Ankara’nın özgün, tartışmasız ve
en uzun süreli amblemi neden unutuluyor?
Geçen sene Haziran ayı ilk haftasında Türk naif resminin önemli sanatçılarından Oya Zaim Katoğlu (1940-2024) aramızdan ayrılmıştı. Ankara Üniversitesi, Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi, Sanat Tarihi Bölümü mezunu idi. Sanatçı bir aileden geliyordu; ressam Turgut Zaim’in (1906-1974) kızı idi. Anadolu hayatı ve insanı konularında eserler veriyordu. Aramızdan ayrılışının ilk yıldönümüne (başka olaylar da üst üste gelince) bu yazıyı kaleme almayı düşündüm.
**
İnternette rastlanılan ve tekrar edilen yanlış fikirler bir süre sonra gerçekmiş gibi algılanmaya başlıyor. Bunları esas alan yazılar ve tartışmalar da dayanaksız kalıyor.
Başkentimiz Ankara’nın, daha doğrusu Ankara Belediyesi’nin, yıllardır süregelen ve heyecanını her dönem koruyan bir amblem tartışması var. Bir dönem Ankara Belediyesi yönetiminde görev yapmış ve grafik tasarım, afişler konusu ile ilgili bir kişi olarak bu yazıda sizlere (son günlerde yeniden gündeme gelmeye başlayan) Ankara Belediyesi’nin amblemleri hakkında bildiklerimi yazmaya çalışacağım.
Asıl amacım, uluslararası bir sanatçının tasarladığı, başkente tartışmasız bir şekilde, en uzun süre hizmet vermiş bir amblemi hatırlatmak. Bu amblemden neden bahsedilmediği, neden yokmuş gibi davranıldığı konusundaki düşüncemi de aktarmaya çalışacağım.

Ankara Belediyesi Amblemleri
Bu konu ile ilgili pek çok basılı yayında, internette, bloglarda ve görüş yazılarında klasik ve birbirini kopyalayan, tekrar eden bazı cümleler yer alıyor. Örnek olarak aşağıdaki üç cümleyi vermek istiyorum; bunlara ve benzer düşüncelerin çoğuna katılmıyorum; yanlış bulduğum konuları ilerleyen bölümlerde yazacağım.
*Ankara’nın ilk şehir amblemi 1973 yılında Belediye Başkanı Vedat Dalokay döneminde kabul edildi.
*Hitit Güneşi sembolü 1978 yılında Sıhhiye Meydanı’na yapılan anıt ile iyice pekişti.
*27 Mart 1994 seçimlerinde işbaşına gelen Belediye başkanı Melih Gökçek tarafından değiştirildi.
Değer verdiğim dostlarım tarafından Mayıs 2025’de yayınlanan ve son günlerde okuduğum iki kitabın bazı bölümlerinde de Ankara’nın amblemleri ve Hitit Güneş Kursu Anıtı gündeme geliyor [2], [3]. Ankara Belediyesi ambleminde uzun süre kullanılan Hitit Güneşi kursu ile Sıhhiye Meydanı’ndaki anıt arasında bazen (yanlış da olsa) ilişki kurulduğundan bu yazıda her ikisinden de bahsedeceğim.

Eski tarihli başka resmi doküman bulunana kadar kendi arşivimdeki dokümanı kullanacağım, şüphelerim ve çıkarımlarım olursa bunları okuyucunun görüşüne ayrıca sunacağım.
1950 - 1960 - 1973
1950’li, 60’lı yıllarda Ankara Belediyesi ve EGO, ASU gibi bağlı kuruluşların belli bir kurumsal kimliğine ve bunun bir parçası olarak bir ‘amblem’ine rastlamak pek mümkün değil. Yıllık olarak Belediye Meclisleri için hazırlanan raporların kapaklarında bazen basılı figürler görülüyor. Ancak bunların kullanımı sadece o belgeler ile sınırlı; bayrak olarak veya araçlara işlenmiş olarak kullanımına rastlanmıyor.

1953 tarihli Belediye Dergisi’ndeki amblem üçgen kokart biçiminde; Ankara Kalesi ve (herhalde bir zamanlar ünlü olan) Ankara balı peteği sembolleri içeriyor. 1971 tarihli başka bir belgede yuvarlak bir amblem var; daha önceki figürlere bir arı ve çift başlı Selçuklu Kartalı eklenmiş.
1968-1973 tarihleri arasında belediye başkanlığı yapan Ekrem Barlas’ın (1912-1998) son dönem Çalışma Raporu’nda hiçbir amblem yer almıyor.

