Mitolojinin Siren'leri St. Esprit'te nasıl Sirene'ye...
Reklam
  • Reklam
OSMAN ENFİYECİZADE

OSMAN ENFİYECİZADE

Konser Arkası

Mitolojinin Siren'leri St. Esprit'te nasıl Sirene'ye dönüştü?

28 Aralık 2019 - 14:58

İstanbul'daki St. Esprit Kilisesi'nde 21 Aralık Cumartesi akşamıçok farklı koral bir yeni yıl konseri verildi. Sanat yönetmenliğini ve şefliğini Volkan Akkoç'un (d.1984 ) yaptığı kadınlardan kurulu "Sirene " korosu, sıradışı renkli repertuarı, kilisenin muhteşem akustiği ve ruhanî iklimiyle dinleyicilerine nadir denk gelebilecekleri keyifli bir konser performansı sergiledi.

Konseri farklı kılan bir diğer öge, Ekim 2019'da kurulan ve yaklaşık 2 aylık eğitime sahip "Akademi Sirene" öğrencileriyle Sirene Koro'nun ilk defa birlikte sahneye çıkmasıydı. 14 parçalık repertuarın J.S. Bach "Ave Maria", Makedonya yerel şarkısı "Sto Mi E Milo" ve Franz Xaver Gruber "Silent Night" adlı üçünü 46 kadın soprano ve altodan oluşan bir koro olarak icra ettiler. St. Esprit'in eşsiz akustiği ile birleşen 46 kadın sesinin benzersiz tınısı kiliseyi tıklım tıklım dolduran seyircilerine tüylerini diken diken eden bir konser deneyimi yaşattı.

Beste ve düzenlemeleri Volkan Akkoç'a ait Türkçe eserlerin yanı sıra Meksika'ya kadar ulaşan geniş bir coğrafyadan farklı eserleri içinde barından 14 eserlik bu çok renkli repertuar ile dinleyicileri Doğu Avrupa ağırlıklı ezgiler arasında keyifli bir yolculuğa çıkarttı.

Yılbaşı konseri anlayışına yepyeni bir bakış açısı ile hazırlanmış Sirene Korosu ve Akademi Sirene ortaya koydukları performans ile izliyicilerin büyük beğenisini kazanarak konser bitiminde uzun süre alkışlandılar.

Volkan Akkoç'la kendisini, "Sirene Koro"yu ve "Akademi Sirene"yi anlatması için konser öncesi biraraya geldik. “Sirene" korosunun kuruluş hikâyesi şöyle : Genç şef 2012 yılının Ağustos ayında Macaristan’da dünyanın önemli kadın korolarından biri olan Cantemus ProMusica ve onun şefi Denes Szabo ile çalışma imkanı bulmuş. Bu deneyiminden sonra Türkiye’de bir Kadınlar Korosu kurma fikri kafasında yer etmiş. Özellikle Kadınlar Korosu kurmaktaki amacını farklı bir tınısı olması, estetik bir müzikal tarafı, hem de Türkiye gibi kadın haklarında sıkıntılı bir ülkede kadınların ne kadar kaliteli şeyler üretebileceğine dair hayalinin büyük etkisi olduğunu söylüyor. Ayrıca bir sohbetlerinde önemli koro şeflerimizden Gökçen Koray'ın bu alanda amatör ya da profesyonel bir koro olmadığını ve bir kadın korosunun Türkiye'de kurulması gerekliliğini vurgulamış olması da kararında rol oynamış.

Sirene isminin nereden geldiğini kendisine sorduğumda, hikayesini şöyle anlattı. 2014 yazında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’ndan mezun opera öğrencilerinden kurduğu küçük bir grupla çalışmalarına başlamış. Gruptan birisi “Sirene” ismini önermiş, herkes beğenince kendilerine isim olarak seçmişler. Bu coğrafyanın da mirasını taşıyan mitolojinin gizemli ve büyüleyici yaratıkları Sirenler’den gelen isim, herkes tarafından benimsemiş durumda.

Volkan Akkoç ilerleyen yıllarda şan eğitimi almamış fakat deneyimi yüksek düzeyde olan, uzun seneler korolarda söylemiş koristler arasında yaptığı seçmelerle kadroyu genişleterek yola devam etmiş. Koro, yaş ortalaması 30 olan ve farklı meslek gruplarından oluşan bir yapıya sahip.

Yapısı iyice yerine oturan Sirene, 2017 yılından itibaren yurtdışında yarışmalara katılmaya başlıyor ve çeşitli yarışmalarda “En iyi Çağdaş Müzik Yorumlama”, “En İyi Şef”, “Schumann Özel Ödülü”, “Seyirci Özel Ödülü” gibi önemli ödüller kazanıyor.

