Cumhuriyetimizle ilgili önemli, “atlanmaması gereken” kutlama ve anmalara şöyle bir göz attığımızda ulusal bayramlar ( 23 Nisan, 19 Mayıs, 29 Ekim) ile Atatürk ve İsmet İnönü’yü anmaların bulunduğunu görürüz. Son 20 yıl içinde ülkemizdeki siyasetin açık-kapalı gösterdiği değişimler, bu kutlama ve anmaları da etkiliyor. Bazı mülki idare âmirleri, tuhaf engellemeler getirmeye, yasaklar koymaya kalkışıyorlar. Bu tür ortamların korkuttuğu kimi yöneticiler de, bazen “kulaklarının üzerine yatmayı” ya da “unutmayı” tercih ediyorlar. Belki gerçekten de unutuyorlar!
Nitekim, böyle bir olay orkestralarımızın amiral gemisinde dört-beş yıl kadar önce yaşandı. Herkes, Atatürk ve İnönü için “iki ayyaş” benzetmesini yapan devlet yöneticilerinin olduğu bir ortamda, “İnönü’yü anma konseri yasaklandı” yorumunu yaptı. İnönü Vakfı devreye girdi, milletvekilleri soru önergeleri verdi, Bakan açıklamalar yaptı. Sonunda ortaya çıktı ki, olay bir unutkanlıktan kaynaklanmıştı ve Bakanlığın doğrudan bir etkisi yoktu!
Gelelim 2025’e: İstiklal Savaşı kahramanı, Lozan’ın usta diplomatı, Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk Başbakanı, Atatürk’ten sonraki ikinci Cumhurbaşkanı, çok partili demokrasi denemesinin mimarı, yıllarını ana muhalefet lideri olarak haksızlıklarla mücadeleyle geçirmeyi göze alan dev siyasetçi, büyük sanat ve müzik dostu İsmet İnönü’yü (1884-1973) yitireli tam 52 yıl oldu.
NİYE ÖZEL ANMA KONSERLERİ?
Devlet Orkestralarımızın İnönü’yü Anma Haftası’nda en yaygın bir biçimde özel konser düzenlediği yıl, 2025 oldu. Yakın geçmişte yaşanandan herkes ders çıkarmış olmalıydı.
Ama genel tabloya baktığımızda, eğitim sistemindeki geri gidişler, bazı yanlış yorum ve çarpıtmalara yer verilen kitaplar gözönüne alındığında gençlerin yüzeysel bile olsa bazı ayrıntıları bilmesinde yarar var. Küçük bir soru-yanıt yapalım:
Devlet orkestralarımız İsmet İnönü’yü ölüm yıldönümlerinde niye özel bir konser düzenleyerek anıyorlar?
Çünkü hem CSO’nun gelişmesi, bir salona kavuşması için çaba gösteren bir devlet adamıydı, hem de klasik müziği Yemen çöllerinde yabancıların terk ettiği bir karargâhta bulduğu gramafon ve plaklar sayesinde öğrenerek içtenlikle seven gerçek bir müziksever.
İnönü orkestralar için neler yaptı?
İsmet İnönü, Atatürk devrimlerinin inançlı bir sürdürümcüsüydü. Yaşadığı dönemde, CSO yöneticilerinin her başları sıkıştığında başvurdukları öncelikli kişilik İnönü’ydü. Çünkü eğer gereksinim gerçek, sorun ciddî ise, İnönü’nün konuyu çözmek için elinden geleni yapacağını biliyorlardı.
Türk müzisyenlerin iyi yetişmesi için hangi çabaları gösterdi?
Cumhuriyetin uluslararası çapta ilk müzik yıldızları olan İdil Biret ve Suna Kan’ın eğitim için yurtdışına gönderilmesini sağlayan İkinci Cumhurbaşkanı olarak İsmet İnönü’ydü. Hârika Çocuklar Yasası Meclis’ten çıkıncaya kadar sürekli gelişmeleri izlemiş, sonrasında da iki çocuk sanatçının gelişiminden hep haberdar olmuş, konserlerine bizzat gitmişti. Ankara Devlet Konservatuvarı’nın kurulup gelişmesinde Atatürk sonrası da ilgi ve çabalarını sürdürmüş, Nazi zulmünden kaçan Yahudi kökenli demokrat müzik insanlarının Türkiye’de görev alması için gerekenleri yaptırtmıştı.
Müzisyenler İnönü’ye neden müteşekkir olmalı?
Başta, şimdi “Tarihî Salon” olarak adlandırılan CSO’nun eski salonunun güreş alanı olmaktan kurtarılıp o dönemde Devlet Konser Salonu adıyla orkestraya tahsis edilmesi olmak üzere, İnönü’nün duyarlılığı sayesinde edinilmiş pek çok kazanım vardır.
İnönü çağdaş çoksesli müziği öylesine benimsemişti ki, 50 yaşındayken CSO’nun viyolonsel solisti David Zirkin’den ders almış, çalmayı ilerletemese de “ çalgıyı göğsüne dayadığında o hazzı duyduğunu” ifade etmişti. Atatürk ve İnönü, günümüzde tüm eksikliklere karşılık, Türk çoksesli müziğinin uluslararası alanda rekabet edebilir düzeye gelmesinde unutulmaz katkılara sahiptir.
2025’te ORKESTRALAR NE YAPTI?
Bu yılı Aralık ayında Devlet Orkestralımızından biri hariç, diğerleri değişik programlarla İnönü’yü anma konserleri düzenlediler. Bu konserlerin bazılarının İnönü Vakfı’nın yıllık programların nasıl ve hangi tarihlerde düzenlendiğini dikkate alarak, orkestralar nezdinde takipçiliğinin de rolü olduğunu biliyorum.