Özetle; eski yıllarda Ankara Belediyesi ve (EGO, ASU gibi) bağlı birimlerinin resmi ve sürekli kullanılan bir amblemi hiç olmamış.
1973 - 1977
Pek çok yerde Ankara’nın ilk ambleminin ‘1973 yılında kabul edildiği’ yazılıyor.
CHP adayı Vedat Dalokay’ın (1927-1991) kazandığı Ankara Belediye Başkanlığı seçimi 9 Aralık 1973 tarihinde yapılıyor. 1973’ün kalan sınırlı günlerinde Dalokay’ın Ankara’nın amblemini ilan etmesi için bu konunun seçim programında çok öncelikli bir yeri olmuş olmalı. Ancak, böyle bir durum söz konusu değil.
Mart 1975’de Milliyetçi Cephe (Adalet Partisi, Milliyetçi Hareket Partisi, Milli Selamet Partisi, Cumhuriyetçi Güven Partisi) koalisyon hükümeti iş başına geliyor. Devlet Planlama Teşkilatı (DPT) kadrolarından bazı bürokratların görevine (siyasi nedenlerle) son verilince Dalokay 9 bürokrata Kasım 1975’de belediyede iş veriyor. Bunlardan biri olan İlhan Tekeli (d.1937) ileriki tarihli bir yazısında şöyle yazıyor:
‘1973 seçimlerini kazanan sosyal demokrat belediye başkanlarının başlangıçta bir programı yoktu. Programlarını temelde merkezi yönetimle çatışma içinde ve kıt kaynaklara sahip olarak yaptıkları uygulamaların yönlendirmesiyle geliştirdiler’ (Mülkiyeliler Birliği Dergisi, sayı 93, Mart 1988.)
Dolayısı ile, öncelikle tarih konusu ele alınırsa, ‘belediye ambleminin 1973 yılında kabul edildiği’ söylemini internetten alıp tekrarlarken biraz daha emin olunması gerektiğini düşünüyorum.

Belediye amblemi olarak kabul edildiği ileri sürülen ‘Hitit Güneşi’ 1946’da kurulmuş olan Ankara Üniversitesi’nin amblemi olarak kullanılıyor. Ayrıca, o yıllarda Turizm ve Tanıtma Bakanlığı amblemi olarak da kullanılıyor. Öte yandan, bir bisküvi firması da amblem olarak kullanıyor. Yasal konular bir yana, yaratıcı bir mimar olan Dalokay’ın başka kuruluşların zaten kullanmakta olduğu bu amblemi Ankara için seçmiş olabileceği de hep aklımı kurcalıyor, doğrusu.

Bu amblemin o dönem içinde belediyede kullanımına pek rastlanmıyor. Göreve gelişin tam da ikinci yılında hazırlanan ve 2 yılda neler yapıldığını anlatan (Aralık 1975 tarihli) ‘730 Gün 730 Gece’ isimli broşürde bu amblem yer almıyor. Devrin MC Hükümeti tarafından görevden alındıktan sonra Dalokay’ın basında çıkan yazıları ile çeşitli konularda görüşlerini paylaştığı (Ekim 1977 tarihli) ‘06 Dalokay’ kitabında da yer almıyor.
Bu kitapta İspanya Büyükelçiliğinin suyunun kesilmesinden ekmek grevine, Akkondu’dan ABD elçilik duvarına kadar pek çok tartışmalı konu yer alırken ‘Hitit Güneşi Anıtı konusunda MC Hükümeti ile olan tartışmalara’ bir satır bile yer verilmemesi de, ayrıca, merakımı çekiyor.
DPT’den belediyeye geçen danışmanlar raporlarını Ekim 1976 ve Mayıs 1977 tarihlerinde iki adet kitapta topluyorlar. Bahis konusu ambleme sadece birinci kitabın kapağında rastlanıyor.
Özetle; ‘1973 yılında kabul edildiği’ konusu bir yana bu dönemde Hitit Güneşi ambleminin nerelerde kullanıldığına ilişkin örnekler bulunmasının da yararlı bir çalışma olacağını düşünüyorum.

