Kur'an'a göre 'Musiki' Haram mıdır, Helal mi?
Reklam
YILDIRAY ERDENER

YILDIRAY ERDENER

Etnomüzikoloji ve Halk Bilimi

Kur'an'a göre 'Musiki' Haram mıdır, Helal mi?

02 Temmuz 2019 - 12:41 - Güncelleme: 04 Temmuz 2019 - 18:02

Kutsal Kitabımız Kur’an’a göre ‘Musiki’ Haram mıdır, Helal mi?

Sorunun yanıtını hemen vermek gerekirse kutsal kitabımızda ‘musiki’ ne haramdır, ne de helaldir. Bursa Yüksek İslam Enstitüsü Tasavvuf Tarihi, Hitabet ve İrşad Öğretim Üyesi Süleyman Uludağ İslam Açısından Musiki ve Sema (408 sayfa) adlı kitabında müziğin helal olup olmadığı konusunda ileri sürülen ayet ve hadisleri uzun uzun irdeledikten sonra şu sonuca varmıştır: …leh ve aleyhinde sarih bir hükmün bulunmaması bakımından musiki aleyhtarları ile taraftarlarının Kur’an karşısındaki durumları aynıdır. Yani her iki tarafın da musikinin hükmünü açıkça beyan ediyor diye zikrettikleri deliller eş değerdedir (Uludağ 1976: 57).

Adamın biri İbn Abbas’a sormuş:

-Musiki bahsinde ne buyurursunuz? Helal midir?

İbn Abbas: Allah’ın kitabında haram kılınan şeyden başkası için haram diyemem.

-Peki, o halde helal mıdır?

İbn Abbas: Bunu da söyleyemem (Uludağ: 133).

İbn Abbas’ın da vurguladığı gibi Tanrı’nın kitabında müzik hakkında herhangi bir ayet yoktur. Zaten müzik sözcüğü kutsal kitabımızda tek bir kez bile geçmez. Kur’an’da övülen ya da yerilen söz (el-hadis) ya da eğlendirici söz (lehvü’l hadis) vardır. Ayetlerde dini görevlerin yapılmasına engel olan her davranışa lehv denir.

Lokman 6 (16):

minen nâsi men yeşterî lehvel hadîsi li yudılle an sebîlillâhi bi gayri ilmin ve yettehızehâ huzuvâ(huzuven), ulâike lehum azâbun muhîn(muhînun).

وَمِنَ النَّاسِ مَنْ يَشْتَر۪ي لَهْوَ الْحَد۪يثِ لِيُضِلَّ عَنْ سَب۪يلِ اللّٰهِ بِغَيْرِعِلْمٍۙ وَيَتَّخِذَهَا هُزُوًاۜ اُو۬لٰٓئِكَ لَهُمْ عَذَابٌ مُه۪ينٌ

TürkçesI: İnsanlardan öylesi vardır ki, bilgisizce Allah yolundan saptırmak ve o yolu eğlenceye almak için, eğlencelik asılsız ve faydasız sözleri satın alır…

(http://www.namazzamani.net/kuranmeali/lokman-suresi-6.ayet.htm)

İslam’ın doğup yayıldığı o günlerde Arapların çoğu çadırda yaşar ve develerini otlatmakla vakit geçirirlerdi. Arap müziğinin içinde bulunduğu coğrafyanın tekdüzeliğini, sadeliğini, basitliğini yansıtması çok doğaldır. Arapların hayvanlarını yürütebilmek için sesle söyledikleri ezgilere “terennüm,” gençlerin deve güderken ıssız mekanlarda söyledikleri basit ve yalın ezgilere ise “hudå” denirdi. Şiirin soylu bir sesle söylenen tartılı ezgilerine “ğına;şiirden başka biçimde söylenmesine ise daha sonraları “tağbir” adı verilmiştir. Böylesine yalın kültürel bir coğrafyada müzikle ilgili herhangi bir kuramsal deyim ya da kavramın olmayışı da doğal sayılmalıdır. Zaten “müzik” sözcüğü ve bu sözcükle akraba olan “müsika, müsiki, müsika” gibi diğer sözcükler çok daha sonra Antik Yunan’dan İslam kültürüne girmiştir (Uludağ: 18, 25-26).

