Ödüllü bir orkestra, kendini nasıl yeniledi?
Reklam
  • Reklam
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

Yansımalar

Ödüllü bir orkestra, kendini nasıl yeniledi?

20 Aralık 2018 - 01:10 - Güncelleme: 20 Aralık 2018 - 01:38

Bir gençlik orkestrası, kuruluşundan itibaren aynı üyelerle yaşamını kaç yıl sürdürebilir? Mutlaka değişim, yenilenme gerekir. 2011 yılında şef Orhun Orhon (d. 1977) tarafından kurulan Ankara Gençlik Senfoni Orkestrası, kendisini 2016'da Donizetti Ödülleri'nde “Yılın Orkestrası” seçilmesine kadar götüren süreçte üyelerini kısmen tazeleme yoluna gitti ama esaslı değişimi 2018'de yaptı. Hem de kurucu şefi Orhun Orhon eliyle. Orhon artık devlet orkestralarıyla her sezon birkaç konser yapmanın ötesinde Orkestra Akademik Başkent'in 1. Şefliğini de üstlenmişti. Bizde genellikle görülen “Hepsi benim olsun” davranışı yerine, “Kazık kadar adam olduk, bu işi gençlere devretmek gerek!” diyerek halefini, son iki yıldır ciddî çalışmalarıyla dikkati çeken Barış Demirezer'e devretti. Demirezer de hemen kolları sıvayıp, Bilkent Gençlik Senfoni Orkestrası'nı yeniden diriltirken edindiği deneyim ve kurduğu iyi ilişkiler sayesinde, orkestra kadrosunu gençleştirip yeniledi. 19 Aralık 2018 akşamı, işte bu yenilenmiş AGSO'yu Bilkent Konser Salonu'nda dinledik.

Programda iki konçerto ve bir senfoni vardı. Demirezer solist olarak obuacı Batuhan Civelek ile klarnetci İlayda Yılmaz'ı seçmişti. Ancak İlayda aşırı çalışmadan dolayı kolundan ciddi bir rahatsızlık geçirince, aynı program için bu kez KKTC-CSO'nun klarnetcisi Bilkent kökenli Ömer Berk Taraklı'yı davet etti.

Batuhan Civelek (d. 1998 ), babadan obuacı, CSO'dan bu yıl emekliye ayrılan Sedat Civelek'in oğlu, annesi Simay Ergene Civelek Ankara Devlet Konservatuvarı'nda piyanist, ağabeyi Kaan Civelek ise CSO'da solo obua partilerini çalıyor. Batuhan'ın ne denli yetenekli ve çalışkan olduğunu, yıllardır katıldığı topluluklardaki etkinliklerinden biliyorum. Ama 18. yüzyılın en önemli obua virtüozu L. A. Lebrun'un (1752-1790) Re minör konçertosunda, çalgısına teknik egemenliği ve o güzel tonunu dinlerken, Batuhan'ın 20 yaşında değil de çok daha olgunlaşmış bir virtüoz özelliklerine sahip olduğunu düşündüm. Meral Vural Leblebicioğlu'nun yetiştirdiği öğrencilerin çoğu yurt dışında ve içinde hep iyi pozisyonlarda. Obuacılar için eli öpülecek bir hoca.

Ömer Berk Taraklı (d.1995) da Bilkent'teki Müzik Hazırlık Okulu yıllarından itibaren izlediğim, BGSO ve AGSO'daki konserlerinde dinlediğim ve özellikle lise dönemi ve sonrasında gösterdiği gelişimi tekdir ettiğim bir genç müzisyen. Lisansı Fransa'da bitirdi ve çok titizlikle yapıldığını bildiğim KKTC-CSO sınavlarını kazanıp grup şefi olarak çalışmaya başladı. Aynı zamanda Finlandiya'da Sibelius Akademi'de Harri Makki ile yüksek lisans yapıyor. Kısa sürede Carl Maria von Weber'in (1786-1826) Fa minör klarnet konçertosunu hazırlamayı kabul edip, gelip bir prova ile mükemmel seslendirmesi, Taraklı'nın profesyonel anlamda yakaladığı düzeyi gösteriyor. Sololardaki ani değişimler, süslemeler ve iç karşıtlıklarıyla konçertoyu, görkemine uygun biçimde seslendirdi.

Her iki konçertonun bütüncül biçimde seslendirilmesinde şef Barış Demirezer'in orkestranın iç dengelerini dikkatle gözeten iyi bir eşlik çıkarmasının payı büyüktü. Ama Demirezer için esas sınav, konserin ikinci yarısında seslendirilecek L. V. Beethoven'in (1770-1827) Do minör 5. Senfonisiydi.

Şimdiye kadar defalarca farklı şefler yönetiminde değişik orkestralardan dinlediğim bu eser, Beethoven'in 7. ve 9. Senfonisiyle birlikte önemli üçlemesinin ilk ayağını oluşturur. 7. Senfoniyi daha birkaç gün önce aynı salonda BGSO'dan iki ayrı şef yönetiminde dinlemiştik:

http://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/sefik-kahramankaptan/ayni-program-ayni-orkestra-ve-iki-ayri-sef-adayi/1863/

Bilkent Salonu fazla akustiktir, sesler özellikle yüksek volümlerde fazlaca uzar, bir ses sönmeden diğeri başlar. Salonun bu özelliği birçok hatayı örter. Merakım, Demirezer'in orkestrayı, salonun bu özelliği içinde nasıl kullanacağıydı. Biraz yüklenip forte çaldırmasını doğrusu hiç yadırgamayacaktım. Ama Demirezer'in istikrarlı bir tempoyla, bazı yerleri olması gerekenden daha hafif (piano) çaldırarak iyi bir denge yakaladığını, cümlelemeleri ve ayrıntıları dinleyiciye iyi duyurduğunu gördüm.

Orkestranın oluşumu da Bilkent, Hacettepe ADK, Ankara ÜDK, Eskişehir AÜDK öğrencilerinden oluşuyordu, OAB'ten de kalan bazı eksikler tamamlanmıştı. Bilkent'te liseyi bitirdikten sonra lisans için Londra'ya giden Elif Ece Cansever'i de tatil için gelince hemen başkemancı sandalyesine oturtuvermişti Demirezer.

AGSO'nun bu konserinde Bilkent'in desteği, salonu tahsis etmesi önemlidir. Nitekim MSSF Dekanı Tolga Yayalar, Kompozisyon Bölümü hocalarından 2018 Donizetti Ödülleri'nde yılın bestecisi seçilen Onur Türkmen dinleyiciler arasındaydı. Desteklerini varlıklarıyla da göstermiş oldular. CSO'nun yardımcı şefi Cemi'i Can Deliorman da, AGSO'ya manevi desteğini sürdüren şef Orhun Orhun'la birlikte dinledi konseri. Olmalarını bekleyip de göremediklerimi hiç yazmayayım, onlar nasıl olsa kendilerini bilirler!

ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN

20 Aralık 2018

Reklam
Bu yazı 2659 defa okunmuştur .

Son Yazılar