Ülkemiz bir tür ödüller cenneti… Dernekler, vakıflar, devlet kurumları, üniversiteler, medya kuruluşları her yıl çeşitli ödüller veriyorlar… Hele 12 Eylül döneminde Kenan Evren sayesinde yaygınlaşan “plaket verme” kolaylığı giderek yaygınlaşınca, ödül namına plaket sunumu da moda haline geldi ve sonunda ortalık ödülden ve plaketten geçilmez oldu! Ama bu ödüller arasında uluslararası ve ulusal çapta anlam taşıyan, prestijli olanlar da var.
Üniversitelerin kurumsal olarak verdikleri ödüller, üniversitenin büyüklüğüne, saygınlık derecesine göre farklı etki alanlarına sahip. Bunlardan biri de Hacettepe Üniversitesi’nin ödülleri.
Hacettepe Üniversitesi Senatosu’nun 8 Ocak 1992 tarihli oturumunda, Prof. Dr. Süleyman Sağlam’ın rektörlüğü döneminde 92-9 karar sayısı ile kabul edilen Hacettepe Üniversitesi Ödül Yönergesi ile sunumuna başlanan Hacettepe Ödülleri’nin temel amacı; “hangi üniversiteden olursa olsun araştırmacıların bilimsel çalışmalarını desteklemek, üstün niteliklerini ve başarılarını toplumla paylaşmak, yaşamları boyunca topluma hizmet adına sergiledikleri başarılar ya da gerçekleştirdikleri çalışmalara saygı göstermek” olarak kamuya açıklanmıştı.
İhdas edildiğinde tanıtımı şöyle yapılmıştı:
“Hacettepe Ödülleri, Hacettepe Üniversitesi’nin, varlığının nedeni olan topluma duyduğu vefanın, insanlık için verdiği çabanın adıdır. Hacettepe Üniversitesi, fendir, bilimdir, kültürdür, gelenektir, sanattır. Bu ülkenin hedeflerine ulaşması için teminat, dünyaya artı değer katmaktır…”
EKSİK DOSYA BİR YILDA TAMAMLANDI
Değişik bilim dallarının yanı sıra Hacettepe’nin ödüllerinden biri de Sanat Ödülü. Bazı yıllar ayrıca sanat alanında özendirme ödülü de verildi geçmişti. Geçen yıl, “dosyalarda eksiklik” gerekçesiyle ilgili rektör yardımcısının itirazı üzerine bu ödül 2023 yılı için verilememişti. 2024 yılı ödülü ise rektör Prof. Dr. Mehmet Cahit Güran tarafından, 12 Kasım 2025 günü Hacettepe Üniversitesi “2025-2026 Akademik Yılı Açılış Töreni”nde sunuldu.

İnternetteki “Gazete Hacettepe”den öğrendiğime göre 2024 Sanat Ödülü’nün sahipleri Ankara Devlet Konservatuvarı Öğretim Üyesi Prof. Burak Tüzün ve Sanatçı Öğretim Elemanı Kamer Güngör oldu. Haberde ödüllerin gerekçeleri yer almıyordu ama tahmin etmek zor değil.
GÜNYÜZÜNE ÇIKARILAN 1941-ANKARA SENFONİSİ
Bu iki isim, orkestra şefi Tüzün ile notist Güngör, önemli bir sanat arkeolojisi çalışmasını oya gibi işleyerek yapan ve sonuçlandıran zahmetli bir sürece imza atmışlardı. Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın ilk yabancı şefi olan Alman müzik insanı Dr. Ernst Praetorius’un (1880-1946) Ankara’da çalıştığı dönemde yazdığı ve konservatuvar kütüphanesinde araştırma yaparken besteci Dr. Önder Özkoç’un rastlantı sonucu bulup Burak Tüzün’ü haberdar ettiği, onun da sahip çıkarak günyüzüne çıkarılıp seslendirilmesini sağladığı 1941-Ankara Senfonisi süreciydi.
Hacettepe Üniversitesi Müzik ve Sahne Sanatları Uygulama ve Araştırma Merkezi’nin başında bulunan notist Kamer Güngör, aylarca uğraşarak Praetorius’un el yazısı partitürünü bilgisayara geçirmiş, ikili Türk Alman Kültür İşleri Kurulu Derneği Ankara, Goethe Institut Ankara’nın da desteğini alarak Praetorius anısına iki özel etkinliğin düzenlenmesini yol taşlarını döşemişlerdi.
