Erbil-Sağdıç: Müthiş bir anı defteri
Reklam
  • Reklam
MONAD BALKAN

MONAD BALKAN

İzlenimler

Erbil-Sağdıç: Müthiş bir anı defteri

02 Şubat 2017 - 17:28

Devrim Erbil Sergisi & Ozan Sağdıç fotoğraf sergisi

1-25 Şubat 2017

(Çağdaş Sanatlar Merkezi;

Kenedi cad. No.4 Kavaklıdere Ankara 0312 4682105 info@csm.com)

 

 

 

 

Dört katlı binaya girerken sıkı bir güvenlik kontrolünden geçiyoruz.

Burası Çankaya Belediyesine ait popüler bir sanat merkezi. Belediye burada önemli sergiler düzenledi ve düzenliyor. Zeminle birlikte dört kat olan binanın asma katında ülkemizin başta gelen fotoğraf sanatçılarından Ozan Sağdıç’ın fotoğraf sergisi bizi karşılıyor. Devrim Erbil’le elli yıla varan dostlukları sırasında Erbil’in çeşitli fotoğraflarını çekmiş. Sanatçının gencecik halinden başlayarak bugüne kadarki yaşam ve sanat serüvenini yaşıyoruz. Müthiş bir anı defteri. Dostluklardaki vefanın, bağlılığın imrenilecek bir örneği.

Sokaklar eksi dokuz derece. Bu sene kış dondurup duruyor. Bir darbe Balkanlardan bir darbe Sibirya’dan, bir de Kuzey Avrupa’dan… Kuzeyde başka kıta olsa oradan da bir ayaz gelecekti kuşkusuz. Uzun sürdü, sürüyor. Keyifler pek yok.

Binanın üstteki iki katında Devrim Erbil’in eserleri yer alıyor. Şiirsel İstanbul. Sanatçı belli ki İstanbul aşığı. Ben de öyleydim bir zamanlar. İstanbul’un İstanbulluluğu kalmayalı beri aşkım eski sararmış solmuş bulutlarda kaldı.

Her ne kadar serginin retrospektif olduğu belirtiliyorsa da Devrim Erbil yaptığı konuşmada eserlerinin retrospektiften çok Ankara’da sergilenmemiş eserlerinden bir seçki olduğunu belirtti.

Devrim Erbil’in resimlerini son yıllarda hemen her yaz Bodrum Yalıkavak’ta, Mine Sanat Galerisinin düzenlediği sergilerde görüyorum. Bodrum’un boğucu ve sarı sıcağı, Ankara’nın sevimsiz ve gri buz havası İstanbul şiirselliğini anlatan tabloların farklı yer ve atmosferlerde farklı algılara yol açmasına neden oluyor doğal olarak. Eserler de çevrenin durumuna göre reaksiyon gösteriyorlar. Kah neşeleniyor kah biraz somurtuyorlar. Ama biz onları sevdikçe şöyle bir kımıldayıp bizimle yaşamımıza katılıyorlar.

Hepimiz olmasa bile çoğumuz oradayız. Ufak bir kısmımız ise oradaydı; 19 aralık 2016 günü aynen bu mekanda Rusya’nın Ankara Büyükelçisi Andrey Karlov bildiğimiz gibi dini sloganlar atan bir terörist tarafından herkesin gözü önünde konuşma yaparken suikaste kurban gitmiş ve bazı arkadaşlarımız da olaya şahit olmuşlardı. Karlov, Ankaralılar tarafından tanınan ve sevilen pek popüler bir diplomattı. Mahallesindeki esnafın arkasından çok ağladığını anlattılar. Yaşadığı sokak ile Çankaya Belediyesi Çağdaş Sanatlar Merkezi'nde öldürüldüğü salona Lavrov’un adı verildi. Rusya’da da ‘Rusya Federasyonu Kahramanı’ adlı en yüksek dereceli madalya uygun görülmüş.

Hayat tekerrürden ibaret. O gün de Rusya Devlet Başkanı Putin hemen hemen ayni bir kış mevsiminde 1829 yılında Tahran’da büyükelçilik görevi sırasında yine bir aşırı dinci tarafından öldürülen besteci, şair, diplomat Alexander Griboyedov’un anısına düzenlenen bir törene giderken Ankara’daki bu müessif olay olmuş. Carl Gustav Jung’unsenkronizasyon’ (eşzamanlık) tezi hemen hatırama geldi. Zaman ve mekan değiştiği için ‘eşzamanlık’ terimi yerine kullanacağım ‘eşolay’ meydana geliyor.

Yaptığımız iyi veya kötü edimler başka zaman ve mekanda bu senkronizasyon nedeniyle kendimize dönüyor. Bumerang gibi.

Ozan Sağdıç’ı 1965 yılında tanımıştım. Daha o zaman, sanırım otuz yaş dolayındaydı, Türkiye’nin en tanınmış üç dört sanat fotoğrafçısından biri olarak tanınıyordu. Fotoğraf sanatçısı olan müşterek arkadaşımız Gültekin Çizgen, ressam Muhsin Kut ve Afife Bilek’le birlikte Cebeci’deki evlerinde ziyaretlerine gitmiştik. Her şey dün gibi.

Ozan Sağdıç, sergisine ‘Sağdıç’ın Sağdıçı Devrim Erbil’ ismini vermiş. Yukarıda da değindiğim gibi bizi Devrim Erbil’in yaşamında tatlı bir serüvene götürüyor. Tabii usta bir fotoğraf sanatçısının anlatısından bu serüveni yaşamak ayrı bir keyif.

Devrim Erbil sadece resimlerini değil halı ve kilimlerini de sergiliyor. Bu yönünü bilmiyordum. Orijinal desenler, buluşlar.

Belli sayıda basılan sergiyle ilgili kitabı alamadım. Gördüğüm kadarıyla mükellef bir eser.

Tabii serginin kahramanı İbrahim Karaoğlu’nu anmak ayrı bir zevk. Bu mükemmel serginin başarılı küratörü. Programında daha başka sergiler de var bu sezon.

Monad Balkan

1 Şubat 2017

Bu yazı 2381 defa okunmuştur .

Son Yazılar