Kapadokya’dan Çanakkale’ye Bir Aşk Hikâyesi
ve Sivil Toplum Dayanışması
Hani, “Ey aşk, sen nelere kâdirsin” diye bir deyim vardır, üstelik evrensel bir deyimdir bu, latincesi de “Amor vincit omnia”, yani aşk her şeyi yener. Bazen de iki gönül bir olunca, samanlık konser salonu olur!
Bu aşkın öyküsü ilginçtir. Genç adam Boğaziçi Üniversitesi Tarih Bölümü’nü bitirdikten sonra Hollanda'daki Leiden Üniversitesi'nde Osmanlı çalışmaları ve Klasik Arkeoloji alanında yüksek lisans yaptı. Yurt dışında başta BBC olmak üzere çeşitli yayın kuruluşlarına danışmanlık yaptı. Türkiye’ye döndükten sonra Anadolu ve Ege adalarını kapsayan rehberlik çalışmalarıyla dikkati çekti. Bir dizi arkeolojik keşif ve yüzey araştırmasında akademisyenlere organizasyon ve çeviri hizmeti sağladı. Bunlardan biri de Çanakkale’deki Troas yüzey çalışmalarıydı. Amerikalı bir tarih profesörü buradaki çalışmaları sırasında yanında kemancı kızını da getirmişti.
İşte aşk da burada başladı. Sözünü ettiğim kişiler Hüsam Süleymangil ile keman virtüozu ve eğitimcisi Ellen Jewett. Türkiye'nin tarihi mekânlarında oda müziği konserleri ve atölyeler düzenleyen, kâr amacı gütmeyen Klasik Keyifler Müzik Derneği’nin kurucuları.
Ellen Jewett, Türkiye’de kemancı olarak kısa sürede adını duyurdu, çok sayıda konser ve kayıt projesine imzasını attı. Ankara Üniversitesi Solistleri’nin kadrosunda da yer aldı ve üniversitenin konservatuvarında ders vermeye başladı. Ama bir tür kayyum rektörün gadrine uğrayan bu topluluk, resmen ve cebren dağıtıldı!

KK projesine ilk olarak 2008 Temmuz ayında Didim Apollon Tapınağında düzenledikleri bir konserle başlamışlardı. Benim KK ile yolumun kesişmesi ise Kapadokya’da düzenledikleri ilk atölye çalışması ve konserlere rastlamıştı. Orada bir araya gelen ve tanışan kimi müzisyenlerin günümüzde bir arada çalıştıklarını görmek, Dernek ve projelerinin gelişimi için çalışmalarını sürdürdüklerini izlemek kıvanç verici. Tam da sivil toplum ruhunu yansıtır cinsten..
KAPADOKYA’DA UMULAN BULUNAMADI
Kapadokya’yı ve oradaki ilginç mekânları ilk kez oda müziğine açtılar, işletmelerin bu biçimde kendilerini duyurmalarına aracılık ettiler. 30 kadar açık ve kapalı mekânı kültür etkinliklerine kazandırdılar. On yılı aşkın sürede Kapadokya’da bekledikleri talep ve sponsorlukları bulamadıklarını görünce, etkinliklerini Selçuk ve Şirince’ye kaydırdılar.
Ellen Jewett, “Kapadokya hayatımızda çok ciddi etkiler yapmış, hârika akustikleri, tarihi ve doğal çekicilikleri olan bir alan. Çok emek, zaman ve kaynak ayırdık. Kalbimizin bir kısmı hâla orada, bir gün dönebilmeyi umuyoruz” diyor.
KK’in “Besteciler Kazanı”, besteci-eğitimci ve kompozisyon öğrencilerinin aynı kazanda kaynadığı ilginç bir etkinlik oldu. Yapılan çalışmaları izleyen çeşitli Avrupa ve Amerikan gönüllü kuruluşları da, KK’in, samimiyetle hizmet verme çabasında olan bir sivil toplum girişimi olduğunu görünce bazı destekler gelmeye başladı. 2023-2024 yıllarında Avrupa’nın prestijli vakfı Ernst von Siemens Musicstiftung’dan özellikle ‘Besteciler Kazanı’ için hatırı sayılır düzeyde iki senelik bir hibe kazandılar. Peki ne yaptılar? Ellen Jewett’den dinleyelim:
“2024’de E. v Siemens’den aldığımız kaynak ile kendi festivalimizi yapmak yerine yeni bir proje geliştirdik: ‘Besteciler Kazanı’nı Türkiye’nin Festivallerine Yerleştirmek’. Başından beri önem verdiğimiz farklı kurumlardan müzisyenleri bir araya getirip farklı bir ağ oluşturmak niyetimizin bir uzantısı idi bu. Biri Amerika’da olmak üzere 7 farklı şehirde 8 prömiyer gerçekleştirdik.”
NEDEN ÇANAKKALE?
İşte bu 7 farklı kentten biri de Çanakkale’ydi. Orada 20 yıldır Uluslararası Çanakkale Bienali’ni düzenleyen ekip ile tanıştılar, kafaları öylesine uyuştu ki onlarla işbirliği içinde aile piyanolarını ve Klasik Keyifler Müzik Derneği’ni resmi olarak Çanakkale’ye taşıdılar. ‘Besteciler Kazanı’nı Türkiye’nin Festivallerine Yerleştirmek’ projesinin bir ayağı olan 2 yeni eserin prömiyerini içeren konseri, Çanakkale Bienali İnisiyatifi’nin (Cabinin) girişimiyle restore edilmiş 19. yy’dan kalma eski bir depoda oluşturulan Stüdyo Mahal’de düzenlediler.