O halde Hitit Güneşi nasıl oluyor da Dalokay dönemi ile bu kadar yoğun olarak ilişkilendiriliyor? Bunun en önemli nedeni, Sıhhiye Meydanı’ndaki anıt, tabii ki.
Atatürk’ün girişimiyle 1925’de kurulmuş olan Anadolu Sigorta şirketi 1975’de 50. yaşını kutluyor. Bu nedenle, ‘Anadolu’ medeniyetlerinden bir eseri anıt olarak Ankara halkına armağan etmek istiyorlar. Heykel sanatçısı Nusret Suman (1905-1978) ile Anadolu’da yaşamış topluluklardan olan Hititler’den bir eserin (törenlerde sopa üzerine takılan bir alemin) kopyasının yapılması konusunda anlaşılıyor.
Belediye de Sıhhıye, Lozan Meydanı’nı bu iş için düşünüyor; meydanın batısında Etibank binası yer alıyor, doğuda ise (şimdi Abdi İpekçi Parkı’nın olduğu alanda) ileriki yıllarda Belediye Sarayı yapılması planlanıyor (06 Dalokay, Ekim 1977, sayfa 78). Anıt için bu meydan uygun bir seçenek olarak görülüyor.
Anıtın yapım süreci ile birlikte ülke büyük bir tartışmanın içine düşüyor. Dönemin MC hükümeti içinde yer alan ‘dinci’ kanat ‘kente bir put yapılmasına izin verilmeyeceğini’ söylüyor. ‘Milliyetçi’ kanat ise ‘Anadolu’ya Türklerin gelişinden önceki bir döneme ait’ bir sembolün seçilmiş olmasını kabul etmiyor. Öyle bir mücadele ki, bir taraftan heykelin yapımını engelleyen Vali Durmuş Yalçın’ın (1928-2017) kararını Danıştay iptal ediyor, öte yandan valiliğin trafik polisleri anıtın yapımı için orta göbeğe gelen işçilere ‘yaya geçidinden geçmedikleri’ için ceza kesiyor. (Milliyet Gazetesi, 12 Eylül 1977)

Tartışmalarda Ankara Belediyesi’nin ve başkanının taraf oldukları tek konu bu yapım için yer tahsis etmek oluyor. Heykelin Anadolu Sigorta tarafından yaptırıldığı günümüzde bile kaide üzerindeki tabelada yazıyor; en son 2022 yılındaki restorasyon da yine ayni kuruluş tarafından yapılıyor. Yapıldığı tarihlerde heykelin yer aldığı göbekte bir tek Anadolu Sigorta reklamının yer aldığı fotoğraflarda görünüyor.
O yıllarda yapılan tartışmalar sırasında Dalokay’ın İçişleri Bakanı Oğuzhan Asiltürk’e (1935-2021) verdiği yanıtta da yapım konusu açıklanıyor:
‘Vedat Dalokay ise … Hitit Güneşi Anıtının İçişleri Bakanının iddia ettiğinin aksine belediye tarafından değil, ulusal bir kuruluş tarafından yapılmakta olduğunu ve anıtın bu kuruluş tarafından Ankaralılara hediye edileceğini belirtmiş…tir’ (Milliyet Gazetesi, 4 Ekim 1976)
Ancak tartışma çok büyük çaplı ve çok yönlü yürüyor. Ünlü arkeolog Ekrem Akurgal (1911-2002) bile devreye giriyor, yapılan anıtın Hitit (MÖ 2000-1200) değil daha önceki yıllarda yaşamış olan Hatti (MÖ 2500-2000) topluluğunun bir eserinin kopyası olduğunu açıklıyor. (Milliyet Gazetesi, 8 Şubat 1977)

Bu kadar akılda kalıcı tartışmadan sonra ‘Ankara’nın Amblemi’, ‘Hitit Güneşi’, ‘Sıhhiye’deki heykel’ ‘Vedat Dalokay’ denilince konuların birbirini çağrıştırması gayet doğal. Ancak, ilginç olan bir nokta var; Ankara’nın amblemi olarak düşünülen figür ile bu anıtın hiçbir ilgisi yok.
Hititlerin veya Hattilerin pek çok Güneş Kursu var. Sıhhiye Meydanı’na yapılan ve geyikli olan kurstaki geyik ‘en büyük kadın tanrıyı ve barışı’, kuşlar ise ‘çoğalmayı’ simgeliyor. (Bu aşamada, Hacettepe Üniversitesi’nin ve Anadol otomobilin Hititlerden esinlenen simgesi olan ‘geyik’ logoları hatıra geliyor).

