İDOB-İDSO dev ortak projesi görkemliydi.
Reklam
  • Reklam
İSMAİL HAKKI AKSU

İSMAİL HAKKI AKSU

İstanbul'da Sanat

İDOB-İDSO dev ortak projesi görkemliydi.

16 Mayıs 2018 - 21:53

İstanbul seyircisi Aya İrini’de olağanüstü güzellikte bir akşam yaşadı. Elli yılı aşkın olarak, opera ve klasik müzik etkinliklerini yakından izliyorum. İstanbul Devlet Opera ve Balesi ve İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası işbirliği ile düzenlenen Leyla Gencer’i anma konseri için, son yıllarda İstanbul’da bu derece mükemmel bir etkinlik yapılmadığını söyleyebilirim. Her şey o kadar mükemmeldi ki, orkestra şefinden, solistler, koro ve orkestraya kadar, tüm sanatçılar adeta Leyla Gencer’e olan saygılarını en iyi şekilde dile getirdiler. Bunda eserin mükemmel yapısı ile, Aya İrini gibi bir ortamın büyülü etkisinin de önemli payı vardı.

İDOB-İDSO ortak projesi olan bu konser, her iki kurumun da üzerinde bir yıldan beri çalıştıkları bir projeydi. 10 Mayıs 2008’de Milano’daki evinde hayata veda eden, 20.yy’ın en önemli sopranolarından olan belcanto ustası, tüm Dünya’da “Türk Divası” olarak bilinen Leyla Gencer’in repertuvarında Verdi, önemli bir yer teşkil ediyordu. Giuseppe Verdi’nin, ünlü İtalyan edebiyatçı Manzoni’nin ölümü için bestelediği, büyük yankı uyandıran, non-operatik çalışması olarak literatürdeki yerini alan Requiem, Leyla Gencer’in anısına, Aya İrini Müzesi’nin büyülü atmosferinde muazzam bir şekilde yorumlandı.

İstanbul Devlet Opera ve Balesi Korosu ve İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası eşliğindeki konserde, konuk olarak Meksikalı tenor Fabian Lara vardı. Diğer solistler soprano Perihan Artan, mezzosoprano Nesrin Gönüldağ ve bas Suat Arıkan'dı. Koro şefi konuk İtalyan Emanuela Aymone'ydi. Yıllarca İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nde çalışmış olan Antonio Pirolli de orkestra şefliğini üstlendi.

Konserden önce, yapılacak prodüksiyonu daha iyi anlamak için üç kez provasını izledikten sonra zaten bende aşağı yukarı bir fikir oluşmuştu. Aya İrini’deki konser için biletler günlerce önceden tükenmiş, salonda tüm sandalyeler tamamen dolmuştu. Tüm sanatçılar yerini aldıktan sonra şef Antonio Pirolli’nin deneyimli yönetimiyle konser başladı. Birinci bölüm olan Requiem ve Kyrie, ağır ve pianisimo olarak başladı. Koronun ardından solistlerin katılımı ise dengeli ve uyumlu bir ansabl olarak icra edildi.

2. bölüm olan Dies irae tüm azametiyle timpani, davul, tüm orkestra ve koronun fortessimoları giderek sakinleşen bir havaya büründü. Tuba mirum’da orkestradaki trompetin fanfarlı tempolu girişi üst galerilerde karşılıklı olan trompetleri adeta uyardı. Trompetler ve bakır nefesliler arasındaki karşılıklı atışmalar son derece görkemliydi. Koro ardından basların dengeli piyano tınıları yerindeydi. Mezzosoprano partisi olan Liber scriptus Nesrin Gönüldağ için zor bir bölüm değildi, koronun da katılımı ile güzel bir şekilde icra edildi. Quid sum miser bölümü fagot solosu eşliğinde soprano, mezzosoprano ve koro ile icra edilirken daha sonra tenor ve basın katıldığı güzel bir bölüm. Rex tremendae bölümü, bakır nefeslilerin açılışı ve koro ile başlar ve solistlerin de katılımı ile güzel bir ansabl olarak son buldu. Recordare soprano ile mezzosopranonun güzel düetidir. Tenor partisi olan Ingemisco'nun Meksikalı solist tarafından icrasından sonra, Confutatis, basın solo olarak katıldığı bölüme, koronun da katılımıyla, Suat Arıkan için hiç zor olmadan, güzel bir şekilde tamamlandı. Lacrymosa solistler ve koro ile icra edilen çok güzel bir bölüm. Bence bu bölüm eserin leitmotivi gibi. 

3. Bölüm Offertorio solistler birlikte icra ettikleri letmotive olan diğer çok güzel bir bölümdür. 

4. Bölüm de Sanctus trompetlerin fanfarları ile başlayan çok güzel bir koro parçası.
5. 
Agnus dei Tanrı’nın Kuzusu anlamına gelir ki burada Hz. İsa kastedilmektedir; soprano, mezzosoprano düeti ile koronun da katılımı ile icra edilen çok güzel melodileri olan dua niteliğinde bir parçadır.
6. Bölüm olan
Lux aeterna, yaylıların hızlı arşeleri ardından mezzosoprano, bas ve tenor triosu ile flüt sololu güzel bir parçadır.
7. Bölüm
Libera me adındadır ve sopranonun cüretkar motifleri korodan gerekli karşılığı alır. Artık coşkulu bir bölüm başlar. Sopranonun ezgilerinden sonra Agnus Dei’nin son kez karşımıza çıktığını görürüz. Soprano ve koronun güzel birlikteliklerinden sonra tempo yavaşlar ve sakince eser sona erer. Tabi eser sona erer ermez, dinleyici sondaki esleri de iyi takip ederek, şefin bageti tamamen hareketsiz kalınca alkış kopar Aya İrini’de. Hem de ne alkış! Herkes ayakta alkışlar tüm kadroya. Çiçekler verilir, ama alkışlar kesilmez. Seyircilerin bu coşkulu alkışları karşısında İDOB Müdür, Sanat Yönetmeni ve konserin solisti Suat Arıkan, seyircilere, elleriyle bir şey söyleyeceğini işaret ederek onların alkışları durdurdu:

