<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
     xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
     xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
     xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
     xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
     xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/">
    <channel>
        <title>Sanattan Yansımalar / Türkiye&#039;nin Kültür-Sanat Portalı - Makale / Bildiri</title>
        <description>Sanattan Yansımalar / Türkiye&#039;nin Kültür-Sanat Portalı
Şefik Kahramankaptan&#039;ın kültür sanat paylaşım sitesi. Ticari değildir.</description>
        <link>https://www.sanattanyansimalar.com</link>
        <language>tr</language>
        <pubDate>Sun, 26 Apr 2026 12:27:22 +0300</pubDate>
                                <item>
                <title>Nesnede Bir Çözümleme Ustası: Zahide Yükseler</title>
                                                     <content:encoded><![CDATA[<p style="text-align: right;"><span style="font-size:14px;"><i>“ Herşey, içimizde hiç bir gözun  göremediği </i></span></p>

<p style="text-align: right;"><span style="font-size:14px;"><i>en gizli yerimizde  olup bitmelidir.”   </i><b><i>MONTAİGNE</i></b><b>,      </b></span></p>

<p style="text-align: right;"><span style="font-size:14px;"><i>“..Ben de  o gizli ve derin yerde; hissettiğim gördüğüm , duyduğum   çoklukla göremeyip  kum tanesi kadarda  olsa </i></span></p>

<p style="text-align: right;"><span style="font-size:14px;"><i>kendimden bir şeyler bulmaya  çalışıyorum. “</i><b><i>ZAHİDE YÜKSELER</i></b></span></p>

<p><img alt="" src="https://www.sanattanyansimalar.com/images/files/2026/02/698de104a217b.jpeg" style="width: 300px; height: 488px; float: right;" />Desen üzerine düşünürken  <b>Zahide Yükseler</b>’in resimlerini anımsadım; Desen gücü, çok önemli olmasına rağmen   onu desenle özleştirmenin, anlatım sadeliğinde  ve  arılığında, ulaştığı  farklı   estetik düzeyi  anlamamak olacaktır. Zira o, desene sadece  desen, resme de sadece  resim olarak bakanlardan değil. Özellikle çizgilerden yola çıkan anlatımı, grafiksel bir dil gibi görülse de çalışmanın bütününde  farklı bir derinliği  sezersiniz.</p>

<p>Evet.  O bir çözümleme ve  arınma ustası;   Nesneyi<b>,</b> figürü desen formatında  en az malzeme ile en yalın ve çıplak  biçimde çözümlüyor. Bu sade  dil, öğrencisinin  çalışmalarında da izlenir. Resmin anatomik iskeleti, kendine has  artistik  bir boyut  ve çehre kazanmaktadır.</p>

<p>Sanatta etkileme, her zaman biçimin özgün gücünde gizlidir. Bu özel dil, içeriğe tutunmadan  sadece  plastik değerlerle  yansıtılıyorsa ulaşılan,estetiğin özü olacaktır. İçinin plastik sureti, siyasal veya ideolojik bir öykü değilse  popülizmin ve ezberlerin dışında  konu değil <i>biçim</i> yaratılmıştır.</p>

<p><img alt="" src="https://www.sanattanyansimalar.com/images/files/2026/02/698de12d15149.jpg" style="width: 300px; height: 431px;" /> <img alt="" src="https://www.sanattanyansimalar.com/images/files/2026/02/698de143218ac.jpg" style="width: 300px; height: 406px;" /></p>

<p>Kendi mecrasındaki plastik yalnızlığı, aslında onun bağımsızlığı hatta özgüvenidir. İzlediğiniz bir anatominin albenili bezemesi değil aslında sadeliğin lirizmidir. Zaten sıradan eğitimle, öykünme ile ulaşılan rutinleşmiş bir desen, <i>zanaat</i> kapsamında değil midir?</p>

<p>Bu çalışmalar, atölyede bir anatomi dersi eskizleri mi? Nesnenin  plastik ruhuna ulaşma  serüvenleri mi? Aslında resim,  nesneleri içselleştirerek kendi duyarlığınca yeni ve özel <b>biçimler</b>, dünyalar yaratmak  değil midir?</p>

