Köşeyi resim kaptı.
Ev, içinde yaşayanın aynasıdır; ama çoğunlukla içine girince yansıtır oradaki yaşamı. Dışardan fazla bilgi sızdırmasa da sezdirir bazan. Kapılar, pencereler, perdeler, saksılar içerdekini ele verebilir. Pencereden dışarıyı seyreden bir kedi ya da balkondaki bir çiçek bakışları çelmeye yetebilir. Amsterdam’ın kanallar boyunca uzanan 300 yıllık evlerinin çoğunda perdeler örtülmez: Evlerinin uzun geçmişiyle gurur duyanlar, pencerelerinin kışın rüzgâr geçirmesinden rahatsız olup plastik çerçeveli yalıtımlı cam taktırmak için yasaları değiştirmeyi ya da delmeyi akıllarından geçirmezler. Ev içleri de sokağın güzelliğine güzellik katsın, yoldan geçenler görsün isterler. Sözgelimi, mavi-beyaz Hollanda porseleni vazoya birkaç lale koyarak yerleştirirler pencerenin önüne… Bu görüntü gözünüzü alınca bakışlarınız içerdeki tabloya ya da avizeye uzanır. Onlara doğal gelen bu durum, bizim Doğulu kültürümüzdeki yüksek duvarlar arkasına saklanan bahçe ve ev anlayışımıza ters düşer.

Resim sanatında ev denince –iç mekândan söz etmiyorum- akla ilk gelen yine bir Hollandalı’nın, Vincent van Gogh’un ‘Sarı Ev’i oluyor. Büyük düşlerle Fransa’nın günlük güneşlik kasabalarından Arles’da (Arl) bir ev kiralayan Van Gogh ünlü resimlerinin bazılarını burada yaptı. Ressam arkadaşlarıyla birlikte kalıp birlikte üretecekleri bir ev olmasını istemişti. Gauguin (Gogen) ona konuk oldu ama bir süre sonra aralarının açılıp arkadaşının gitmesiyle Van Gogh büyük bir düşkırıklığına uğradı, derin bir mutsuzluğa kapıldı; çok geçmeden o da gitti Arles’dan.
“Sarı ev”in bugünkü durumunu internette araştırdım. Meğer II. Dünya Savaşı sırasında kent Almanlar tarafından bombalanırken epeyce hasar görmüş, sonra da yıkılmış. Yine de Fransızlar, Hollandalı büyük ressamın burada 2 yıla yakın yaşamış olmasını turistik açıdan iyi değerlendirmeyi biliyorlar. Belediyenin bağışladığı binalardan biri Arles Vincent van Gogh Vakfı binası olarak yeniden düzenlenip dünyanın çeşitli yerlerinden gelen sanatçıların sergilerine, sanatsal etkinliklere sahne oluyor.

Şehre gelen turistlere ressamın ünlü tablosu ‘Arles’daki Yatak Odası’nın tıpatıp aynı olan odalarda kalma olanağı veren oteller, pansiyonlar var… Bugün işler böyle… Oysa, Van Gogh yalnızca tek bir tablosunun satıldığını görebilmişti. Onun kaygılar içinde geçen yaşamını akla getirdikçe hüzünlenmeden duramıyorsunuz. *
Bizim resmimizde de eski Türk evlerinin yer aldığı manzara resimleri, sokak resimleri Hoca Ali Rıza’dan beri var.

Ben bugün çağdaş bir ressamımızdan, Verşa imzasıyla resim yapan Verjin Şabcı’nın evleriyle sokaklarından söz etmek istiyorum. Onun evlerinin önünden “Güzelmiş” deyip geçemezsiniz. Onlar bırakmaz, içine çeker sizi. Durup bakarsınız. Anlatacakları vardır- hem de çok… Neler neler görüp geçirmişlerdir onlar. Bilmezsiniz ama bilmek istersiniz. Kapıları, suskun ağızlar gibidir. Pencereleri, bakışlarıyla konuşur.

Verşa imzalı evlerin hepsi aynı ölçüde konuşkan değildir: Bazıları biraz sıkılgandır, kolay kolay açılmaz. Kapadokya evlerine gelince, acaba en eski olduklarından mı anlatacakları birikmiştir? Ne peri masalları anlatır Verjin’in Kapadokya evleri! Ne hayalet öyküleri vardır onlarda! Bakmakla, dinlemekle bitmez.

Değişik yerler görmeye, değişik kültürlerle tanışmaya meraklı olan Verjin Şabcı’ya “gezgin” nitelemesi yakışır. Gördüklerini kendi merceğinden geçirip resminin belirleyici özelliklerinden olan kalın konturlarla (dış çizgilerle) vurgulayarak paylaşır. Bu tablolarını “resimli seyahatname” olarak da okuyabiliriz. Geçen yıl (Kasım 2024’te) düzenlediği son sergide izleyenleri Batıdan Doğuya – Portekiz’den Ermenistan’a- çok renkli, benzersiz bir yolculuğa çıkardı. Farklı geçmişleri olan, farklı coğrafyalarda farklı iklimlerde yer alan, ekonomi deneyimleri farklı toplumların evlerine, bahçelerine, yollarına kendi merceğini tuttu. Bu mercekten yansıttı ülkeleri, insanları...

Yunan adalarına da çevirdi merceğini, İstanbul Adalar’ına da…
Doğma büyüme İstanbullu olup yaz aylarını minnacık bir Ada evinde geçiren Verjin Şabcı’nın son sergisi 19 Temmuz 2025’te Büyükada’da Adalar Kültür Derneği Sergi Salonu’nda açıldı. 25 Temmuz’a dek sürecek.
Mina Tansel
20 Temmuz 2025, Ankara
* Van Gogh’un kardeşine yazdığı mektuplar Theo’ya Mektuplar adı altında, Azra Erhat’ın çevirisiyle Remzi Kitabevi’nce; Pınar Kür’ün çevirisiyle Yapı Kredi Yayınları’nca yayınlandı.

























