Bu başlık bizi Bilkent Senfoni Orkestrası’nın (BSO) haftalık konserine götürüyor. Şef Julio García Vico ve piyanist Dmitry Shishkin Bilkent Senfoni Orkestrası ile tamamen dolu bir salonda, güzel bir konser sundular bizlere.

Franz Schubert’in orkestra için yazdığı eserler arasında “İtalyan Stilinde” iki Uvertür bulunur. Her ikisi ( Re Majör ve Do majör) de 1817 yılında bestelenmiş olan bu eserleri Viyana’da operalarıyla hayranlık kazanmış olan Rossini’den ilham alarak bestelediği düşünülür. 1992 Cadix (İspanya) doğumlu şef Julio García Vico yönetimindeki BSO konserde Do Majör tonalitedeki Uvertürü icra etti. Yapıt boyunca İtalya’dan esintiler geldi kulağımıza, ama aynı zamanda Schubert’in kendine özgü melodi yaratmadaki dehâsı da güzel yansıdı. “İtalyan Stili” başlığının Schubert değil, kardeşi Ferdinand tarafından verildiğini öğrendiğimiz Do majör İtalyan Stili Uvertür’de Rossini havasının da hissedildiği kesin.

İkinci eser, Rahmaninov’un Paganini’nin bir Teması Üzerine Rapsodi, 1992 Çelyabinsk (Rusya) doğumlu piyanist Dmitry Shishkin tarafından icra edildi. Uluslararası klasik müzik yarışmaları meraklısı olan biri için yabancı bir ad değil Shishkin. Daha önce 2015 Uluslararası Chopin Piyano Yarışmasından; 2018 yılında birincilik ödülünü aldığı 73. Uluslararası Cenevre Müzik Yarışması ve 2019 yılında Gümüş Madalya kazandığı XVI. Çaykovski Yarışmasından hatırlıyoruz.

Paganini’nin bir Teması Üzerine Rapsodi, Op 43, büyük besteci Sergei Rahmaninov’un çok sevilen, sıklıkla çalınan, romantik, duygulu, müthiş bir eseri. İki hafta içinde tamamladığı bu eserinde besteci icracıdan virtüozluğunu göstermesini istiyor. Ve Dmitry Shishkin, pırıl pırıl tuşesiyle; ateşli ama kontrollü, duygulu çalışıyla; klavye ve eser üzerindeki hâkimiyetiyle Rahmaninov’un yapıtını çok güzel icra etti. Julio García Vico yönetimindeki BSO da biraz fazla “forte” ye kaçan özellikle ilk bölümlere rağmen piyanistle çok iyi bir uyum içindeydi. Yoğun alkışlara Dmitry Shishkin iki bis parçası ile cevap verdi. İcracıların bis parçalarını genelde anons etmemeleri nedeniyle bu güzel parçaların da tam olarak ne olduğunu öğrenemedik. Çaykovski ve Prokofiev miydi?

Programdaki son eser, müzik alanında Finlandiya’nın simgesi olarak anılan Jean Sibelius’un Mi bemol majör, 5 no.lu Senfonisi idi. 1912-1915 yılları arasında yazılan Senfoni, 1915 yılında ilk kez izleyiciye sunulmuş, lakin Sibelius, diğer birçok eserini olduğu gibi, bu yapıtını da sonradan büyük ölçüde değiştirmiş. Canlı, enerjik, renk dolu, aynı zamanda lirik eseri Bilkent Senfoni Orkestrası ve Şef Vico kayda değer bir uyum içinde çaldılar. Yaylıların, özellikle viyolonsellerin bütünlüğü (ünison çalışları); üflemeli çalgılarda bakırlar ( trompet, korno, trombon) olsun, tahta üflemeliler (özellikle de fagot ) olsun, tüm çalgıların yorumları renk dolu, his dolu, başarılıydı, görkemliydi (Final). Özetle, Senfoniye heyecanıyla canlılık katan Şef Vico’nun yönetimindeki BSO hep birlikte, çok başarılı bir Sibelius Senfoni yorumladılar.
Ayşe Öktem
25 Kasım 2025, Ankara


























