CERMODERN’de 30 – 31 Ağustos 2025 tarihlerinde, 8. Uluslararası SOLO Çağdaş Dans Festivali,13 farklı ülkeden 20 dans sanatçısının çalışmalarını izleyicilere sundu. Ayrıca, atölye çalışmaları, sanatçı buluşmaları, söyleşiler de festival progrmanında yer aldılar.
Festivalin bu yılki posteri Bilkent Üniversitesi Grafik Tasarım Bölümü’nden Deniz Bıçak ve Naz Nalçıoğlu tarafından yaratılmış. Posterdeki insan bedeninin üzerindeki “güneş”i andıran şekil, yüzyıllar öncesinin dansa meraklı bir kralını akıllara getiriyor. 1643 – 1715 yılları arasında yaşamış olan kendi de dansçı olan XIV.Louis, 40 balede 80 rol almış, 1661 yılında Kraliyet Dans Akademisini kurmuş olan ilginç bir dans tutkunu.
15 yaşında, Le Ballet de Nuit’de (Gecenin Balesi: 1653), Apollo’yu canlandırdığı zaman artık “Güneş Kral” diye anılıyor (Willa 1). Dans sanatına, o dönemin şartlarında “çağdaş” bir yaklaşım getirmiş olan bu kral zaman zaman dansa devlet işlerinden daha fazla önem veriyor, dansın bir güç gösterisi bile olabileceğini kanıtlıyor.
Çağlar boyunca “dans” hem iletişim hem de etkileşim aracı olmuş, bireylere yaratıcı bir güç vermiş, toplumları bir arada tutmuş.
2018 yılından beri CERMODERN’de düzenlenen SOLO Çağdaş Dans Festivalleri de dans sanatçılarının dans dili, beden diliyle bireyin arayışlarını, haykırışlarını, sessiz çığlıklarını, kimlik savaşlarını, yalnızlığını, meydan okuyuşunu, kendini ispat etme dürtüsünü görüntüye getirmelerini sağlayarak izleyicilerle iletişim ve etkileşim kuruyorlar.
8. Uluslararası SOLO Çağdaş Dans Festivali de dans dili ile nelerin anlatılabileceğini, nelerin yaratılabileceğini görüntüye getirdi.
30 Ağustos 2025 tarihindeki Festival’in ilk gecesi, 30 Ağustos Zafer Bayramı’nın 103. Yıl dönümü kutlamalarına da denk geldi. Gösteri başlamadan önce, Ankara semalarında (Anıtkabir civarı) Türk Hava Kuvvetleri’nin akrobasi timi SOLOTÜRK uçuşları (18:30 – 19:30), SOLO Çağdaş Dans Festivali’ne gelen izleyicilere de heyecan yarattı. SOLOTÜRK, Ankara semalarında “dans” etti. SOLO Çağdaş Dans Festivali dansçıları da CERMODERN Açıkhava Sahnesi’nde zaman zaman akrobatik danslar sundular.

Temsil başladığı zaman da, CERMODERN Sanat Yönetmeni, Zihni Tümer açılış konuşmasında CERMODERN’in de 15.yılını kutladığını belirtirken, bir İzmir Projesi olan “Deniz Çayırları”na yatırımdan bahsederek “sanat” ve “doğa” yı birleştirme ve “sürdürebilirlik” fikirlerini açıkladı.
Festival koordinatörü Esma Meydan. Festival programının danışma ekibi de “çağdaş dans” alanında çeşitli çalışmalar yapmış, projeler yürütmüş olan Deniz Alp, Özgür Adam ve Galip Emre. Bu yıl da (geçen yıllarda olduğu gibi) hem bazı elçilikler hem de değişik kurumlar “sponsor” olarak festivali desteklemişler.