Ellen Jewett, “Çanakkale’deki ilgiyi ve böyle etkinliklere olan talebi görünce de, bu sene enerjimizi ve etkinliklerimizi bu şehre odaklamaya karar verdik. Çanakkale belki nüfus olarak ufak ama, ki bu aslında bir açıdan avantaj, gelişen üniversitesi, göreceli olarak yeni kurulmuş konservatuarı, tarihi ve kültürel mekanları ve referansları ile çok canlı bir şehir” diyor.
Hüsam Süleymangil de “ Troas bölgesi ayrıca Ellen’in babasının yıllar önce benim de asistanlığını ve rehberliğini yaptığım tarihi, arkeolojik, teolojik bir araştırmanın merkezi olması açısından da bizim için kişisel bir önemi ve anlamı olan bir bölge. Ellen’in babası bir tarih ve teoloji profesörüdür, ve bu araştırma projesi Ellenle benim tanışmamıza vesile olmuştur” diye anımsatıyor.

KK oda müziği ve çağdaş müzik odaklı bir projeydi, bu iki alan Ellen Jewett’in bütün müzikal kariyeri boyunca tutkusu olan alanlardı. Farklı kültürler ve coğrafyalardan müzisyenleri bir araya getirip rekabetsiz, yarışmasız birlikte müzik yapılmasını sağlamak ilkeleri ve hedeflerinden biriydi hep. Büyük şirketlerden sponsorluk alınınca yeterince bağımsız olunamadığının farkına varmışlardı. Hüsam Süleymanlgil, “Yani dünya çapında STK’lar ile işbirliği bizim için en mantıklı çözüm oldu şimdiye kadar. Hatta Covid öncesi Euphoria diye adlandırdığımız Avrupa çapında ufak oda müziği festivaller birliği gibi bir oluşumun kurucu üyelerinden olduk, ancak pandemi yüzünden o proje âtıl kaldı” diyordu.

