Pembe Köşk’e her adım atışımda ayrı bir heyecan duyar, kendimi erken cumhuriyet döneminin içinde yaşıyor gibi hissederim. Gene öyle oldu. 25 Ekim 2025 Cumartesi akşamüzeri, bu kez Cumhuriyetimizin 102. Yıldönümü nedeniyle İnönü Vakfı’nca açılan “Mavilim’den Yunus Emre Oratoryosu’na” ana ve “Cumhuriyet'in Başkentinde Müziğin Serüveni” altbaşlıklı özel serginin açılışı nedeniyle Pembe Köşk’teydik.

Sergiyi ODTÜ’lü ve Türkiye’nin önemli projelerinde görev yapmış, endüstri işletmecisi olmakla birlikte, sanat tutkunu Filiz Gencer, titiz bir araştırma sonucu hazırlamış, Bilkentli bir iç mimar ve grafiker olan Sena Çelebi de eski fotoğraf ve dokümanı çok iyi biçimde restore ederek grafik düzeni sağlamıştı.
Peki, esas disiplini olmamakla birlikte Filiz Gencer’in bu tutkusu nereden kaynaklanıyor? Gencer, bunu “Müziğe ve sanata olan tutkusunu, gençliğini Ankara’nın kültür hayatının en zengin olduğu 1960 ve 1970’li yıllarda yaşamış olmasına” bağlıyor. Cumhuriyet’in ilk 30 yılında girişilen devrimlerin olgunlaştığı; müzik, sahne sanatları ve edebiyat dünyasından sonuçların elde edildiği bu yıllar için, hepimiz gibi Cumhuriyetin ilk kuşaklarına minnet duyduğunu ifade ediyor.

Sergi, Vakıf yöneticilerinden Gönül Balcı'nın serginin amacını anlatan ve küratör Filiz Gencer’i tanıtan konuşmasıyla başladı, ardından Filiz Gencer sergiyi tanıtan bir konuşma yaptı. Böylece serginin niye böyle bir ara başlık taşıdığını da öğrenmiş olduk. Bartok Türkiye’ye geldiğinde Saygun rehberliğinde Osmaniye kırsalında türkü taraması yaparken ilk kayda aldığı “Mavilim” olmuş. Bu türküyü Saygun’un düzenlemesiyle rahmetli bas Ayhan Baran’ın sesinden o zaman İzmir Caddesi’nde bulunan Alman Kültür’deki şan resitalinde dinlediğimi anımsıyorum. Yunus Emre Oratoryosu’nun ise İsmet İnönü’nün özel ilgisi sayesinde ilk ödül kazanışından üç yıl kadar sonra seslendirilebildiğini biliyoruz.

1948’de İsmet İnönü Armağanı’nda Saygun’a verilen özendirme ödülünün diplomasını da ilk kez bu sergide gördük

Sergide yer alan iki deri koltuk da tarihsel açıdan değer taşıyan nâdide parçalardı. Cebeci’deki ilk konservatuvar binası salonunda İnönü ve eşi Mevhibe Hanımefendi bu koltuklarda oturarak konseri dinliyorlardı. İnönü’nün oturduğu berjer tipi bu koltukta sol kulağının geldiği yerde dönemin koşullarında sesi yükselten bir sistem yer alıyordu, böylece ağır işiten İsmet Paşa müziği tam olarak duyabiliyordu. Koltuklar Pembe Köşk’ün Atatürk’ün de sıklıkla yemek yediği büyük masanın yer aldığı yemek salonunun girişine yerleştirilmişti.

Saygun’un diplomasının yer aldığı camekanlı vitrinde, İsmet Paşa’nın opera seyrederken kullandığı dürbün ile CSO’nun 1963’de Avrupa turnesi dönüşü kendisine duydukları şükranın ifadesi olarak armağan ettiği saat bulunuyordu.


Neler yoktu ki bu özenli sergide? Erken Cumhuriyet döneminde müzik alanında kaydedilen tüm gelişme ve ilerlemeler âdeta bir tarih şeridi gibi gözler önüne seriliyordu. İlk konservatuvardan, “harika çocuklar” İdil Biret ve Suna Kan’a, Özden Toker-İdil Biret dostluğuna, Halkevleri ve operaya, tüm dönem tarihi fotoğraflarla ve özlü özet bilgilerle gözler önündeydi.

İnönü Vakfı Başkanı Özden İnönü Toker “Atatürk’ün sanata verdiği değerin, kurduğu okulların ve yapılanların daha iyi anlaşılması için bu sergiyi açtık” diyordu. Kasım sonuna kadar tüm okulların ziyaretine ücretsiz olarak açık kalacak serginin bu ilk gösterimine katılanlar arasında bakın kimler vardı? Orkestra şefleri Gürer Aykal ve Rengim Gökmen, kuruluşunun 200. Yılını 2026&da idrak edecek olan CSO’nun müdürü flüt grup şefi Sibel Ayhan Bayar, önemli iktisatçı hocamız Prof. Dr. Bilsay Kuruç, eski Cumhurbaşkanlığı Genel Sekreteri Kemal Nehrozoğlu, CSO 1. Derece Keman Üyesi Derya Bozok, Bozok Quartet kurucusu kemancı Tayfun Bozok, Başkent Üniversitesi eski rektör yardımcılarından Prof. Dr. Kenan Araz, Başkent Üniversitesi Devlet Konservatuvarı Müdürü, piyanist Kamerhan Turan, HÜ. Ankara Devlet Konservatuvarı Müdür Yardımcısı Cenk Güray, eski sefirelerden Lale Kura, emekli büyükelçiler Şule Soysal, Sermet Atacanlı, akademisyen Güniz Gürüz, Anayasa Mahkemesi eski başkanlarından Yekta Güngör Özden, eski devlet bakanları Hikmet Sami Türk ve Hikmet Uluğbay aklıma gelenler.
Duayen foto muhabiri- devlet sanatçısı Ozan Sağdıç, eşi emekli CSO viyolacısı Olcay Sağdıç, akademisyen Oğuz Sağdıç açılışın konukları arasındaydı. İsmet İnönü’nün sergide yer alan pek çok fotoğrafta da imzası vardı.
Doğaldır ki, ev sahipleri olarak İnönü Vakfı Başkan Vekili Gülsün Bilgehan ve eşi Mustafa Bilgehan, Vakıf yönetim kurulu üyesi Nurperi Özlen ve eşi, Vakıf Genel Sekreteri Sinan Özlen oradaydılar. Ama en çok İsmet Paşa’nın torun çocuğu, meslekdaşım, “Bir Müzik Düşünürü Maestro Rengim Gökmen” kitabının yazarı Zeynep Bilgehan’ı görmek beni sevindirdi. Bu kitapla birlikte klasik müzik ve yakın tarihe ilgisinin artmış olmasını duymak da öyle…
Bu önemli, öğretici sergiyi gidip görmelerini herkese öneririm ama özellikle de üniversite öğrencilerine… Çünkü normal eğitim sistemi içinde öğretilmeyen bazı yakın tarih gerçeklerini bilmek, onlara çok şey katacaktır.
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
27 Ekim 2024, Ankara


