Gecenin ilk gösterisi, Coppelia Project (Koreograf: Caterina Mochi Sismondi)(İtalya), dansçı Elisa Mutto ve mekanik eleman (“rigger”) Michelangelo Merlanti tarafından sunuldu. Bu ilginç çalışmada “hava akrobasisi” kullanılmış ve bu nedenle dansçıyı havada tutabilmek için dansçının başının üstünde bir mekanizma (saç askısı) ile dansçı bir kabloya bağlanmış ve bu kabloyu da Michelangelo Merlanti sahnenin sağ yanında idare ediyor, ara sıra çekiyor, ara sıra gevşek bırakıyor. Dansçı Eliza Mutto, önce beyaz tül eteğiyle sahneye yürüyerek geliyor ve yüzünü pudralıyor, sahneye çıkmaya hazırlanıyor. Henüz kabloya bağlanmamış. Kablo başından bağlanınca, dansçı bir müddet parmak ucu patikleriyle hem yerde hem havada bazı hareketler yapıyor, dönüyor, havalanınca havadaki akrobatik gösteri dikkatleri çekiyor. Bir müddet sonra patikler ve tül etekler atılıyor ve dansçı bol dönmeli hareketlerle havada veya yerde kablonun izin verdiği kadar dansına devam ediyor. Bu kablo bir çeşit bedenin üzerindeki baskıları, bireyin yaşadığı kısıtlamaları yansıtırken birey de bu baskılarla, kısıtlamalarla “havada ve yerde” beden diliyle mücadele ediyor. Belki de bu dans, “saçını süpürge yapmış” bir kadının bağlarından, ona dayatılmış rollerinden kurtulma dansı…
Dansçı için kafasından bir kabloya bağlı olarak hareket etmek belki zorlayıcı bir durum ama bedenin özgür olmak için verdiği mücadele de ancak böyle değişik bir yöntemle görüntüye geliyor.
İkinci çalışma, Agath(a)da, (Koreograf: Maureen Leverne)(Fransa) dansçı Maureen Leverne, 5 karakteri (kendinin abartılmış yönlerini) aynı bedende (kendi bedeninde) yansıtma amacıyla dans diliyle bir içsel yolculuğa çıkıyor. Sahneye, üzerinde siyah pantalon, beyaz gömlek, kravat ile geliyor, ara sıra konuşuyor. Dans platformundan inerek izleyicler arasına karışıyor. Tekrar dans alanına döniyor. Bol yer hareketleriyle dansına devam ediyor. Aynı bedende bireyin kendi abartılmış yönlerini ayıklaması yine beden dilinin gücü ile görüntüye getiriliyor.

Üçüncü çalışma, 11,l’essere in due de, (Koreograf: Fabiana Radinieri)(İtalya) dansçı Sylvia Purgino da bir ip ile sahneye çıkıyor. Bu sefer “göbek bağı” nı andıran ip yerde. Beyazlar içindeki dansçı yavaş yavaş bu bağ ile sahneye geliyor ve bu bağdan bir şekilde kurtuluyor ama “beden-zihin ilişkisi” devam ediyor. Dansçı bir sorgulama içinde. “Ait olma” derdini yaşıyor. Üzerindeki bedenine dolanmış ipten kurtulunca yerde tekrarlanan köprü kurma hareketleri, yer hareketleri ile dans bir konuşma eşliğinde devam ederken bir anda dans sona eriyor.
Dördüncü çalışma While I (st)roll alone da (Koreograf: Veronico Lillo)(İtalya) baştan aşağı beyazlar içindeki dansçı Veronico Lillo önce sahnede bir yoga pozisyonunda sessiz ve sakin oturmaktadır. Dansçı sessizlikten seslerin çıkışını yansıtacaktır. Her şeyden arınacaktır ama önce hareketsizdir. İzleyicileri hipnotize etmek ister. Önceleri gözleri meydandadır ama bir anda gözlerini iyice kapayan siyah gözlüklerle dansına devam edecektir. Önce kollar ve eller, özellikle el parmakları devamlı hareket etmektedir. Yerdeki hareketleri devam ederken vücüt sanki 4 ayak üzerinde bir yaratıkmış gibi yavaş yavaş sahnede ilerliyor. Zaman zaman yerden yükselse de sonra yine yere dönüyor. Dansçı başlangıç pozisyonuna geçtiği zaman siyah gözlükler de çıkıyor. Gözler açılıyor.

Beşinci çalışma Pandora’ da (Koreografi:Mariam Aleksidze)(Gürcistan) Tinatin Baramidze önce arkası dönük olarak yerde yatıyor. Yerde yuvarlanıyor. Uzun saçları arasında bembeyaz bir surat, etkileyici göz ve parmak hareketleri hemen dikkati çekiyor. Dansçı ayağa kalktığı zaman üzerindeki ceket çıkıyor, bacağın yana açıldığı (écarté) hareketler tekrarlanıyor. Dönme hareketleri başlıyor. Bir ara dansçı Gürcü halk danslarını andıran hareketlerle sahnede dolanıyor. Dansın sonuna doğru video-prodüksiyonla sahnenin arka planındaki perdede “Pandora’nın Kutusu” açılıyor ve önce kılıçlar, sonra tüfekler, toplar, patlamalar iyice yoğunlaşıyor, kaos ortamı öne çıkıyor. Bireyin sessiz sakin yaşamı birdenbire kontrol edilemez halde dış etkenler tarafından yok oluyor.
