, Hacettepe Üniversitesi Senfoni Orkestrası'ndan, Devlet Çoksesli Gençlik Korosu ile Alegria Oda Korosu ve solistler, Beste Şahin (soprano), Gizem Büyükçolak (mezzosoprano), Dağhan Ergün (Tenor) Oğulcan Yılmaz (Bas) katılımıyla dinledik. İrfan Buzcu da anlatıcıydı. Koroları İnci Tığlı Ayağ ile Çiğdem Aytepe hazırlamışlardı.

Bu besteden sadece bir bölümü 2005 yılında CSO salonunda dinlediğimi anımsıyorum. Sonra Ankara, İstanbul ve Çanakkale'de değişik kurumlar tarafından seslendirildiğini biliyoruz.

Başlığının altında “Mehmet Akif Ersoy'un Çanakkale Şehitleri Şiiri Üzerine” notu da bulunan beste, 5 bölümden oluşuyor. Bütünü bir cümleyle nitelendirmek gerekirse, “ Kastamonu yöresinden Çanakkale Türküsü, tekbir ve salavat ilâhisi etrafında dönen, kasanın tek vuruşları ve trampet tremolalarıyla bağlantı sağlanmaya çalışıldığı, hayli basit bir müzik yazısı” bu. Müzik, bazı yaylı geçişleriyle çello solo hariç iyi tınlamıyor. Tempolar genellikle ağır. Örneğin orkestral giriş “Savaşın Tasviri / Yiğitler Harmanı” başlığını taşıyor ama müziğin savaşı yeterince tasvir edebildiği söylenemez.

Mehmet Akif'in şiiri, sadece “Dua” başlıklı son bölümde kullanılmış. Necmettin Halil Onan'ın Dur Yolcu şiiri, Atatürk'ün savaştaki sözleri, bestecinin Destancı Mustafa'dan esinlendiğini belirttiği ama esas kaynağı İhsan Ozanoğlu olup rahmetli Muzaffer Sarısözen tarafından notaya alınmış türkü, Çanakkale Geçilmez sloganı, tekbir ve salavat ilahisi makamları son bölüme gelinceye kadar bestenin temel sözel ve müzikal malzemesini oluşturuyor.

Çetin Işıközlü, orkestrayı da kendisi yönetti. İlk bölümde, tıpkı yıllar önce Bilkent Senfoni Orkestrasını kendi Ordu Senfonisi bestesini yönetirken olduğu gibi, bagedi elinden düşürdü ama çevik bir hareketle yeniden eline aldı. Sol eli, hayli sık belindeydi.

Karışık Koro , genellikle hep birlikte tek ses söyledi, Işıközlü bir bölümde koroyu iki ses ve solistlerle birlikte kullanmıştı sadece... Solistler hem kendi partilerini temizce söylediler, hem de ensemble olarak birliktelik sağladılar.

Pek çok opera bestesi bulunan Işıközlü'nün bu çalışması, dinlediğim öteki Çanakkale ve şehitler temalı eserlerle karşılaştırdığımda müzikal olarak bana yeterli gelmedi. ( Sen konservatuvar mezunu değilsin ki! yaftasını yapıştıracakları duyar gibi oluyorum!)

Işıközlü iki sayfalık özgeçmişinin haricinde, bestesiyle ilgili yarım sayfalık yazısında bu “destansı oretoryo”yu “duygusal açıdan en zorlandığı” beste olarak nitelendiriyor ve “Bazen sanat eserleri içeriğinin gerisinde kalabilir” diye ekliyor.

Dinsel müzikler, insanı uhrevi bir havaya sokabilir, duygularını kabartabilir. Amaç sadece bu ise sorun yok. Ama kuşaklara mal olacak, kompozisyon olarak övgüye, korunmaya değer besteleri de arşive kazandırmak istiyorsak, o zaman biraz daha düşünmek gerek.

Piyanoda türkü düzenlemelerini Hande Dalkılıç'ın icrasından keyifle dinlediğim Iışıközlü'yü, büyük ebatlı çalışmalarını çeşitli kurumlara çaldırtmak konusundaki başarısından ötürü kutluyorum.