Çorum Alacahöyük’te bulunan eserin aslı Anadolu Medeniyetleri Müzesi’nde sergileniyor. Asıl güneş kursunda geyikler daha büyük; 1970’li yıllardaki teknik olanaksızlıklar nedeni ile Sıhhiye anıtında geyikler daha küçük. Anıt çelik konstrüksiyon üzerine bakır sac kaplama ile inşa ediliyor; sadece geyik boynuzları döküm olarak yapılıyor.

Yapılan ‘anıt’ ile ‘Ankara Belediyesi’nin amblemi’ olan güneş kursunun bu kadar açık benzersizliğe rağmen pek çok yerde karıştırılması için sadece ‘dikkatsizlik’ demekle yetineceğim.
Bu kargaşa sırasında anıtın yapımı, 1975 yılına yetişmek bir yana, Dalokay’ın başkanlık döneminde bile bitirilemiyor.
1977 - 1980
Aralık 1977 seçimlerinde göreve gelen Ali Dinçer (1945-2007) ve ekibi Ankara Belediyesi yönetiminde pek çok kurumsallaşma uygulaması yapıyor. Daha sonraki dönemlerde ülke çapında gündeme gelecek olan büyükşehir ve ilçe belediyeleri modeli, genel sekreterlik, kent konseyi, planlama birimi gibi uygulamalar yapılırken diğer taraftan ‘kurumsal tanınırlığın bir parçası olan amblem’ de düşünülüyor.
Belediye gibi, bağlı kuruluşlar olan Elektrik Gaz Otobüs İşletmesi (EGO) ve Ankara Sular İdaresi’nin (ASU) de amblemleri bulunmuyor. EGO Genel Müdürlüğü amblem yarışması açıyor (Şartnamesi arşivimde mevcut). Seçilen amblem daha sonraki yıllarda elektrik ve gaz hizmetlerinin özelleşmesi ile kullanımdan kalkıyor. ASU ise, geçmişinde afiş ve desen hazırlama deneyimi olan Genel Müdürün yaptığı bir tasarımı benimsiyor (Günümüzde halen -45 yıldır- bu amblem kullanılıyor).
Ankara Belediyesi kendisi için bir ‘amblem’ ararken bir yandan da Belediye Başkanlığı Özel Kalem Müdürlüğü başlıklı kağıtlarda yer alan Hitit Güneşi amblemini Belediyenin diğer dokümanında da etkin olarak kullanmaya başlıyor. Bir önceki döneme benzer şekilde, göreve gelişin tam da ikinci yılında (1979 yılı Aralık ayında) hazırlanan ve 2 yılda neler yapıldığını anlatan ‘Halkçı Belediye’ broşüründe bu amblem kullanılıyor. 1979 yılında hazırlanan 1 Milyon Çocuk Kitabı kapaklarında kullanılıyor.
1981 yılı Atatürk’ün doğumunun 100. yılı için Hipodrom alanında yapılması düşünülen, içinde mimar Turgut Cansever (1921-2009) projeleri ile tanıtım yazılarının bulunduğu dosyada yine ayni amblem kullanılıyor. Daha fazla örnekler de mevcut.

Bir önceki dönem bitirilemeyen Sıhhiye meydanındaki geyikli Hitit Güneş Kursu anıtı CHP’li Ali Dinçer yönetimi tarafından sahipleniliyor, tamamlatılması sağlanıyor.
Bu arada yapımı kontrole gelen sanatçı Nusret Suman İzmit civarında (bazı çevrelere göre şüpheli) bir trafik kazasında hayatını kaybediyor (15 Ağustos 1978), daha sonra, bir gece anıta bomba konuyor (31 Ağustos 1978). Açılışının Ankara Birinci Halk Şenliği sırasında yapılacağı ilan ediliyor ve Hitit Güneş Kursu Anıtı ilan edildiği şekilde Eylül 1978’de açılıyor.

Başka kurumlarca da yıllardır kullanılan bir figürü aynen kopyalamayı yaratıcı bulmayan Ankara Belediyesi kendisi için bir ‘amblem’ ararken görüştüğü İstanbul’da yerleşik ünlü bir tasarımcı ‘Ankara Halk Şenliği için yapılmış olan afiş dururken başka bir tasarıma gerek olmadığını’ belirtiyor. Yazının ilk paragrafında bahsedilen sanatçı Oya Zaim Katoğlu’nun tasarladığı ‘Hitit Güneşi Kursu’ ile ‘Anadolu insanı’nı birleştiren afiş burada devreye giriyor.