Koreograf Mariam Aleksidze, 7. Uluslararası Solo Çağdaş Dans Festivali’nde de “Ada’s Room” adlı çalışmasını izleyicilere sunmuştu (Çıkıgil, Sanattan Yansımalar, 2 Eylül 2024).
15 dakikalık aradan sonra danslar yine başladı. Bu kısımda sahnede iskemlelerin, masaların, bir kanapenin yer aldığı görülüyor.

Altıncı çalışma An Act de (Koregrafi: Neil Höhener)(İsviçre) Neil Höhener üstünde bir bardak olan masa ve iki iskemle ile dansına başlıyor. Önce oturuyor, bardağı eline alıyor. Kimliğini sorgulayan bu dansta üstündeki kıyafetleri çıkarıyor. Bir çeşit otobiyografiden beden biyografisine geçiş yapıyor. Yerdeki hareketleri yavaş ve yere yapışık kalıyor. Neil Höhener, 2023 yılında 6. Uluslarası Solo Çağdaş Dans Festivali’nde de Take a Seat (Gel Otur) adlı çalışmada kişilik sorgulayan bir dans gösterisi sunmuştu (Çıkıgil, Sanattan Yansımalar, 28 Ağustos 2023).
Yedinci çalışma TRY, gecenin en ilginç çalışması. TRY da (Koreografi: Katharina Wiedenhofer)(Almanya) Katharina Wiedenhofer güldürü ögeleriyle karışık bir gösteri sundu. Önce dansçı sırtı izleyicilere dönük olarak (sarı uzun saçları ile) yerde yan yatmaktadır ve vücut yavaş yavaş uyanmaktadır. Eller, ayaklar kıpır kıpırdır. Bedenin uyanışı, hareketlenişi oldukça yavaştır.
Beden canlanınca dansçı sahneden çıkıp gider ve bir iskemle ile geri gelir. Üstelik, iskemle ile izleyicilerin arasına iner. Sahne ile izleyici arasındaki kırılgan sınırı sorgular ve ön sıradaki bir izleyici ile konuşur. Tekrar ayağa kalktığı zaman bir ara ışıklar sönükleşir ve dansçı boynuna bir kramp girdiğini söyler. Bu yüzden mi ışıklar sönükleşmiştir. Sonra ışıklar tekrar parlaklaşınca dans başlar. Dans sonunda yine sahneden çıkar ve içki dolu (kırmızı şarap) iki kadehle geri gelerek tekrar izleyicilerle iletişim kurar.
Bir ara dansı sırasında konuşarak bedeninin zorlandığı bir durumu görüntüye getirir.
Dansçının ait olduğu küçük bir Almanya kasabası üç ayrı ülke arasında kalmıştır ve kolu ile bir ülkeye, bacağı ile bir başka ülkeye, başı ile de diğer bir ülkeye uzanmak ister. Bu olabilir mi? Dansçının yapmak istediği de budur. Bedenin sınırlarını araştırmak. Beden nereye kadar zorlanabilecektir. Yalın hareketler ile yoğun duyguları göstermek ister. Düşen, kalkan, dange bulan bedenin kırılıganlıklarını araştırır ve bunları görüntüye getirmek ister. Bu araştırma sırasında da bir içsel yolculuk yaşar.
Sekizinci çalışma At the Edge of Illusion (Koreograf: Lukáš Faul)(Çek Cumhuriyeti) gecenin başka bir ilginç dans gösterisiydi. Dansçı Lukáš Faul, sahneye gelmeden önce sahnenin sağ tarafında bir masa ve bir iskemle, sol tarafında yerde bir çaydanlık, arkada içinde çiçekler olan bir vazo görülmektedir. Bu sahne ögeleri üç ayrı spotla aydınlatılır. Dansçı pembe yelekli, kravatlı bir takım elbise ile sahneye gelir, iskemlede ayakkabısını giyer, masaya yerdeki sahne ögelerini taşır. Vazodaki çiçeği sular. Bu ögeler bağımsız olarak durduklarında belki bir anlamları olmuyor. Masadaki yerlerini aldıkları zaman işlevleri de belirlenmiş oluyor. Birinin onlara dokunması gerekiyor. Lukas Faul da gerçek ile hayal arasındaki sınırı sorgular. İlginç olan bu sınır da hayal gücü ile belirlenir.
Dokuzuncu çalışmada (son dans gösterisi) The Anatomy of a Craft (Koreograf: Helena O. Duynslaeger)(İspanya), Helena O. Duynslaeger sahnedeki bir kanapeye oturuyor ve ağız mızıkası çalıyor. Kanape de, dans alanı olur. Dansçı yere indiği zaman yer hareketleri yoğunlaşır. Dansçı tekrar kanapeye döndüğü zaman yine ağız mızıkasını çalmaktadır.
