Şiirimizin Ozan Anası Gülten Akın
Reklam
  • Reklam
GÜNAY GÜNER

GÜNAY GÜNER

İnceyazın

Şiirimizin Ozan Anası Gülten Akın

08 Kasım 2015 - 14:17

Türk ve dünya şiirinin Usta Ozanlarından Gülten Akın’ı da yitirdik. Böylesi büyük ozanların şiiri üzerine yazmak çok zordur. Çünkü ne yazsan eksik, çok eksik kalır. O üstün yapıta çok az yaklaşılabilir.

Gülten Akın için, gelenekle yeniyi en yetkin düzeyde birleştiren, buluşturan ozanlardandır, demek yanlış olmaz. Öylesine yeni bir şiirdir ki Gülten Akın’ın şiiri, okur olarak da boyutlanmalı, değişmelisiniz.

Alışıldık salt uyak kaygısından uzaktır örneğin. Akın’ın şiirini algılamak gelişmiş bir beğeniyi ve aynı zamanda halk, tarih bilgisini, giderek sevgisini gerektirir. Bunca yeni söyleyişi, bir Anadolu köylüsünün, insanının ağzından çıkar gibi dillendirebilmek ancak böyle bir ustalıkla olanaklıdır.

Bazen bir ozandan kalan, dillerde derin bir güzelduyuyla yer tutan, yinelenen iki dize bile çok değerliyken, Gülten Akın’ın şiirinden çok şiir, dize kaldı yarına. Ne mutlu ki böyle.

Ah, kimsenin vakti yok

Durup ince şeyleri anlamaya

(İlkyaz)

Bir roman kadar uzun bu tümce

̶ Sonra işte yaşlandım.

(KISA ŞİİR/bir)

Gülten Akın toplumcu Türk şiirini, ulaşılması emek isteyen bir düzeye taşıdı. Genelgeçer toplumcu şiirin tersine, yalnızca gür seslenişle sınırlı bir şiir değildir. Giderek yüksek sesle seslenen bir şiir olmadığı bile söylenebilir. Gülten Akın şiirinin iletisi kararlılığında, sessiz ama güçlü çağrışımlarındadır.

UZUN YAĞMURLARDAN SONRA

Sen yağmurlu günlere yakışırsın

Yollar çeker uzak dağlar çeker uzak evler

Islanan yapraklar gibi yüzün ışır

Işırsa beni unutma

 

Alır yürür sıcak mavisi gökyüzünün

Kuşlar döner uzun yağmurlardan sonra bir gün

Bir yer sızlar yanar içinde büsbütün

Her şeye rağmen ellerin üşür

Üşürse beni unutma

 

Yeni dostlar yeni rüzgârlar gelir geçer

Yosun muydum kaya mıydım nasıl unuttular

Kahredersin başın önüne düşer

Düşerse beni unutma

(1954)

 

“Kestim Kara Saçlarımı” şiiri bir dönüm noktası sayılır.

 

KESTİM KARA SAÇLARIMI

Uzaktı dön yakındı dön çevreydi dön

Yasaktı yasaydı töreydi dön

İçinde dışında yanında değilim

İçim ayıp dışım geçim sol yanım sevgi

Bu nasıl yaşamaydı dön

 

Onlarsız olmazdı, taşımam gerekti, kullanmam gerekti

 

Tutsak ve kibirli -ne gülünç-

Gözleri gittikçe iri gittikçe çekilmez

İçimde gittikçe bunaltı gittikçe bunaltı

Gittim geldim kara saçlarımı öylece buldum

 

Kestim kara saçlarımı n'olacak şimdi

Bir şeycik olmadı - Deneyin lütfen -

Aydınlığım deliyim rüzgârlıyım

Günaydın kaysıyı sallayan yele

Kurtulan dirilen kişiye günaydın

 

Şimdi şaşıyorum bir toplu iğneyi

Bir yaşantı ile karşılayanlara

Gittim geldim kara saçlarımdan kurtuldum

Gülten Akın’ın şiirinde kırdan kente (sağlıksız) göçün, kent insanının, giderek çocuklarının yalnızlığı, yine kentlerin alabildiğine vurgunculuk alanına dönüşmesi, korkunç yozlaşma, insanlığı yitiriş, duyarsızlık çarpıcı biçimiyle işlenir.

 

ANNESİ ÇALIŞAN ÇOCUĞUN AĞIDI

Attım. Boyalar ne işe yarayabilir

Yalnızlık için karadan başka

Hangi rengi kullanabilirim

Kuru masa, donuk tavan, somurtuk halı

Solgun durmalı resimlerim

 

Pencerem kuşları çekmiyor

Soluğu azaldı nergislerin

Üç tarak olsa taranmaz Yuku-Lili’nin saçları

Ben annesi çalışan bir çocuğum

 

Yollarda damlarda eski yazdan kalma

Mavi çizgileri kar gelir kapatır

Sustum. Sevincin sesleri de

Bir iki deneyip susacak

Duvar diplerinde kedisel çığlıklar

Bahçelerde çirkin kasımpatları açmalıdır

Gülten Akın’ın şiiri anaerkil köklerimizin şiiridir. Direnişin, devrimin ozan anasıydı. İşkencelerde kanları dökülen, canları alınan oğulların, kızların çağdaş ağıtçısıydı. Onun şiirinde haykırışları duymamak olanaksızdır. Direnişe dönüşen hüznün şiirini yazdı Gülten Akın.

Bu büyük şiir insancılığın yanı sıra bağımsızlıkçı, aydınlanmacı, eşitlikçi, özgürlükçü, laik, ulusçu ekinimizin güçlü ırmaklarındandır; Türkiye’nin geleceğinde, akan zaman içinde değeri daha iyi anlaşılacaktır.

Gülten Akın, Işık Kansu ile bir söyleşisinde "Biz ozanlara, ütopyaların kaldığı bir süredir kesinlik kazandı” diyordu. Ve ekliyordu: “Kuşkularımızın, kaygılarımızın, acılarımızın ortasında bile elimizden alınmayan, alınamayacak olan düşgücümüz var. İç gücünün, ahlaksal değerlerin pratikten, düşünden çekildiği yerde, insan düşlerine girdiği ve orada daha derinleşip daha yaygınlaştığı görülmüyor mu? …Kimi kez dilimizin belasını bize çektirirler. Kimi kez kendimiz kendimize çektiririz. Ülkemizde şu son 10 yıl içinde bunca ozanın gitmesi bir rastlantı mıdır? (Işık Kansu, “Biz Ozanlara Ütopyalar Kaldı”, Söyleşi, Cumhuriyet, 3 Ağustos 1992).

"Yanlış mı belledim, insan sorumluluktur" diye yazan Akın’ın yaşamı sorumluluk üzerine kurulu bir anıttır. Yakınlarının, halkının işkence, mahpusluk acılarıyla geçen, ulusuna sorumlulukla geçen bir yakıcı ve anıt yaşam sona erdi.

Gülten Akın, şiirimizin anası ışıklar içinde yatsın.

Türk halkının suyunu kesmek gerek artık, güze alışsın! Önce uzun bir güz, ardından sert bir kış bekliyor onu. Suyunu kesmeli ki alışsın!

 

Bu yazı 2340 defa okunmuştur .

Son Yazılar