İstanbul Resitalleri'nden bir dâhi geçti...
Reklam
  • Reklam
İSMAİL HAKKI AKSU

İSMAİL HAKKI AKSU

İstanbul'da Sanat

İstanbul Resitalleri'nden bir dâhi geçti...

16 Haziran 2018 - 21:22

İstanbul Resitalleri 11. Sezonunu, Daniel Barenboim'ın keşfi olan Ürdünlü dâhi piyanist Karim Said konseri ile kapattı. Henüz 30 yaşında olan bu genç piyanist 12 Haziran 2018 akşamı, İstanbul Emirgan Sakıp Sabancı Müzesi The Seed konser salonunda, İstanbul Resitalleri’nin sezon kapanış konserinde, çok farklı bir repertuvarla seyirci karşısına çıktı. Konserin her iki yarısında da önce bir Barok, sonra çağdaş, en son olarak da Alman romantiklerine yer verdi. Yorumcu, kronolojik bir sıra yerine böyle bir listelemeyi tercih etmiş.

Önce, XVI. YY İngiliz Barok dönemi bestecilerinden William Byrd’ın (1540-1623) Legacy (Miras) adlı eserinden ‘’Qui Passe’’ bölümünü seslendirdi. Henüz 20 yaşında iken Lincoln Katedrali koro şefliğine getirilen, gerçek bir Rönesans bestecisi olan Byrd ile çağdaş Avusturyalı bestecisi Arnold Schoenberg besteleri arasındaki benzerlik şaşırtıcıdır. Bestecinin Qui Passe adlı klavye için bestelediği eseri, onun ‘’My Ladye Nevells Booke’’ adlı çalışması içinde yer alır.

Said, ikinci eser olarak, Byrd ile benzerlikleri olan, atonal müziğin öncülerinden Schoenberg’in Op.11 üç piyano parçasını icra etti. Eser I. Mässige Viertel, II. Mässige Achtel, III. Bewegte Achtel olarak üç bölümlüdür. İlk iki bölüm Alman romantiklerinin izinde iken, üçüncü bölüm daha farklıdır. Besteci bu eserini, tonal müzikten atonal müziğe geçiş döneminin başlangıcı olarak kabul eder. Karim Said, konserine başlayıp da salona sunduğu o olağanüstü güzel melodiler, klavyeye olan hakimiyeti, onun ne derece başarılı bir yorumcu olduğunu anında belli etti.

Bir barok eserden hemen sonra, çağdaş, hem de atonal, tamamen farklı çağın, ancak, özellikle repertuvara alınmış bir müziğe geçişteki başarısı inanılmazdı. Tuşlara bu derece hakim virtüöz, salonda kendisini dinleyenlerin hepsini de kendisine hayran bıraktı.

Said, ilk bölümün son eserinde, Almanların 3 ‘’B’’sinden Brahms’ın Op. 18b Re Minör Çeşitlemeleri ile atonalden romantizme geçiş yaptı. Brahms 1860 yılında yazdığı yaylılar altılısının Re Minör tonundaki ikinci bölümünü sonradan ‘’Tema ve Çeşitlemeler’’ olarak yeniden bestelemiş ve hocası Robert Schumann’ın eşi olan Clara Schumann’a ithaf etmiştir. İşte bu dönemde de Brahms ile Clara arasında duygusal yakınlaşma başlamış, ancak, genç besteci hocasına olan saygısından dolayı arada mesafe oluşturmuştur. Karim Said romantik eserlerde de olağanüstü başarılıydı. Alkışlarla ilk yarı sona erdi.

Konserin ikinci yarısı da aynı formatta başladı. William Byrd’ın öğrencisi olan İngiliz orgcu ve besteci Thomas Tomkins’in (1572-1656) yavaş ve neşeli birer dans müzikleri türü olan, Lord Strafford’a ithaf edilen, klavye için Pavan & Gaillard’ı seslendirdi.

Baroktan sonra yine çağdaşlardan II. Viyana Ekolü’nün, Schoenberg ve Berg ile birlikte anılan Anton Webern’e (1883-1945) geçiş yaptı. Bestecinin iki küçük piyano parçası olan ‘’Kinderstück’’ (Çocuk parçaları) ve ‘’Klavierstück’’ (Piyano parçaları) adlı eserlerini aynı güzellikte seslendirdi.