Arapların kullandığı müzik aletleri ise yuvarlak ve kare biçimindeki büyük-küçük defler, basit düdük ve kaval gibi ilkel çalgılardı. İbn Haldun: musiki bir sanat olup ancak sosyal ve medeni gelişmiş muhitlerde yayılır. Ekonomik bakımdan durumları refah seviyesine ulaşan toplumlarda buna gerek duyulur. Araplar iktisadi sıkıntı içinde bulundukları için ve dinleri musiki gibi eğlenceli şeyleri terke… zorladığından musiki ile ilgilenmemişlerdir (İstanbul: Mukaddime cilt 2, çeviren Z. K. Ugan, sayfa 432).

Süleyman Uludağ ise Araplar’ın sadece deve türküleri, kaval, düdük ve def ile çalınıp söylenen ezgiler bildiklerini ileri sürmektedir.

UYDURULMUŞ HADİSLER

Müziğin helal ya da haram olduğu konusunda uydurulmuş bir çokta hadis vardır, İbn Hazm’a göre “musiki ve semah’ı haram kıldığı ileri sürülen hadislerden hiç biri sahih değildir. Bunların hepsi uydurmadır, musikiyi menettiği ileri sürülen hadislerin tümü çürüktür” (İbn Hazm, Risåletün fi’l-ğina, Süleymaniye, Şehit Ali Paşa, No 2704, varak 233 a. Neylü’l-evtaår, cilt VIII. S.104).

Hadis alimi olarak bilinen ünlü İbnü’l-A’rabi musikinin haram olduğunu gösteren hiç bir sahih hadis mevcut değildir. İbn Tahir el-Makdisi: Musikinin haram olduğunu ispat için delil diye ileri sürülen hadislerin bir harfi bile sahih değildir demişler ve bu konuda Gazzâli ile İbnü’n Nahvi de kendilerini izlemiştir (Uludağ: 155). Müziğin haram olduğunu savunan hadisleri rivayet etmiş olan Ebu Davud, Tirmizi ve İbn Mace gibi hadis alimleri bile bu hadisleri aktardıktan sonra “Bu hadis münker veya ğarip veya zayıftır…demiş ve bu hadislere güvenilmemesi gerektiğine işaret etmişlerdir. Müziğe karşı olanlar sözü edilen kayıtlara hiç değinmeden hadisleri Kütüb-i Sitte’de yer alan hadisler diyerek bu hadislerin doğru olduğu izlenimini yaratmaya çalışmışlar “ilim yolunu değil yanıltma yolunu tutmuşlardır” (Uludağ: 156).

Yüzyıllar boyunca Kur’an’daki ayetleri ve de hadisleri yorumlayanların tümü erkektir. Kur’an’daki Nisa Suresinin (IV) 34 nolu ayeti de aşağıda görüldüğü gibi bu görevi dolaylı olarak erkeklere yükler:

Abdülbaki Gölpınarlı meali:

Erkekler, kadınlardan üstündür, çünkü Allah onları bir çok şeylerde kadınlardan üstün etmiştir, çünkü onlar, kadınları, mallarıyla geçindirirler, doyururlar; iyi kadınlar da itaatli olurlar ve Allah, onların hakkını nasıl korumuşsa onlar da, kocaları yanlarında olmasa bile, iffetlerini korurlar. Kadınlarınızın serkeşliğinden korkunca onlara öğüt verin, onları yatakta yalnız bırakın, dövün onları. Fakat itaat ettikleri takdirde de aleyhlerine bir sebep araştırmayın, şüphe yok ki Allah çok yüce ve büyüktür.

http://kuranmeali.com/AyetKarsilastirma.php?sure=4&ayet=34

Kur’an’da musikinin haram olduğu sayılan Lokman 6 (16); Necm 59-61; En’am 35; İsrâ 64; Kasas 35 Furkan 72; ve Şuara 224 ayetleri hem erkek ve hem de kadınlar için geçerlidir ama Ataerkil toplumlarda çifte standartların çokluğu dikkat çekicidir. Erkeklerin egemen olduğu bu toplumlarda tüm kuralları erkekler koyar; ayetleri ve hadisleri kendi çıkarları doğrultusunda yorumlar. Kendileri saz çalıp türkü söyler, bunun bir sakıncası yoktur ama eşleri, kızları ya da kızkardeşlerine saz çalmayı ve türkü söylemeyi yasaklayarak kendilerine verilen yöneticilik ve koruyuculuk görevlerini yerine getirirler. Kadınların çalıp söylemeleri şehveti tahrik eder, ahlakı bozar, ibadet ve düşünme ruhunu öldürür ama erkekler çalıp söylerken kadınların neler hissettikleri hiç düşünülmez. Nüfusun yüzde ellisini oluşturan kadınların varlığı inkar edilir.