Afişteki tasarım amblem kullanımı için yeniden düzenleniyor; bu amblem ‘Ankara Belediyesi’nin özgün tasarımlı, tartışmasız bir şekilde en uzun süre kullanılacak amblemi’ olarak hayatına başlıyor.
O yılların parasal kısıtları içinde boğuşan belediyede amblem kullanımı yavaş bir şekilde ilerliyor. Bir örnekle anlatılırsa; 9 Eylül 1980 günü (CHP’nin de kuruluş yıldönümünde) Opera Binası arkasında Gençlik Parkı içinde Ankara Metrosu Opera İstasyonu temeli atılıyor. Belediye Başkanı Ali Dinçer’in temele koyduğu anı kapsülü içindeki yazı Belediye Başkanlığı Özel Kalem başlıklı kağıda yazılıyor ve Hitit Güneşi amblemini taşıyor. Temel Atma Töreni davetiye zarfları ise yeni basıldığından üzerlerinde Halkçı Belediye Amblemi yeralıyor.


Temel atma töreninden 3 gün sonra 12 Eylül darbesi oluyor; Belediye kadroları için zorlu bir dönem başlıyor. Görevlerine son veriliyor, sonunda hepsinden beraat edecekleri pek çok davalar ile tek başlarına uğraşmaya başlıyorlar.
Ancak Halkçı Belediye Amblemi’nin kıymeti biliniyor, yoluna uzun yıllar devam ediyor
1980 - 1984
12 Eylül 1980 askeri darbesinden sonra emekli ulaştırma tuğgeneral Süleyman Önder Ankara Belediye Başkanlığı’na atanıyor. Ali Dinçer dönemi kadroları görevden alınıp, haklarında davalar açılıyor. Ancak, (belki de asker olmanın bir getirisi olarak) kurumsal kimliğe önem veriliyor ve bunun bir parçası olan amblem aynen korunup, kullanılmaya devam ediliyor.
Süleyman Önder başkanlığı döneminde (02 Kasım 1981 tarihinde) belediye meclisinin aldığı bir karar ile ‘Hitit Güneşi ambleminin kırmızı zemin üzerine beyaz biçimde yerleştirilerek belediyenin yasal amblemi olarak kullanılmasına karar verildiği’ açıklanıyor. (Yeni Şafak Gazetesi, 17 Eylül 2011)
Daha sonraki yıllarda da kullanımına devam edildiği göz önüne alınırsa Halkçı Belediye Amblemi konusundaki yasal karar eksikliğinin bu dönemde tamamlandığı anlaşılıyor. Bahis konusu amblem 1983 tarihli Ankara Kentsel Ulaşım Haritası’nda kullanılıyor.

Süleyman Önder’in ileriki yıllarda Hitit Güneşi Anıtı konusundaki bir demecinden az sonra bahsedeceğim.
1984 – 1989
Askeri darbe döneminden sonra 30 Mart 1984 tarihinde yapılan ilk yerel seçimleri Anavatan Partisi (ANAP) adayı Mehmet Altınsoy (1924-2007) kazanıyor; Ankara’nın ilk büyükşehir belediye başkanı oluyor.
İçinde çoğu sağ düşünce ağırlıklı dört partiden siyasetçilerden oluşan ANAP’lı Ankara Belediyesi’nde Sıhhiye Meydanı’ndaki Hitit Güneş Kursu Anıtı konusu yeniden gündeme geliyor. Belediye Meclisi ‘anıtın Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne verilmesi, müze istemezse imha edilmesi’ yönündeki önergeyi kabul ediyor ancak görüş almak üzere Kültür Komisyonu’na havale ediyor. (Milliyet Gazetesi, 02.06.1984)
Belediye başkanı Altınsoy heykel kaldırılırsa ‘17 Türk devletini temsil eden bir anıtın yapılmasını’ isteyeceklerini söylüyor. Gazetecilerin görüş sordukları bir önceki başkan Süleyman Önder ‘17 Türk devleti anıtı için başka meydanlar açsınlar, oraya diksinler. Halkın onayı olmadan Hitit Anıtı kaldırılamaz, Abdi İpekçi Parkı’nın ismi değiştirilemez’ diyor (Milliyet Gazetesi, 03 Haziran 1984)
Sonunda Hitit Güneşi Anıtı yerinde kalıyor. Belediyenin ‘yasal’ amblemi olan Halkçı Belediye Amblemi de kullanılmaya devam ediyor. 1986 tarihli Ankara İmar Yönetmeliği kitabı üzerinde bu amblem yer alıyor. 16 Ekim 1987 tarihinde eski ASKİ Genel Müdürleri isimlerinin lojmanlara verildiği törende Ankara Büyükşehir Belediyesi’nin Halkçı Belediye Amblemli bayrağı yer alıyor. Ayni amblem 1988 tarihli Ankara Kentsel Ulaşım Çalışması kitabında da kullanılıyor.

