Yıl 2025. İnsanlığın kanıksadığı İkinci Dünya Savaşının bitişinin 80. yılındayız. Bir ilerleme mi yaşandı? Hayır. Yine kıyımlar, yine savaşlar, yine soykırımlar.
İkinci Dünya Savaşının hâlâ görülmek istenmeyen çok ayrıntısı var. J. Stalin Hitler’le neden anlaşma imzaladı? Zaman kazanmak mı istedi? Hangisi olursa olsun bir ilkesizlikten söz edildiği açıktır. Rusya halkı neredeyse tüm savaş yıllarında saldırı altındaydı. Milyonlarca insanı öldürülürken, kahramanca çarpıştılar.

Usta Romancı Ilya Ehrenburg gerçekçi yazının anıt kalemlerinden. Üç cilt Fırtına adlı romanı çok duyarlı ve kapsamlıdır. Fırtına ‘da savaş öncesinden başlanarak, insanlar ve olaylar Almanya, Fransa, Rusya gözüyle, ayrı ayrı anlatılır. SSCB ordusunun, Kızıl Ordu’nun Nazi ordusunu teslim almasıyla son bulur. Tabii ki bu denli basit değil.
Rus mühendis Paris’te bir firmayla bağları sağlamaktadır. Firma sahibi görece saf, Fransız duyarlığı ile işini yürütmek arasında gidip gelen biridir. Ressam güzel kızı ile Rus mühendis birbirine sevdalanırlar. Paris’te şair-polis şefi, bir yurtsever ressam, Yahudi mühendis, işadamının çevresi, profesör, oğlu hava subayı da vardır.
Almanya’da çok düz ve basit algıyla yaşayan, derinlikten yoksun bir halk yaşar. Dolayısıyla Naziler, Hitler evlerin içine kadar egemendir. Savaş öncesi iyi kötü d0şünebilen eğitimli, eğitimsiz insanlar artık kıyımlarını sıradanlaştırmış birer robottur. İsteyen istediği Rusu asar. Babi Yar Kıyımı, toplama kampları, işkence, kamplarda eziyet altındaki kadınlar, onlara gardiyanlık eden kadın Naziler...
Birleşik Krallık bekler bekler bekler... ABD gizli açık Nazilere destek verir. Henry Ford Kavgam kitabında bile yandaş olarak yer alır. Yayınlar basımı, Ford kamyonlar, ABD içinde Nazi salon mitingleri... ABD de bekler bekler... Bekleme nedenlerinin arasında Avrupa iyice çöksün, kurtarıcı olarak girelim, daha da çıkmayalım da vardır. Öyle de yaparlar. Normandiya çıkarmasına kadar, SSCB’nin de Nazi-Hitler ordularınca belini doğrultamaz duruma gelmesi ayrıca beklenir. Ne onurlu duruş değil mi?
Romanda yer almaz ama 1948 yılında ilan edilecek İsrail için Yahudi soykırımı Siyonistlerce istenir. Siyonistler artı ABD, Birleşik Krallık... Ve canını kurtarabilen Yahudiler İsrail’e, hiçbir varlığı bırakılmamış durumda ulaşırlar...
Fransız yönetimi, hükümeti hemen Nazilerle işbirliğine girer. Birlikte direnişçi avına çıkarlar. Direnenler iki öbektir. Komünistler ve tutucular. İngiltere seyrek verdiği silah ve mühimmatı tutuculara verir. Ne ahlaklı siyasa değil mi?..
Güzel Fransız kadın, direnişçilere katılır. Nasıl olup da evlendiğini kendi de bilmediği işbirlikçi işadamı kocasını kurşunlar, öldürür. Birçok eyleme, saldırıya, sabotaja katılır, yiğitçe savaşır. Rusya’daki sevgilisi hiç belleğinden, gönlünden çıkmaz. O da Rusya’da en önde savaşan bir binbaşıdır. Fransız kadının erkek kardeşi İngiltere’de daha fazla bekleyemez, uçağıyla Rusya’ya geçer, orada Nazilere karşı savaşır. Rus mühendis ile karşılaşır, birbirini tanırlar, kucaklaşırlar. Havacı kardeş bir hava çatışması sırasında ölür.
Rus istihkamcı mühendis ise ilginçtir, Bulgar direnişine destek verirken orada ölür...
Savaşın sona erişi SSCB’nin saf dışına atılma girişimlerine sahne olan ve SSCB’nin de emperyalistleştiği Soğuk Savaş dönemini başlatır.
Ilya Ehrenburg insanlığın, Nâzım Hikmet’in dizesiyle büyük insanlığın vicdanının inceyazın, sanat, d0şün olduğunu destansı romanıyla bir kez daha ortaya koyar.
Sömürüsüz dünyaya ne denli yaklaşılırsa savaş kötülüğü o ölçüde uzaklaşır.
GÜNAY GÜNER
26 Kasım 2025, Ankara
Değini: Yazı, daha kolay ve yalın anlaşılsın amacıyla roman kişileri adlarına yer verilmemiştir.


