ÇANAKKALE’DE ÜÇ KONSERLİ EYLÜL
Bu yıl Çanakkale’de KK’in üç konser ve ustalık sınıfı var, üçü de katılımcılara ücretsiz. Niye ücretsiz? Ellen, bakın nasıl açıklıyor: “ Evet katılımcılara ücretsiz, çünkü belki de kendisinin ya da ailesinin maddi gücü olmayan ama yetenekli ve müzikal seviyesi yüksek olan hevesli genç müzisyenleri çekebilmek istiyoruz. Adı üstünde ‘ustalık sınıfı’. Bu kavramın müzik dünyasında farklı anlamlarda kullanıldığının farkındayız. Yaz okulları olarak çocuklar ve yeni başlayanlar, ya da heves edenler için çeşitli girişimler de var ve gerçekten çok takdir ediyoruz, çünkü gerekliler. Ama biz KK olarak ilkokul, lise ya da lisans seviyesinde bir eğitim vermeyi değil de akademik anlamda ‘master’ seviyesinde bir eğitim ve hizmet vermeyi tercih ediyoruz, nasılını bildiğimiz alan bu. Hocalar ve katılımcılar aynı konserde sahneye çıkıp birlikte müzik yapabilmeliler. Yanlış anlamayın diploma ya da titr gibi elitist dertlerimiz yok ve hiç olmadı”.
2025, destek bulabilme açısından fazla parlak olduğu söylenemez. Her biri için 2-3 aylık mesai harcayarak hazırladıkları başvurular, AB fonlarından karşılık bulmadı ne yazık ki. Hüsam, “Sanırız yeterince dezavantajlı kesimlere hitab etmiyoruz” diyor. Ama yıllar önce ABD’de kurdukları Chamber Music Excahgne (CME) adlı STK’dan gelecek olan sınırlı bir kaynağı bu yılki Çanakkale etkinlikleri için kullanacaklar. Ellen, “ Konser ve ders veren müzisyenlere bütün masrafları bizden, ve hak etmeleri gerekenden çok daha düşük de olsa bir kaşe teklif ediyoruz. Sağolsunlar, kabul ediyorlar, ki zaten hepsi de başından beri ya da az sonra bu KK hayaline katılmış eski dostlarımız” diyor.
Gerçekten de, bazı genç müzisyenlerin, ki şimdi kimileri profesör oldu, en umutsuz dönemlerde Klasik Keyifler’e omuz verdiğini, yükü üstlenip derneğin ve etkinliklerin devamına çok önemli katkıda bulunduklarını anımsıyorum. Örneğin çellist Gökhan Bağcı ile flütist Cem Önertürk.. Besteciler Kazanı çalışmalarında Onur Türkmen, Mahir Cetiz ve Erberk Eryılmaz.

İlk kez Kapadokya’da tanışan Ulucan Kardeşler ile çellist Ozan Tunca, Çanakkale etkinliklerinde Schubertiad yapıyorlar. (https://www.kk-music.org/ulucan-trio)
Mezzosoprano Feride Büyükdenktaş ile piyanist Maren Donner’in Lied Troia başlıklı konser ve ustalık sınıfı çalışması şancılar için hayli cazip. (https://www.kk-music.org/lied-troia). Ravel’in 150. doğum yılının hakkını veren piyanist Emre Yavuz’un piyano ustalık sınıfı, konseri ve klasik müzik radyo programcısı Zerhan Gökpınar’ın söyleşi ve tartışması bu yılki programa güncellik katıyor. (https://www.kk-music.org/ravel-150)
Üç konserin duyurularının altında “Bilet yok, Bağış Kabul edilir”, ustalık sınıfının altında da “Seçilmiş katılımcılara ücretsizdir” yazıları dikkati çekiyor. Klasik Keyifler’in amaç ve sistemine uygun açıklamalar.
Ve derneğin açık bildirimi:
“Sevgili 1926 Steinway piyanomuz, 20 yıldır Çanakkale Bienalini başarıyla organize eden Cabinin Derneğinin 19.yy’dan kalma mekanında yeni bir yuva buldu.
Başlangıç olarak gerçekleştireceğimiz bu 3 haftasonu etkinliği ile yıllardan beri KK ile iç içe olan sanatçıları getiriyoruz Çanakkale'ye.
Ulucan Trio KK festivallerinde tanışarak kuruldu;
Feride mentoru Ulf Bästlein ile KK vasıtası ile tanıştı; Emre son depremin mağduru müzisyenler için Avusturya'da özel bir konser verip bütün gelirini KK'nin 'Müzisyenden Müzisyene' projesine bağışladı ...
İlerde çok daha iyilerini yapmak üzere daha büyük projelerimiz var. Hepinizin her türlü desteğini bekleriz.”
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
NOT: BU YAZI KONSER ARKASI DİJİTAL DERGİSİNİN 1 EYLÜL 2025 SAYISINDA YAYIMLANMIŞTIR.




