Gece programından önce, sabah 10:00 – 10:40 arası, Katharina Wiedenhofer (Almanya), 5-6 yaş çocukları ile bir atölye çalışması yapmıştı. 11:00 – 13:00 arası Heung Won Lee’nin (Kore) ve 14:00 – 17:00 arası Beyhan Murphy’nin (Türkiye) de atölye çalışmaları festivalin ilginç programları arasında yerlerini almışlardı.
“Solo dans” dendiği zaman tek bir dansçı bütün izleyicilerin gözleri üzerinde olarak onlara dans ve beden diliyle bir çalışma sunuyor. Bütün dikkatler üzerinde olduğu için, dansçı aslında baskı altında ama yine de özgürce görüntüye getirmek istediklerini izleyicilere sunuyor. Bedene ait sorular da soruyor. Beden ne kadar zorlanabilir? Beden ne kadar özgür kalabilir? Bedenin anlatım gücü nereden geliyor? Zihin-beden ilşkisi nedir? Gerçek nedir? Gerçek ile hayal arasındaki sınır ne kadar kesindir? Dans dili neden güçlüdür? Dans nasıl bireyleri birleştiriyor? Dans nasıl dansçıyı özgürleştiriyor? Dansçının içşel yolculuğu ne kadar devam ediyor? Sorular birbirini kovalıyor. Zihinleri kurcalıyor ama dans devam ediyor.
Gecenin başka bir dikkat çeken özelliği de vardı. Her dans bitiminde sahneye gelen görevliler (2 görevli) sahneyi temizliyorlar, bir sonraki dansa hazırlıyorlardı. Onların da bir koreografisi vardı elbette. Ara sıra onlar da çok hak ettikleri alkışları aldılar.
8.Uluslararası Çağdaş Dans Festivali’nin ilk gecesi başarılı ve etkileyici, zihin kurcalıyıcı 9 dans çalışmasıyla sona erdi.
Necla Çıkgil
Ankara, 1 Eylül 2025
NOT: Hem 30 Ağustos hem de 31 Ağustos 2025 tarihlerindeki dans çalışmalarına ait bilgileri ve izlenimleri yazar Pınar Aydın O’Dywer’den de okuyabileceksiniz.
KAYNAKLAR
Çıkıgil, Necla,
“CerModern’de Bir Dans Akşamı”, Sanattan Yansımalar, 28 Ağustos 2023.
https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/necla-cikigil/cermodern-de-bir-dans-aksami/3050 (Kullanım tarihi: 1 Eylül 2025)
Çıkıgil, Necla,
“7.Uluslararası Solo Çağdaş Dans Festivali”, Sanattan Yansımalar, 2 Eylül 2024.
https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/necla-cikigil/7-uluslararasi-solo-cagdas-dans-festivali/3367/ (Kullanım tarihi: 1 Eylül 2025)
Willa, Huber,
“Louis XIV: Sun King or Balerina?”, The Science Survey, 12 May 2025.
https://thesciencesurvey.com/spotlight/2025/05/12/louis-xiv-sun-king-or-ballerina/ (Kullanım tarihi: 1 Eylül 2025)
GÖRSELLERİN KAYNAKLARI (Kullanım tarihleri: 1 Eylül 2025)
8.Uluslararası SOLO Çağdaş Dans Festivali Posteri (Festival web sitesi)
Louis XIV: Sun King
Shttps://thesciencesurvey.com/spotlight/2025/05/12/louis-xiv-sun-king-or-ballerina/un King: Louis XIV
Zihni Tümer
https://www.aa.com.tr/tr/kultur/ankarada-8-uluslararasi-solo-cagdas-dans-festivali-basladi/3673943
Elisa Mutto
https://www.aa.com.tr/tr/kultur/ankarada-8-uluslararasi-solo-cagdas-dans-festivali-basladi/3673943
Maureen Leverne
Sylvia Purgino
https://artdogistanbul.com/en/8th-international-solo-contemporary-dance-festival-at-cermodern
Veronica Lillo
https://www.instagram.com/p/DMpzQTpIHv7/
Tinatin Baramidze
https://artdogistanbul.com/en/8th-international-solo-contemporary-dance-festival-at-cermodern/
Neil Höhener
https://neilhohener.com/production/an-act/
Katharina Wiedenhofer
https://katha.care/en/schoen-dass-du-da-bist-en/
Lukáš Faul
https://www.instagram.com/p/DNAdG0xI2A4/
Helena Olmedo Duynslaeger
https://www.shareintensive.com/guests/helena-olmedo-duynslaeger




