Son parça ise, yine bir Alman romantiği olan Beethoven’in 15 çeşitlemeden oluşan Op. 35 Mi bemol majör ‘’Eroica Varyasyonları’’ydı. Beethoven’in 32 yaşında iken bestelediği Füg ve 15 çeşitlemeden oluşan bu eserin ana teması, ertesi yıl besteleyeceği 3. Senfonisi Eroica’nın ortak temasıdır. Solistimizin bu çeşitlemelerdeki başarısı da konserinin doruk parçası oldu. Konser sonunda öylesine alkış aldı ki, bis olarak 3 parça daha seslendirdi, ki bir tanesi de kendi bestesi idi. Son derece yetenekli ve usta bir piyanist olan Karim Said, 2 yıl önce de İstanbul’a gelerek konser vermişti. O zaman da basının ilgi odağında olmuş, başarısı uzun süre belleklerde kalmıştı.

KARİM SAİD KİMDİR:
Ürdün doğumlu Karim Said'i 10 yaşındayken keşfeden dünyaca ünlü şef Daniel Barenboim'ın onu dinler dinlemez "Ona ne öğretebilirsiniz ki o zaten her şeyi biliyor!" dediği dahi piyaniste dünyanın önde gelen eleştirmenlerinden Norman Lebrecht de "...onu daha da fazla dinlemek istiyorum!" sözleriyle referans oluyor.
2009'da İngiliz şef Sir Colin Davis'in (1927-2013) bageti altında İngiliz Oda Orkestrası eşliğinde Londra Barbican Center ve BBC Proms kapsamında Daniel Barenboim'in bageti altında Batı-Doğu Divanı Orkestrası eşliğinde Royal Albert Hall'da gerçekleşen müthiş performansları Karim Said'in profesyonel kariyerinde bir dönüm noktası oldu. 
1988'de Ürdün'ün başkenti Amman'da doğan ve Berlin'de yaşayan sanatçı, ilk piyano derslerini Rus hocası Agnes Bashir-Dzodtsoeva'dan aldı. 2000 yılında, 12 yaşındayken İngiltere'ye taşındı. Dünyanın en gözde müzik okullarından Purcell'de ve daha sonra Royal Academy of Music'te piyano, beste ve şeflik dersleri aldı. Her iki okula da tam bursla kabul edildi. 2008'de Purcell tarafından 'Karim's Journey' adını taşıyan dökümantasyon bir film hazırlandı. Film, İngiliz BBC4 kanalı prodüksiyonunda Christopher Nupen tarafından çekildi. 
Karim Said'in bugüne kadar sahneye çıktığı salonlar arasında Ottowa'da National Arts Center, Milano'da La Scala, Londra'da Royal Albert Hall, Cadogan Hall ve Southbank Centre, Moskova'da Tchaikovsky Hall, Tokyo'da Musashino Civic Cultural Hall gibi prestijli salonlar, davet aldığı festivaller arasında Fransa'da La Roque D'Antheron, Lucerne ve ‘'Piano Aux Jacobins'' festivalleri, Avusturya'da Salzburg Müzik Festivali, İngiltere de "International Piano Series" ve "The Rest is Noise festival" sayılabilir. 
Karim Said, Opus Arte etiketiyle Ocak 2015'te yayınlanan 'Echoes from an Empire' adını taşıyan ilk solo albümünde Alban Berg, George Enescu, Bela Bartok, Anton Webern, Leos Janacek ve Arnold Schoenberg'in eserlerini seslendirdi. Sanatçının kayıtlarını henüz bitirdiği yeni albümü ise bu sene Kasım 2018'de piyasaya çıkıyor öncesinde ise albümün prömiyeri, Berlinde 4 Ekim'de Pierre Boulez Saal'da vereceği resital ile gerçekleşiyor. 

Karim Said çok olumlu eleştiriler de aldı. Örneğin Norman Lebrecht ‘’Müziğe verdiği biçim, yorumlayıcı içgüdü ve üstün zekasıyla ile ilgili hiçbir şaşkınlık yoktu ve ben daha fazla duymayı bekledim.’’ derken, The Independent ‘’Doğuştan iletişimci’’ benzetmesini yapmış.

Buna benzer birçok övgülerle anılan Karim Said, gerçekten bu yakıştırmaları hak edecek bir konser gerçekleştirdi. Konseri izleyen herkesteki ortak kanı şu idi:

‘’Bu çocuk gerçekten bir dâhi’’. Bence de öyle.

İsmail Hakkı Aksu

Bu yazı 709 defa okunmuştur .

Son Yazılar