Önce bir panel yapılmış, bestecinin üç liedi de bu sırada seslendirilmişti.

Esas önemli olan ise, Hacettepe Senfoni Orkestrası’nın şef Burak Tüzün yönetiminde Praetorius Ankara Senfonisi’nin dünyada ilk seslendirmesini 13 Aralık 2023’te CSO Ada Ankara Ana Salonda yapmasıydı.
MEYVELİ AĞACIN TAŞLANMASINA SON MU?
Bu iki etkinlik , Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası’nın gelişiminde büyük katkısı bulunan Ernst Praetorius’u sadece bir şef olarak anılmasının ötesinde hiç bilinmeyen bir yönünün, besteciliğinin de keşfedilmesini sağlıyordu.
Hani Anadolu’da “Meyveli ağaç taşlanır” diye bir söz vardır. 1980 sonrası YÖK’ün kuruluşuyla akademi bünyesine alınan konservatuvarların anası konumunda bulunan Ankara Devlet Konservatuvarı’nda yıllar içinde, özellikle de son dönemlerde olup bitenlere yakışan bir söz bu. Pek çok öğretim görevlisi yükseltmeleri yapılmadığı için okuldan kaçırıldı, başka konservatuvar veya müzik-sahne sanatları fakültelerine gittiler. ADK’ya gelmeye niyet edenler sürekli vaadlerle oyalandı ama hiçbir işlem yapılmadı, yaptırılmadı. Kurulması planlanan, tüm gereklilikleri yerine getirilmiş açılacak bölümlerle ilgili bürokratik başvuru mekanizması çalıştırılmadı. Yükselmesi gelenler, yönetici tarafından sevilmediği için yükselemedi, rakip görülenler sürekli engellendi ve Rektörlüğe gammazlandı, hem de gerçek olmayan bilgilerle. Bu yönetim tarzı ile engellenen, gammazlananların başında da HSO’nun sanat yönetmeni şef Burak Tüzün ile sanatçı öğretim elemanı notist Kamer Güngör geliyordu.
Ardında ne tür ilişkilerin bulunduğunu bilemediğimiz, ADK yönetiminin usüle de aykırı olarak vekalet-tedvir sürelerinin çok ötesinde yerinde tutulması uygulamasının da , Sanat Ödülü’nün verilmesinin ardından Rektör’ün ikinci döneminde sona erdirilerek ADK Müdürlüğüne Moskova Çaykovski Devlet Konservatuvarı Şeflik Bölümü’nden diplomalı Prof. Burak Tüzün’ün getirildiğini öğrendik.
Gerçeklerin eninde sonunda ortaya çıkma gibi bir huyu vardır, derler. Demek ki uzun süre dezenformasyona tabi tutulan Hacettepe Rektörlüğü, sonunda uyanmıştı. Bu satırları kaleme alırken, iki dönem müdürlükten sonra vekalet-tedvir sürecinin sona erdirildiği ve ADK Müdürlük görevine Tüzün’ün getirildiğine dair resmi bir açıklama yapılmamıştı ama konservatuvar çevrelerinde haber çoktan duyulmuş, eski müdür Metin Munzur’un odasını topladığı kulaktan kulağa yayılmıştı.
ALMANLAR UYUYOR MU?
Dr. Ernst Praetorius’un 1941-Ankara Senfonisi’ne dönecek olursak, süreç içinde başta Alman Kültür’ün yöneticisi Friedrich Dahlhaus olmak üzere konuya yakın ilgi ve destek göstermelerine karşın, Alman otoritelerinin sonra sessizliğe bürünmüş olmaları.
Oysa , müzikoloji alanına da çok önem verdiğini bildiğimiz Alman akademik çevreleri, müzik yüksek okulları ve kültür siyasetçilerinin-otoritelerinin çoktan, kendi önemli değerleri Dr. Ernst Praetorius’un yapıtını sahiplenmeleri, Almanya’da ilk seslendirilişini organize etmeleri gerekirdi.
Umarım 2026 programı içine almışlardır!
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
Bu yazı Konser Arkası dijital dergisinin Aralık 2025 sayısında yayımlanmıştır.


