‘’Bildiğiniz gibi, Leyla Gencer’in 2008’de ölümünden itibaren onu her yıl anıyoruz, onun için konserler düzenliyoruz. Ancak, onuncu ölüm yılı olan 2018’de, İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası ile işbirliği ile, üstelik abartarak, onun söylemekten çok mutlu olduğu ve çok sevdiği, Verdi’nin çok üst düzey bir eseri olan Requiem’i Sanat Kurulunca seçtik ve bir yıldır bu işle uğraşıyoruz.

Biliyorsunuz, Leyla Gencer birçok ülkeye gittiği gibi Meksika’ya da gitmişti. Meksika’dan tenor getirdik (konuk tenor Fabian Lara’yı işaret etti). Biliyorsunuz, bu eserin korosu oldukça zor, İtalya’dan inanılmaz bir koro şefi getirdik, Aymone! Aramızdan seçilen sanatçılarımızdan Perihan Nayır ve Nesrin Gönüldağ, ne istediysek, ne dediysek yaptılar; inanılmaz bir grup (İDSO ve İDOB Koroyu işaret ederek) bunlara da bir alkış! İstanbul, Türkiye ve yurt dışındaki sanatseverlerin yakından tanıdığı, inanılmaz değerli, onu provalarda izlediğim zaman şefliğe hevesleniyordum, artık vazgeçtim; şefimiz Antonio Pirolli. Bugün Sabah Gazetesini okuyanlar bilir, onun için sizlerden bir protesto rica ediyorum. Leyla Gencer unutuldu, Devlet Opera ve Balesi onun için hiçbir şey yapmadı diye yazılmış. Lütfen yanımızda olun.’’


Yukarıda da bahsettiğim gibi, bu konser son yılların en büyük ve başarılı konserlerinden en önemlisi. Her şeyden önce eser mükemmel, orkestra, koro, solistler, koro şefi, orkestra şefi harikulade bir maestro. Birçok sanatçının ortak fikri şuydu: “Pirolli ile çalışmayı özlemişiz, o bagetini sihirli bir değnek gibi tüm grubun farklı bir tını ile ses vermemizi sağlıyor.” Ben de bu görüşe katılıyorum, çünkü maestro yıllarca İDOB orkestra şefliğini son derece başarılı olarak yapmış, birçok eserin daha çok ilgi görmesinde onun büyük ölçüde etkisi olmuştur. Solist sanatçılarımız soprano Perihan Artan, mezzosoprano Nesrin Gönüldağ, konuk Meksikalı tenor Lara Fabian ve bas Suat Arıkan, besteci Guiseppe Verdi’nin yazdığı notalardaki referanslara uygun olarak, olması gerektiği gibi, başarılı bir şekilde konseri tamamladılar. Zaten, bunu gören seyirciler de memnuniyetlerini alkışlarla fazlasıyla gösterdiler.

Konserden sonra görüştüğüm İDSO Müdürü Sezai Kocabıyık, İDOB ile birlikte proje yapmaktan çok mutlu olduklarını, bunun devam etmesini daima istediklerini ve bundan da çok keyif aldıklarını söyledi.

Leyla Gencer’in ölümünün 10. Yılında onun anısına yapılan bu konser, her iki kurum için de bir zafer niteliğindedir. Bu zaferde herkesin emeği vardır. İDOB-İDSO iş birliği de çok büyük başarıya imza atmıştır. Bu birlikteliğin sürmesi de çok yararlı olacaktır.

MİLANO LA SCALA’DA LEYLA GENCER SERGİSİ ANISINA AIDA OPERASI TEMSİLİ

Ülkemizde yapılan bu etkinliklerin, belki de daha fazlası, Diva’mızın uzun yıllar çalıştığı Milano La Scala Operası’nda gerçekleştiriliyor. Tiyatronun Arturo Toscanini salonunda onun fotoğraflarından oluşan bir sergi açıldı. Teatro alla Scala, ona La Scala'daki en önemli etkinliklerin bazılarını gerçekleştiren Pier Luigi Pizzi ve Franca Cella'nın küratörlüğünü yaptığı Ridotto dei Palchi “Arturo Toscanini” salonunda bir fotoğraf sergisi ile hazırladılar.

Peir Luigi Pizzi onu şu sözlerle anıyor: “LEYLA GENCER? Bir efsane. Muazzam bir sanatçı. Benim yapmış olduğum sadece, çok özel bir dostluğun uzun yıllar boyunca tamamen taahhüt, özveri, titizlik, öz eleştiri ve sonsuz minnettarlık üzerine inşa edilen olağanüstü bir kariyer için mutlak hayranlığın bir ifadesidir. Sanatçının tarzı, zarafeti, sınıfı, zekası; kültürü, ironi, mizah, dürüstlük, cömertlik içeriyor. Harika bir kadın. ”

Sergi Eylül’ün 16sına kadar açık olacak ve müzesinin halk tarafından ve izleyiciden gösterileri aralıklarla sırasında gün boyunca ziyaret edilebilecek. Ayrıca La Scala Operası Leyla Gencer anısına Verdi’nin Aida operasını da sahneliyor.

 İSMAİL HAKKI AKSU

16 Mayıs 2018

Bu yazı 456 defa okunmuştur .

Son Yazılar