
Sanat, diplomaside diğer ülkelerin meslekdaşlarıyla iyi ilişkiler kurabilmek ve ülkesini tanıtabilmek için önemli araçlardan biridir. Türk diplomasi tarihinde, bunu en iyi uygulayanların başında gelen emekli Büyükelçi Hasan Kemal Gür’ü (1950-2025) ne yazık ki 18 Haziran 2025 akşamı, Ankara’daki evinde âni olarak geçirdiği atak sonucu yitirmiş bulunuyoruz.
Mesleğe Mülkiye’yi 1972 yılında bitirdikten hemen sonra giriş sınavlarını kazandığı Dışişleri Bakanlığı’nda başlayan Kemal Gür’ün bakanlık içinde ünlenmesi 1988-1990 yıllarında Gümülcine Başkonsolosluğu dönemine rastlar. Batı Trakya’daki Türklerle iyi ilişkiler kuran Gür, Yunanların bölgedeki Türklere karşı şiddet ve tahribata yönelik eylemleri üzerine Rodop Valiliği’nde yazdığı yazıda onlardan “soydaş” olarak söz etmesi üzerine Yunan Dışişleri’nce “persona non grata / istenmeyen adam ” ilan edilmiş ve Ankara’ya dönmek zorunda kalmıştı. İki yıl kalabildiği bu görevdeki çalışmaları Batı Trakya Türklerinin belleğinde önemli iz bırakmıştı.
Kemal Gür, Münih ve Batum Başkonsolosluğu yaptığı yıllardan itibaren, sanatı, özellikle de Türk müzisyenlere gösterdiği ilgi, onlara resital olanağı sunmasıyla dikkati çekmiş, Türk Balesi’ni Batum’a davet etmiş, bu alandaki zirveye ise İslamabad Büyükelçisi olarak görev yaptığı 1994-1998 yıllarında ulaşmıştı. Büyükelçi Gür, iyi bir dinleyici olmanın ötesinde, sanatın bir ülkenin tanıtımı için ne denli önemli bir enstrüman olduğunu, bu konulara hayli yabancı Pakistan gibi bir ülkede kanıtladı. Yaklaşık dörtbuçuk yıla uzayan dış görev süresini tamamlayarak merkez görevi için Ankara’ya dönerken, arkasında herhalde yıllarca unutulmayacak derin bir iz bırakıyordu. Siyasi ve ekonomik konulardaki başarılarını bile gölgede bırakan bir izdi bu. 1948’de kurulan Pakistan’ın tarihinde, en fazla ve kaliteli müzik etkinliği, Kemal Gür’ün büyükelçiliği döneminde gerçekleştirildi. Göreve başladığı 2002 sonbaharında Pakistan tarihinde bir ilki gerçekleştirerek, ülkede ilk kez bir “şan resitali„ düzenleyen kişi ünvanını alıyordu. İnşa halindeki büyükelçilik binası tamamlandığında bu tür etkinlikler peşpeşe çorap söküğü gibi birbirini izleyecekti.
Her fırsatı kullanarak başta Ankara olmak üzere değişik kentlerimizdeki orkestracıları, oda müziği topluluklarını, şan sanatçılarını davet ediyor, bu etkinliklere sadece Pakistan yöneticileri değil, İslamabad’da görevli hemen tüm ülkelerin büyükelçileri katılıyorlardı. Oradaki Amerikan ve Rus Büyükelçileri’nin Kemal Gür’e nasıl saygı gösterdiklerine bizzat tanık olmuştum.

Türkocağı'nda Batı Trakya konusunda konferans verirken, 2023
Zaman zaman telefonla arar, kimleri çağırabileceği konusunda danışır, iletişim bilgilerini isterdi. Kendisine büyük bir zevkle yardımcı oluyordum. Ankara, İstanbul, İzmir, Bolu gibi kentlerimizden oda müziği ve caz grupları, bale toplulukları, opera solistleri, askeri bandolar İslamabad büyükelçilik binasındaki 250 kişilik salonda ya da bahçede, büyük otel salonlarında, Karaçi ve Lahor’da Kemal Gür’ün görevi döneminde dinleti-gösteri yaptılar. Finansmanı sponsorluklarla sağladı genellikle... Dörtbuçuk yılda 180 konser, sergi, kitap tanıtımı, defile.. Deniz Kuvvetleri Bandosu, Konya Mevlevi Topluluğu dahil, ağırladığı sanatçı sayısı 700’ün üzerindeydi.
Tüm bu konserler bilahare Pakistan özel ve resmi televizyon kanallarında “Türk Akşamları”, “Türkiye’den Müzik” gibi değişik isimlerle ve 25-40 dakika arası süren programlarla yayınlanıyor, uydu aracılığıyla Amerika ve Uzakdoğu’da da izlenebiliyordu.
Türk Büyükelçiliği âdeta Pakistan İslam Cumhuriyeti’nin en büyük kültür merkezi haline dönüşmüştü. Devlet Başkanı Pervez Müşerref’in açık bir toplantıda bakan ve bürokratlarına “İslamabad mutlaka layık olduğu bir kültür merkezine kavuşturulmalı” talimatını verirken, ardından “Her ne kadar Türk büyükelçiliği bu işlevi görüyorsa da” diye eklediği, diplomatik misyonda bir efsane gibi anlatılıyordu.