Volkan Akkoç kadınlar korosunun ülkemizde yeni bir olgu olmasının beraberinde getirdiği zorlukları da göğüslemek durumunda olduğunu anlatıyor. En büyük sıkıntılarının Türkçe repertuar eksikliği olduğunu ve Sirene için yepyeni bir Türkçe repertuar oluşturmak zorunda kaldığını belirtiyor. Lakin yaratıcılık ve sınırsız kaynak zenginliği sayesinde yaşadığının güzel bir zorluk ifade ediyor. Yaratım sürecinin en güzel örnekleri olarak konserlerinde seslendirdikleri Orhan Veli’nin “Bedava” ve Canan Apak Baysal’ın “Şeytan” şiirleri üzerine yaptığı bestelerini ve korolarının kimliğini yansıtan motto şarkısı "Sirene"yi örnek gösteriyor. Son dönemde repertuar geliştirme çalışmalarına yönelik 10’a yakın türküyü kadın sesleri için yeniden düzenlediğini ve bu repertuarı yakın bir zamanda vermeyi tasarladıkları bir konserde seslendireceklerini müjdeliyor.

Sohbetimiz bu sene kurulan Akademi Sirene'ye geldiğinde koronun bir süreklilik göstermesi ve bir eğitim boyutunun olması gerekliliğini hissetmeleri üzerine eşi soprano Ceren Aydın Akkoç (d.1990) ile birlikte koro bünyesinde Akademi Sirene adıyla yeni bir oluşum başlatma kararı aldıklarını anlatıyor. Müzik teorisi, solfej ve şan eğitimlerini barındıran aynı zamanda kadın korosu repertuvarını da içeren yoğun bir eğitim programı düzenleyip, Sirene’de de yer alan sanatçılarından oluşan bir eğitmen kadrosu ile Akademi Sirene çalışmalarına başlıyorlar.

Akademi Sirene'nin 2 aylık çalışmalarının ilk etkinliğini St. Esprit Kilisesi'nde kalabalık bir seyirci karşısında başarıyla göstermesini takdir etmemek mümkün değil. Yeri gelmişken Ceren Aydın Akkoç'un başarılı bir soprano olduğundan ve son yıllarda katıldığı yarışmalarda dereceye girerek, yükseliş gösteren grafiğinden bahsetmemek haksızlık olur. Ceren Aydın Akkoç'un şan sanatçısı olmasının yanı sıra yardımcı şeflik ve eğitmenlik görevlerini yürüten çok yönlü bir sanatçı olduğunu ayrıca belirtmek isterim .

Şef Akkoç Sirene'nin misyonundan bahsederken ; kaliteli müzik ve kadın kimliğinin, “sanat aracılığıyla sloganlaştırılmış klişelerine” düşmeden, temsili üzerinden tüm dünyada farkındalık yaratmak üzerine projeler üretmeyi hedeflediklerini belirtiyor.

Şef Volkan Akkoç şu an hem Sirene' de hem de İstanbul Devlet Opera ve Balesi'nde koro müziği şefliği mesleğini ve beraberinde sürdürdüğü bestecilik ve eğitimciliğe dair duygularını “büyük bir aşk “ olarak nitelendiriyor. Mesleğiyle ilgili bitmez tükenmez bir öğrenme ve keşfetme hevesine sahip olduğunu ifade ediyor. Akkoç, 2020 temmuz ayında tüm dünyadan 500’ün üzerinde koronun katılımıyla düzenlenecek olan "Dünya Koro Olimpiyatları"nda (World Choir Games) Türkiye’den jüri üyesi olarak çağrılmanın haklı gururunu yaşıyor.

Volkan Akkoç Kimdir ?

1984 doğumlu besteci, müzik eğitimine 6 yaşında İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nda piyano ile başladı. Yarı zamanlı piyano bölümünden 2007 yılında tamamlarken, aynı yıl Mimar Sinan Güzel Sanatlar Üniversitesi Tarih bölümü’nü bitirdi. Yurtiçi ve yurtdışında koro şefliği üzerine çeşitli seminerlere aktif olarak katılarak Elisenda Carrasco, Volker Hempfling, Hans-Dieter Reinecke, Denes Szabó ve Frieder Bernius’la koro şefliği ve koroda ses eğitimi, İTÜ (MİAM) Müzik İleri Araştırmalar Merkezi’nde Emin Güven Yaşlıçam’la orkestra şefliği çalıştı. İTÜ MİAM' da 2009-2010 eğitim-öğretim yılında asistanı olduğu Dr. Michael Ellison ve Adam Roberts’la müzik teorisi yüksek lisansı yaptı. 2012 yılında başladığı İstanbul Üniversitesi Devlet Konservatuvarı’nın Kompozisyon ve Orkestra Şefliği Anasanat Dalı’nda öğretim görevlisi olarak sürdürdüğü görevinden Kasım 2019' da ayrıldı. Bu kurumda lisans devresi korosunu ve 2014 yılından beri kurucusu olduğu Sirene kadınlar korosunu çalıştıran besteci, 2014 yılından bu yana konuk koro şefi olarak İstanbul Devlet Opera ve Balesi’nin temsillerine çağrılan Volkan Akkoç , halen aynı kurumda etkinliklerini kadrolu olarak sürdürüyor.

OSMAN ENFİYECİZADE

27 Aralık 2019, İstanbul

Bu yazı 606 defa okunmuştur .

Son Yazılar