<p>O <i>biçim</i> , entellektüel  ruhunuzda veya plastik ufkunuzda  sizi tahrik edebiliyorsa , seçenekler sunabiliyorsa  artık  yeni ve özel bir seyirlik konumundasınız. Çünkü  o zaman <b>Montaigne</b>’nin  dediği “..<i>hiç bir gözün göremediği, en gizli olan  içinizdeki o   yerdesiniz</i>.” demektir.</p>

<p><img alt="" src="https://www.sanattanyansimalar.com/images/files/2026/02/698de15ea321a.jpeg" style="width: 192px; height: 262px; float: right;" />Hep canlı olan  arayış tutkusu , onu  hazır şablonların  dışında özgün ve özerk bir yapıya  taşıyacaktır. Bu eylem , aynı zamanda sezgi ve içgüdüsel bir duyarlılıktır.  Sanatçının biçime katacağı,  arınmış bir iç sezişin  suretidir. Spontane oluşan bu çizgi akışı, öykünme  veya taklitle  sağlanamayan  bir  duyumsamanın ürünüdür.</p>

<p>Bu kurgu içindeki cesur, sert kontürler ve  boş alan hakimiyeti, tasarım ve düzenleme gücüyle oluşmaktadır. Mekândaki bütünlük ve plastik  denge, figür dışındaki boş  alanların,  yalın lekeler şeklinde kullanılmasıyla sağlanıyor. Tıpkı müzisyen <b>John Cage</b>’in<i>“sessizliği  bir  nota olarak  kullanması” </i>gibi..</p>

<p>Resminde  içeriğin öyküsünü, plastik bir öge olarak kullanmasa da toplumum acılarına  yabancı kalmamıştır. Aksi taktirde  o ağır başlı plastik dokudan nice  acılar sızmazdı. <b>Edith Piaf</b>’ın  <i>“.. içim yanmasa  böyle şarkılar söyleyebilir miyim</i>..”   dediği  gibi.</p>

<p>Sanat felsefesi ,  sadece  somut bir resminden veya resimlerinden değil nice acılardan  ışıklar damıtarak aydınlattığı yaşam penceresinden izlenebilir. Onun kendini sürekli saklayan  sosyal hatta sanatsal kişiliği,  kuşkusuz mahzun bir  sessizliği de yansıtır.Ama dilsizliği değil..</p>

<p>Anlatım dili,  ruhsal ve  düşünsel  yolculuğunda şekillenir. Plastik sloganlardan  ve ezberlerden  sürekli kaçınarak  resmini bunlara karşı  hep arındırır. Tabii ki “ <i>katı uslupçuluğu tutsaklık sayan” </i><b>Orhan Peker</b> ile de çatışmaz.</p>

<p><img alt="" src="https://www.sanattanyansimalar.com/images/files/2026/02/698de188b2367.png" style="width: 300px; height: 434px; float: right;" />Paleti   geniş bir  yelpaze olup  sanatsal  ufku  ve konuları  canlıdır. Zaten konu değişikliği,  estetik söylemini  değiştirmez. Kanser  Hastanesi’nde  çocuklar için yaptığı resimleri  de, “<i>kendine gitme yolunda”</i>çocuk yüreklerinden ulaşma  seyridir.</p>

<p>Bütün sanat dallarında insan içindeki çocuğu arar ve onunla buluşmayı amaçlar. İşte o anda  amacına ulaşmıştır. Onun <i>simetriyi,perspektifi ve tekrarı</i>   tanımayan  içgüdüsel  çocuk duyarlığını   paylaştığını  hâtta hep yaşadığını düşünüyorum. O naif sezgisel yaklaşım ile ulaştığı  özel dil, aslında onun  yüreğindeki çocuğun   öz niteliğidir.</p>

<p><b>ÜNSAL PİROĞLU </b>    </p>

<p><i>12 Şubat 2026, Ankara</i></p>]]></content:encoded>
                                                    <image>https://www.sanattanyansimalar.com/images/haberler/2026/02/nesnede-bir-cozumleme-ustasi-zahide-yukseler-8589-m.jpg</image>
                                <category>Makale / Bildiri</category>
                <author>Sanattan Yansımalar</author>
                <link>https://www.sanattanyansimalar.com/nesnede-bir-cozumleme-ustasi-zahide-yukseler/8669</link>
                <pubDate>Thu, 12 Feb 2026 16:03:17 +0300</pubDate>
            </item>
            </channel>
</rss>
