Daha ilkokul çağlarındaki enstrüman öğrenimlerinden itibaren izlediğim çocukları, şimdi birer yetişkin olarak sahnede görmek, solist olarak dinlemek insana ayrı bir heyecan veriyor. Yıllarca çocuk konserlerinden itibaren gelişimini izlediğim kemancı Elif Ece Cansever’i (d.2000) 3 Aralık 2025 Çarşamba akşamı, şef Işın Metin yönetimindeki Hacettepe Senfoni Orkestrası (HSO) eşliğinde dinledik. Halen master sonrası solistlik diplomasını önümüzdeki Mayıs ayında alacağı Londra Kraliyet Koleji’nde ileri çalışmalarını sürdüren Elif Ece Cansever, bu konserde seslendirmek üzere Johannes Brahms’ın (1833-1897) bu dağarın seçkin örnek yapıtlarından Op.77 Re Majör Keman Konçertosu’nu seçmişti.

Tam 12 yıl, Bilkent’te çoktan emekliye ayrılan Rasim Bağırov ile çalıştıktan sonra Londra’da Lutsia Ibragimova’nın öğrencisi olarak lisans öğrenimini tamamlayan Elif Ece, Brahms Konçerto’yu tüm nüanslarıyla ne denli iyi özümsediğini sahnede gösterdi. Özellikle birinci ve üçüncü bölümlerdeki iki kadansta, virtüoz niteliğini çoktan kazanmış olduğunu kanıtladı. Sadece kadanslarda değil, yapıt boyunca kemanını konuştururken, doğru nota çalmanın çok ötesinde duyguları ne denli iyi yansıttığını, yapıttaki temaları ne denli iyi analiz edip içselleştirdiğini gördük.

Bundan 16 yıl önce batonu altında Frantisek Alois Drdla’ın (1868-1944) Carmen Fantazisi’ni seslendirdiği şef Işın Metin’le bu kez Brahms konçertoda başarılı bir sınav verdi. Yıllar içinde keman dağarının mihenk taşı yapıtları Sibelius, Beethoven ve Çaykovski Keman Konçertoları, Lalo İspanyol Senfonisi başta olmak üzere çeşitli solo yapıtları seslendiren Elif Ece Cansever’i devlet orkestraları da önümüzdeki sezon için programlarına almalı.

Genç kemancının bence olumlu bir yanı, gerek icra sırasında, gerek selamda ve alkışlara karşılık verirken ağırbaşlılığından hiç ödün vermemesi, şımarıkça hareketler yapmaması. Özellikle icra sırasında belleğindeki yapıta ve enstrümanına yoğunlaşması, tribünlere yönelik hareketlerle kendi dikkatini dağıtmaması ayrıca alkışa değer.
Elif Ece’yi kutluyorum. Önümüzdeki sezon kendisini İngiltere’nin önde gelen orkestraları Londra Senfoni ve Londra Filarmoni’de görmemiz şaşırtıcı olmayacaktır.
Konserin ikinci yarısında Antonin Dvorak’ın (1841-1904) o güzelim Op.88 Sol Majör 8. Senfoni’sini, Işın Metin’in şiirsel yorumuyla dinledik. Işın Metin’in bu yapıtı sadece Bilkent Senfoni ile değil, yurt dışındaki çeşitli orkestralarda da yönettiğini biliyordum. HSO için yaptığı bu seçimi bu nedenle hiç yadırgamadım. Işın Metin, orkestranın yerleşiminde korno grubunun yerini değiştirmiş, kendine göre sağ tarafa almıştı. Orkestrayı her iki yapıtta da baged kullanmadan sadece ellleri ve mimikleriyle yönetti. Zaman zaman yapıttaki duygu seline kendini ne denli kaptırdığını da gördük.
Dvorak’ın bu yapıtı, içerdiği pastoral renkler, yoğun duygu aktarımı, Çek halk müziği dans ve esintileriyle bestecinin seçkin yapıtları arasında önde gelenlerden biridir. Işın Metin’in, orkestrayla olumlu bir ilişki kurduğu, provalarda yapıtta istediklerini iyi anlattığı anlaşılıyordu. Ortaya mükemmel sayılabilecek bir icra çıktı. Coşkulu dinleyiciden öyle büyük alkış geldi ki, şef finalin bir bölümünü bis olarak tekrar çaldırdı.

Orkestranın müzik yönetmeni şef ve ADK’nın yeni müdürü Prof. Burak Tüzün’ü de alkışlatan Işın Metin, onu sahneye de çekmeye çalıştı ama başaramadı. Tüzün, güleç yüzüyle Metin’i kutlayıp kendini bu gösteriden kurtardı. Genellikle konserlere pek gelmeyen Hacettepe Rektörü Mehmet Cahit Güran da dinleyiciler arasındaydı.
Bakemancı sandalyesinde bu kez Burcu Zorlu yerine rahledaşı Ayşe Akçay oturuyordu. Soruşturdum, meğer bir ev kazasında bacağı kırılmış, kendisine geçmiş olsun diyorum.
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
4 Aralık 2025, Ankara


