En görkemlisini CSO yaptı. CSO’yu Bilkent Senfoni ve Devlet Çoksesli Korosu ile birleştirip, dünyada en beğenilen 5 büyük senfoniden biri olan Gustav Mahler’in (1860-1911), Diriliş kod adıyla nitelendirilen Do minör 2. Senfoni’sini programa aldı ve şef olarak da bu yapıtı daha önce birkaç kez yönettiğini anımsadığım Rengim Gökmen’i seçti.
Sanattan Yansımalar yazarları olarak, bu konserde hayli kalabalıktık: Ayşe Öktem, Vefa Çiftçioğlu, Oğuz Sağdıç, Haluk Direskeneli, Levent Tosun, Savaş Sönmez görebildiklerim arasındaydı. Konseri yazmak isteyenler olacaktır düşüncesi ile, ben daha genel bir yazıyla İsmet İnönü’yü anmayı tercih ettim.
İnönü ailesi, başta 96 yaşına karşın dinç biçimde bu etkinlikleri hiç ihmal etmeyen Özden İnönü Toker olmak üzere CSO’daydı. Özden Toker’e torunu gazeteci Zeynep Bilgehan eşlik etti.

Konserin sonunda Özden Toker, şef Rengim Gökmen’e İnönü’yü temsilen kırmızı güllerden oluşturulmuş bir buket sundu.

Daha sonra da kulise geçerek konserin solistleri soprano Tuğba Mankal ve mezzo soprano Ezgi Karakaya’yı özel olarak kutladı.
DİĞER ORKESTRALAR
İstanbul Devlet Senfoni Orkestrası, pek bir öz-biçim ilişkisi gözetmeden 19 Aralık’a denk gelen konserini İnönü’yü anmaya ayırmıştı. Şef Andreas Ottensamer yönetimindeki orkestra japon kemancı Daishin Kashimoto’ya Şostakoviç’in 1. Keman Konçertosu’nda eşlik etti, ardından Rahmaninov’un Senfonik Danslarını seslendirdi.

Konsere üç kuşak İnönü katıldı. Ömer İnönü’nün oğlu Eren İnönü, kısa bir konuşma yaptı ve İnönü’nün 25. Ölüm yıldönümünde İnönü Vakfı etiketi altında çıkarılan İdil Biret-Suna Kan CD setini şef ve soliste armağan etti. Sırasıyla Ömer ve Kerem İnönü kendi kuşakları adına konsere katılırken, Erdal İnönü’nün eşi Sevinç İnönü de aile üyeleri arasında yerini almıştı. İnönü Vakfı dostlarının yaklaşık 70 kişilik bir katılımı vardı.

İzmir Devlet Senfoni Orkestrası, İnönü anmasını 12 Aralık konserinde yaptı. Şef Tolga Atalay Ün yönetimindeki orkestra tümüyle W. Amadeus Mozart’ın yapıtlarından bir program hazırlamıştı. Solist olarak Gülsin Onay, 21 Nolu Piyano Konçertosunu seslendirdi. Konak Belediye Başkanı Nilüfer Çınar Mutlu, önceki başkan Sema Pektaş, İnönü Vakfı’nın İzmir’deki yakın dostları dinleyiciler arasındaydı.

Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası, 18 Aralık konserinde İsmet İnönü’yü bir opera gecesi ile andı. Gioachino Rossini’nin başyapıtı “Sevil Berberi”, şef Murat Cem Orhan yönetiminde sahne üstü versiyonu ile dinleyiciye sunuldu. Bariton Pietro Spagnoli, mezzo soprano Nesrin Gönüldağ, bas bariton Burak Bilgili ve Berke Tükenmez, tenor Caner Akın, bas Tuncay Kurtoğlu, soprano Seray Özcan. Konser Sedat Gürel-Güzin Gürel Bilim ve Sanat Vakfı’nın desteğiyle düzenlendi.

Antalya Devlet Senfoni Orkestrası da, 19 Aralık programını İnönü’yü anmaya ayırmıştı. Stamitz’in Fagot Konçertosunu Sergio Azzolini seslendirirken, Şostakoviç’in 10. Senfoni’si seçilmiş diğer yapıttı. Şef Oğuzhan Kavruk, İnönü’ye yönelik bir konuşma yaparak bağlam ilişkisini kurmuş oldu.
Çukurova Devlet Senfoni Orkestrası ise, bu sezon İnönü’yü anma konserini atlayan tek devlet orkestrası oldu. 19 Aralık’ta “20. yüzyıl müziğinin en etkileyici bestecilerinden Dmitri Şostakoviç’i, ölümünün 50. yılında” özel bir programla anmayı tercih ettiler. Kuşkusuz Şostakoviç de ölüm yıldönümünde anılmayı hak eden bir besteciydi. Ama İnanıyorum, ÇDSO da, önümüzdeki sezonda İnönü anmasını ihmal etmeyecektir.
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
20 Aralık 2025, Ankara





