Özetle, Halkçı Belediye Amblemi gerek askeri darbe döneminde, gerekse de sağ düşüncenin hakim olduğu belediye yönetimi sırasında varlığını korumayı başarıyor.

1989 - 1994
31 Mart 1989 tarihinde yapılan yerel seçimde Sosyaldemokrat Halkçı Parti (SHP) adayı Murat Karayalçın (d.1943) Ankara Büyükşehir Belediye Başkanı seçiliyor. Gerek Hitit Güneş Kursu Anıtı, gerekse Halkçı Belediye Amblemi için huzurlu günlerin geldiği düşünülüyor.
Belediye amblemi kullanılmaya devam ediyor. Örneğin; Altınsoy döneminde planlanan metronun gecikeceği anlaşılınca Dikimevi-AŞTİ arasında hafif raylı sistem (Ankaray) çalışmasına başlanılıyor. Bu konuda hazırlanan Ankaray ön etüdünün yeraldığı raporlarda Halkçı Belediye Amblemi yeralıyor.
Ancak, ayni projenin devamı olarak 1992 yılında yayınlanan ihale dosyalarında başka bir amblemin olduğu görülüyor. Anlaşılan o ki; bu arada bir değişiklik oluyor ve dalgalı denizleri aşan özgün amblem tanıdık sularda … yerini kaybediyor.
Sonradan anlıyoruz ki; 02 Ağustos 1990 tarihinde belediye genel sekreterliği bir yazı yazarak ‘bilindiği gibi eski amblem olan Güneş Kursu karmaşık, algılanması güç, karmaşık mesajlar taşıyan, ayni zamanda çeşitli kurum ve kuruluşların da amblemidir. Bu da kimlik yanılgısına yol açmaktadır’ gerekçesi ile Halkçı Belediye Amblemi’nin iptalini istiyor. (Yeni Şafak Gazetesi, 17 Eylül 2011)
27 Ağustos 1990 tarihinde Belediye Meclisi ‘yukarıdaki gerekçeleri haklı görerek’ yeni amblemi kabul ediyor. Böylece Ankara Belediyesi’nin amblemi değişiyor. Kimsenin de bir itirazı olmuyor; doğal bir işlem olarak karşılanıyor.
Bu yeni amblem müzedeki Hitit Güneşi’nin ‘stilize’ edilmiş bir kopyası; bir mesajı bulunmuyor. Halkçı Belediye Amblemi ise, o dönemin ölçülerinde, Anadolu topraklarında, sosyal demokrat, halkçı bir çizgi ifade etme iddiası taşıyordu. Yapılan bu değişim ile amblemin ‘içeriksizleştirildiği’ni düşünenlere katılıyorum.
Yıllar sonra bu amblemin de değiştirilmesi gündeme geldiğinde dönemin belediye başkanı Melih Gökçek söz alıyor; ‘yasal bir Hitit Güneşi Amblemini ‘bu amblem karışıktır’ diye değiştirenin kendisi olmadığını’ söyleyip ‘Hitit Güneşi’ni ben öldürmedim, o dönemin isteği ile İçişleri Bakanlığı da onaylayınca mevta olmuş’ diye eski tarihte yapılanları hatırlatıyor. (Yeni Şafak, 17 Eylül 2011)
1994 - 2019 Daha sonraki tarihlerde olan olaylar herkes tarafından yakından biliniyor. Murat Karayalçın döneminde tasarlanan amblemin ömrü uzun olmuyor. 27 Mart 1994 tarihinde yapılan yerel seçimde Refah Partisi adayı Melih Gökçek (d.1948) belediye başkanı olarak seçiliyor. 29 Haziran 1995 tarihinde Büyükşehir Belediye Meclisi amblem değişikliği kararı alıyor.
Kocatepe Camisi ambleme konuluyor. Sevgili dostumuz, mimar Ragıp Buluç’un (1940-2020) tasarımı olan Atakule de tasarıma ekleniyor.
Karayalçın döneminde yapılan amblem değişikliği hiç itiraz görmemiş iken bu değişikliğe çok karşı çıkılıyor. Yapılan itirazlar ve yasal süreç sonunda bu amblemin kullanılmasına son veriliyor. İptal edilen amblemde küçük bir değişiklik yapılıyor (yıldız sayısı 3’ten 5’e çıkartılıyor) ve 15 Temmuz 2011 tarihinden itibaren ‘yeni’ bir amblem olarak kullanılmaya başlıyor. Bu ikinci amblemle ilgili yasal süreçler devam ediyor.
(Bir de ‘logo’ konusu var ki ona hiç girmiyorum; hani Karayalçın döneminde Ankara Keçisi ‘Anki’ ile Gökçek dönemindeki bıyıklı, bıyıksız Ankara Kedisi logoları.)
2025 ve son söz yerine Günümüzde tekrar ‘eski (?)’ ambleme dönülmesi konusunda yazılar okuyorum; hangi amblem olduğu konusunda hemfikir miyiz bilemiyorum. Hitit Güneşi Anıtı’nın Çorum’a taşınması konusunda imza kampanyalarına rastlıyorum. Amblem ilk değiştiğinde (hangi nedenle olursa olsun) ses çıkarmayanların daha sonraki değişimlerdeki coşkulu karşı çıkışlarını hatırlayınca hüzünleniyorum.

