Bu hafta AKM Aspendos Salonu’nda hem “Nazım Hikmet Anması”, hem Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’nın iki büyük yapıt içeren önemli konseri vardı.

ADSO’nun DenizBank Konserleri serisinin bu haftaki uzun programı, J.Brahms (1833-1897) “Keman ve Viyolonsel İçin İkili Konçerto” ile H.Berlioz (1803-1869) “Fantastik Senfoni”den oluşuyordu. Orkestrayı şef Rengim Gökmen yönetti, başkemancı rahlesinde Olgu Kızılay vardı. Haftanın konuk sanatçıları; Özgecan Günöz (keman) ve Onur Şenler (viyolonsel) idi.

Konserin ilk bölümünde Brahms “İkili Konçerto” seslendirildi. Allegro/Andante ve Vivace non troppo başlıklı ve üç bölümlü yapıtı, keman sanatçısı Özgecan Günöz ve çellist Onur Şenler enfes yorumladılar. Barok ve Klasik dönemin çok solistli konçerto geleneğinin iyi örneklerinden biriydi dinlediğimiz konçerto.
Aradan sonra Hector Berlioz’un Fantastik Senfonisi’ni seslendirdi orkestra. Öncesinde şef Rengim Gökmen hem eser hakkında bilgilendirme yaptı, hem de salondaki boşluklar nedeniyle sitemini dile getirdi. Fantastik Senfoni’nin geniş kadrosu, uzun süresi ve seslendirilmesindeki güçlüklere dikkat çeken Gökmen, bu güçlüklerin yapıtın sık seslendirilmesinin önündeki engellerden olduğunu anlattı. Beethoven 9. Senfoni’nin bu eserle ilişkisini de; “Fantastik Senfoni 1830 yılında yazıldı, 9. Senfoni’nin ilk seslendirilişi 1831 yılında yapıldı” diye değerlendirdi. 27 yaşında bir gencin böyle bir eseri tasarlayabilmesi nedeniyle, “bir orkestrasyon dehâsı” olarak nitelendirdi Berlioz’u ve bu senfoninin 50-100 yıl sonrasının müzikal fikirlerini barındırdığının altını çizdi.

Aspendos Salonu’nda çok sayıda boşluk olması nedeniyle de şunları söyledi, sitem etti şef Rengim Gökmen: Antalya’nın gurur duyacağı bir orkestrası var. Bir şehri, kenti kasabalıktan kurtaran onun kültür politikasıdır. Antalya muhteşem bir şehir; tarihi, turistik yerleri var. Burada bir de harika orkestra var. Bu orkestranın desteklenmesi önemlidir.”
Fantastik Senfoni, Berlioz’un gençlik dönemi ürünlerinden bir yapıt. Bestecinin İrlandalı tiyatro oyuncusu Harriet Smithson’a tutkunluğu ile ilgilidir. Oyuncuyu Shakespeare’in Hamlet’inde görmüş, aşık olmuş. Ona açılmak, sevgisini anlatmak istiyor, bu nedenle de sevdiği kadının evinin karşısında bir eve taşınmış. Ancak kısa zamanda bu gururlu oyuncudan aşkına karşılık görmemiş. Sonradan da evleniyorlar, ancak bu evlilik ikisini de mutlu etmiyor. Genç Berlioz duygularını geniş boyutlu bir senfoni içinde anlatmayı aklına koymuş. Fantastik Senfoni bu aşk öyküsünün ürünü olarak ortaya çıkmış.
Besteci program notuna şunları yazmış: Hastalık derecesinde duygulu, imgelemi iyiden iyiye ateşli bir genç müzikçi, umutsuz bir aşk içinde afyon zehiri içerek yaşamına son vermek ister. Zehirin dozu az olduğundan ölmez, derin bir uykuya dalar. Uykusunda garip şeyler görür; duyguları, anıları hasta zihninde müzikal düşünceler ve imgeler halinde belirir. Sevdiği kadın bu karmaşık görüntüler arasında, bir melodi olarak ikide bir karşısına çıkmaktadır (idee fixe/saplantı).
Bestecinin de belirttiği gibi, bir tema(saplantı) her bölümde tekrarlanır. Klasik düzenine, iki tuba, iki arp, iki kornet, iki fagot takviyeli orkestra, özellikle “Darağacına Yürüyüş” ve “Büyücülerin Toplandığı Gecenin Rüyası” bölümlerinde dört timpanici ve tubalar görkemli yapıtı zirveye taşıdı. Bütünüyle muazzam bir eserin muhteşem yorumunu dinledik.
Orkestralar Titan örneği yapıtları programlarına tek başına alıyorlar. ADSO da Şubat’ta böyle bir konser gerçekleştirecek. Bu konserde, hem Brahms İkili Konçerto hem Berlioz Fantastik Senfoni’nin programda olmasının, konçertonun gölgelenmesine neden olduğunu düşünüyorum. Fantastik Senfoni ya tek başına olmalıydı ya da kısa bir senfonik eser takviyesi olabilirdi, naçizane bir dinleyici düşüncesi/önerisi.

ANTALYA BÜYÜKŞEHİR BELEDİYESİ NAZIM HİKMET’İ ANDI
Antalya Büyükşehir Belediyesi’nce organize edilen Nazım Hikmet’in 124. Doğum yılı etkinliği, “Nazım’ın Rüyası” adlı gösteriyi de izledim. Türk ve Dünya edebiyatına çok sayıda eser armağan eden büyük ozanımız Nazım Hikmet’i Alpdoğan Esengül canlandırdı. Anlatıcı olarak Reyhan Görkan’ın görev aldığı bu enfes gösteride Nazım’ın yazdığı ya da ona atfedilen şiirlerden bestelenmiş şarkıları da Fatoş Haznedar söyledi.

Nazım’ın Rüyası’nın sanat yönetmenliğini de Alpdoğan Esengül yapmış. Büyük Türk şairi Nazım’ın aşkları, yaşamından kesitler, memleket hasreti, devrimci ruhu ve mücadelesiyle oğlu Mehmed’e özlemi; müzik, şiirleri ve danslarla tiyatral bir dille sahnelendi. “Yiğidim Aslanım”, “Karlı Kayın” ve “Gülhane Parkı” adlı şarkılar solist ve seyircilerle birlikte, telefon ışıkları altında söylenirken duygulu anlar yaşandı. Etkinliğin ana temaları umut, hasret, özgürlük ve insanlık üzerine kuruluydu.

Zaman zaman ABB’nin etkinliklerinde sunucu olarak ta görev alan Alpdoğan Esengül güçlü sesi, vurgulamaları ve tonlamalarıyla muhteşem seslendirdi Nazım Hikmet şiirlerini.
***
ADSO’nun önümüzdeki haftaki konserinde tanınmış arp sanatçısı Alexander Boldachev olacak, orkestrayı şef Orhun Orhon yönetecek. Konserde yer alan eserler:
C. Debussy “Danse sacrée et danse profane” (Kutsal dans ve dünyevi dans)
C. Saint-Saëns “Danse macabre” (İskeletlerin dansı)
S. Prokofiev “Dance of the Knights” (Şövalyelerin dansı)
P. I. Çaykovski “Souvenir de Florence” (Floransa Hatırası)
HASAN HÜSEYİN DULUN
19 Ocak 2026, Antalya





