Kadınların dış mekanlarda çalıp söyleyen erkekleri dinleme şansı zaten yok gibidir. Bir hadise göre kadınların “zaruret dışında sokağa çıkmaktan nasipleri yoktur” (İbn-i Ömer, www.muminem.net/islamda-ve-dunyada-kadın. Başka bir hadiste ise “Kadınların cihadı evde oturmaktır.” Kadınların bir “tutsak” gibi dört duvar arasında kalmaları istenir. Bir “zaruret” halinde dışarı çıkarlarsa, dört duvar arasındaki tutsaklık görülmez ama devam eder. Kadına insan olarak değil de sanki başka bir uydudan gelen değişik bir yaratıkmış gibi davranılır.

Kur’an’da müziğin helal olduğuna delil sayılan ayetlerin (Rum 15; Zümer 18; Fatır 1, Lokman 19; A’raf 32, 157 ve 172) sayısı diğeri ile hemen hemen aynıdır. İslam Hukuku profesörleri, Müftüleri, Diyanet İşleri Başkanları, Şeyhülislamların çoğu Ayet ve Hadisleri Şeyh’in, Şah’ın yada iktidardaki hükümetlerin bu konudaki eğilimleri ve ideolojileri doğrultusunda yorumlarlar. Örneğin, Selçuk Üniversitesi İlahiyat Fakültesi İslam Hukuku Öğretim Üyesi Prof. Orhan Çeker:” Müzik için haram diyemeyiz ama helâl de diyemeyiz. İçeriği İslâm’a uygun olmalıdır. Ama kadın sesi içeren müzik kesinlikle caiz değildir”

Uludağ Üniversitesi İlahiyat Fakültesi Öğretim Üyesi Prof. Dr. Hamdi Döndüren: “Çalgı aletleri, bunları çalmak, satmak ya da şarkı söylemekten para kazanmak, nefsi azdıran, örneğin diri bir kadının ya da şarabın heyecan verici niteliklerini anlatan şarkılar, çalgısız dahi olsa caiz değildir.”

Marmara Üniversitesi öğretim üyesi Prof. Ekrem Buğra Ekinci:”Şarkı, ancak çalgı ve kadın sesi içermiyor, sözleri de dinen sakıncalı değilse dinlenebilir.” 

Türkiye Gazetesi “ilim” (?) yazarı Mehmet Ali Demirbaş: “Müzik ne kelime, ilâhi bile haramdır.” 

İstanbul müftü yardımcısı, Yeni Cami ve Şehzadebaşı Camii vaizi Timurtaş Hoca: “Okullara müzik dersi koyanlar inşaallah Cenab-ı Hak’kın gazabına uğrayacaklar!”

Eski Beyoğlu Belediye Başkanı’nın babası ve “İslâm’da Seks” kitabının yazarı Ali Rıza Demircan: “İş yerlerinin telefonlarında arayanı bekletme süresi içinde İslâm zaviyesinden sakıncalı olabilecek türden müzik çalınmamalı.”.

İslâm Hukuku profesörü Hayrettin Karaman: “Hanefî mezhebine göre müziğin icrası da, dinlenmesi de haramdır. Bir değneğin, bir çubuğun bir yere ahenkli bir şekilde vurulması bile bu hükme dahildir ve haramdır.” (https://odatv.com/iste-muzik-dusmani-ilahiyatcilar-1212171200.html)

Sözü bitirirken “Kur’an’a göre musiki haram mıdır, helal mi?” sorusunu bir metaforla yanıtlayalım; bir bardak yarıya kadar su ile doluysa müziğin günah olduğunu savunanlar (yeterli ayet olduğu için) bardağın yarısının günah su ile dolu olduğunu, o nedenle içmenin günah olduğunu, diğer grup ise bardağın yarısının zaten boş olduğunu “sahih” olmadığını ve o suyu içmenin (müzik yapmanın) sevap olduğunu ileri sürerler. Uludağ’ın söylediği gibi her iki tarafın da musikinin hükmünü açıkça beyan ediyor diye zikrettikleri deliller eş değerdedir.

YILDIRAY ERDENER

2 Temmuz 2019, İstanbul

Kaynak:

Uludağ Süleyman, İslam Açısından Musiki ve Sema. İstanbul:

İrfan Yayınevi, 1976.

Bu yazı 1638 defa okunmuştur .

Son Yazılar