1995’de, seçilir seçilmez, Melih Gökçek tarafından amblemin değişmesindeki aceleciliğe anlam veremeyenlere de rastlıyorum. Halbuki olayın geçmişi var. 1984 yılında ANAP’lı Mehmet Altınsoy Belediye Başkanlığı’na seçildiğinde Melih Gökçek Keçiören’in ilk ilçe belediye başkanı oluyor. Katıldığı Belediye Meclis toplantısında ‘anıtın Anadolu Medeniyetleri Müzesi’ne verilmesi, müze istemezse imha edilmesi’ önergesi onun tarafından veriliyor. O tarihte fazla tanınmadığı için gazeteler kendisini ‘daha önceden Sağlık Bakanlığı yapmış olan amcasına referans vererek’ tanıtıyorlar. (Milliyet Gazetesi, 02 Haziran 1984)
***
İlk başta da belirttiğim gibi, bazı yanlışlar dikkat edilmeden tekrarlandığında bir süre sonra gerçekmiş gibi algılanıyor. Bazı gerçekler ise hatırlatılmadığı sürece unutuluyor, yokmuş gibi davranılıyor.
Bu yazıda Ankara Belediyesi’nin amblemi konusunda bildiklerimi aktarmaya çalıştım. Yazıya Halkçı Belediye Amblemi tasarımcısı resim sanatçısı Oya Zaim Katoğlu’nun aramızdan ayrılışının yıldönümünde başladım. Sıhhiye Hitit Güneşi Anıtı’nın heykel sanatçısı Nusret Suman’ın aramızdan ayrılışının yıldönümünde tamamlıyorum. Başkente katkısı olan bu iki sanatçımızı saygı ile anıyorum.
Ankara’yı askeri darbe ve karşıt görüşlü 4 başkan döneminde en uzun süre, tartışmasız bir şekilde temsil eden, başkent için bir mesajı olan, özgün ancak ‘ısrarla’ unutulan Halkçı Ankara Amblemi’ni hatırlatıyor, bu amblemi başkente kazandırmış olan Ali Dinçer’e de sevgilerimi gönderiyorum.
Levent TOSUN
Küçükkuyu, 15 Ağustos 2025
[1] Ulus Zafer Anıtı Sergisi yazısı: https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/levent-tosun/sanki-gezici-bir-muze-ulus-zafer-aniti-sergisi/3293/
[2] Cumhuriyet Gazetesi Öncülüğünde Yapılan Zafer Anıtı, Korkut Erkan-Nurhan Erkan-Murat Selam, 2025 (Sonsöz … Zafer Anıtı Ankara’nın Amblemidir, sayfa 162)
[3] Ankara’nın Heykelleri, Nadir Avşaroğlu. Ankara’nın Serisi no:10, Mayıs 2025 (Hitit Güneşi Kursu Anıtı, sayfa 97)


