Büyükelçi Kemal Gür, Türkiye’nin müzik ve sanat aracılığıyla tanıtımını yapmakta örnek bir olaya Pakistan’da imza atmış oldu. Ama diplomaside ve ekonomik ilişkilerde de son derece başarılıydı. Nitekim, Pakistan’daki deprem sonrası çalışmaları nedeniyle Pakistan Kızılay’ının nişanından sonra, kendisine Pakistan’ın en büyük sivil nişanı olan “Hilal-i Pakistan” nişanı takılıyordu. Bu nişanın Çin Halk Cumhuriyeti Devlet Başkanı, Suudi Kralı, Suudi ve ABD Büyükelçileriyle birlikte Kemal Gür’ün layık görülmesinin ardında bu diplomatik ve ekonomik başarılar, özverili çalışmalar yatıyordu. Bu nişan daha önce, 1984’te de Devlet Başkanlığı özel kalem müdürlüğü görevinden İslamabad’a atanan Büyükelçi rahmetli Baki İlkin’e verilmişti.
Pakistan Devlet Başkanı Pervez Müşerref, Ankara’ya yaptığı resmi gezilerde mutlaka Kemal Gür’ü de ihmal etmiyor, evinde ziyaret ediyordu.

Rezzan ve Kemal Gür, Budapeşte'de İdil Biret'le, 2012
Merkeze döndükten sonra Konsolosluk İşleri Genel Müdürü olarak görev yapan Büyükelçi Gür, 2010’da bu kez Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye Büyükelçi olarak atandı. Avrupa’nın önemli kültür-sanat başkentlerinden biri olmasına karşın, orada da benzer etkinlikleri sürdürüp Türk sanatçılarını ve müziğimizin geldiği düzeyin anlaşılmasına katkıda bulundu. Ağırladığı sanatçılar arasında anıtsal piyanistimiz İdil Biret ile öğrenimini Lizst Akademisi’nde yapmış olan Zeynep Üçbaşaran da vardı.

Erol Erdinç, Gülsin Onay, Rezzan-Kemal Gür ve Ş. Kahramankaptan, Macaristan-Eger,
Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası da onun büyükelçilik döneminde bir Macaristan turnesi yaptı. Şef Erol Erdinç ve solist olarak piyanist Gülsin Onay’ın yer aldığı bu turne boyunca Büyükelçi Gür’ün, müzisyenlere gösterdiği yakın ilgiye tanık olmuştum. Zaten ondan başka türlüsü beklenemezdi. Gür’ün tüm bu etkinliklerinde en büyük destekçisi, son derece dikkatli, özenli bir sefire olarak eşi Rezzan Gür vardı.
Kemal Gür, Hopa doğumlu, Cumhuriyet ve değerlerine sıkı sıkı bağlı, Atatürkçü bir diplomattı. Böyle olunca da Budapeşte’deki görevi sırasında oradaki FETO örgütü mensuplarının hedefi haline geldi. Sürekli Ankara’ya Dışişleri Bakanlığı’na şikayet edildi. Çünkü Büyükelçilik bütçesini son derece dikkatli kullanıyor, FETÖ’cülerin taleplerini karşılamıyordu. Görev süresini doldurmasına yaklaşık bir yıl kala merkeze çekildi ve ardından da emekliye ayrıldı.

Gür , Sönmez ve Kahramankaptan aileleri, 2014 Ankara
Emeklilik döneminde, Başkanlığım sırasında bir süre ÇAĞSAV-Çağdaş Sanatlar Vakfı Yönetim Kurulu üyeliğinde bulundu, çeşitli kuruluşlarda konferanslar verdi. Tam anıları üzerinde çalışıyordu ki, bu âni vefat geldi. Başta değerli eşi Rezzan Hanımefendi olmak üzere, oğulları Çınar ve Uygur’a, gelinlerine, torunlarına ve gerçek Hariciye mensuplarına sabır ve başsağlığı diliyorum. Işıklarda uyusun..
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
20 Haziran 2025, Ankara


























