Pandemiden bu yana, demek ki üç yıldır ilk kez Bilkent’te bir konsere gittim, nedeni uluslararası alanda umut vaadeden piyanistimiz Korkmaz Can Sağlam’ı (d. 1999) Türkiye’de ilk kez büyük bir orkestra eşliğinde vereceği solo konserinde dinlemekti. Çünkü ne kadar videolardan izleseniz de canlı dinlemenin hâli başkadır.
Korkmaz Can, F. Chopin’in (1810-1849) Op.21 Fa minör 2. Piyano Konçertosu’nu hazırlamıştı. Chopin’in henüz öğrenciyken, 20 yaşında bestelediği bu yapıt, aslında konçerto formunda ilk yazdığıydı, ama ikincisi daha önce yayımlanınca yayım tarihleri esas alınarak ikinci konçerto oldu! İlk seslendirmesi 1830’da kendi solistliğinde Varşova’da yapılmıştı. Kontes Delphina Potocka’ya ithaf edilmişti ama özellikle çok duygulu ikinci larghetto bölümü, o dönem karşılıksız bir biçimde aşık olduğu balerin Constantia Gladkowska’nın ruhunda yaktığı ateşten kaynaklanıyordu.

Orkestrayı, Azerbaycan Türkü Mustafa Mehmandarov (d.1992) yönetiyordu. Başkemancı sandalyesinde 2018’de Cenevre’de Yehudi Menuhin Yarışması’na katıldığı, Viyana Güzel Sanatlar Üniversitesi’nde okuduğu ve MSSF’nde öğretici olduğu dışında internet ortamında bilgi bulunmayan, tahminen 25 yaşındaki Merve Birbir oturuyordu.
Korkmaz Can konçertoyu, özüne uygun, içerdiği duyguları yansıtan parlak biçimde seslendirdi. Bir takım görsel numaralara başvurmadan, dikkatini bellekten çaldığı yapıta vererek, geçmiş iki yüzyıldaki büyük piyanistlerin ciddî tavrıyla yapıtı kusursuz tamamlaması benim açımdan takdire şâyandı. Orkestranın eşliği ise özellikle birinci bölümde fazlaca yüksek volümdeydi.
Korkmaz Can, böylece orkestranın Cumhuriyet’in 102’nci yılını kutlamak amacıyla programladığı konserde Atatürk’ün beklentilerine yakışır bir solist olarak yer aldı ve dinleyicinin büyük alkışını aldı.

Konseri, Korkmaz Can’ın Bilkent’teki ilk öğretmeni olan, salondaki 6-7 yaşlarındaki günümüzdeki öğrencilerinin hayranlıkla baktığı Gamze Kırtıl’la birlikte izledim. Kırtıl, kendisinden sonra yurt dışında pek çok önemli pedagog ile çalışarak başarı merdivenlerini tırmanmakta olan öğrencisiyle ne denli kıvansa azdır.
Korkmaz Can Sağlam, ilerleyişi âdeta bir kurtlar sofrası olan yarışmalar alanında da gösteriyor. 2021-2022 Vendome Piyano Yarışması’nda Büyük Ödül ve CDS Kayıt Ödülü’nü kazandı, Sidney Piyano Yarışması’nda halk oylamasında en fazla oy alan yarışmacı oldu. Katılma hakkı elde etmenin bile büyük başarı sayıldığı 12. Hamamatsu Yarışması’nda ise önce finale kaldı, ardından 5’nciliği elde etti. Son olarak katılma hakkı kazandığı Van Cliburn Yarışması’na da katılım hakkı elde etti, ancak geçirdiği enfeksiyon nedeniyle yarışamadı. İlk solo albümü de 2025 yılı içinde yayımlandı.

Korkmaz Can halen ABD’nin Dallas kentinde SMU Meadows School of the Arts’da bizdeki akademik hiyerarşide Sanatta Yeterlilik ya da Doktora karşılığı olan Artist Diploma üzerinde hocası Sergey Babayan ile çalışıyor ve önümüzdeki Mayıs ayında bu dereceyi almış olması bekleniyor. Bu okul, yılda bir veya iki öğrenciyi bu programa kabul ettiği için, onları hem öğrenim hem oe yaşam anlamında yeterli bir bursla destekliyor. Cleveland’da aldığı yoksek lisans derecesini böylece bir üst basamağa taşıyacak olan Sağlam’ın müzik yaşamını Türkiye’ye daha yakın ve oda müziği olanakları daha fazla olan Avrupa merkezli olarak sürdürmesi bekleniyor.
Genç piyanist, önümüzdeki hafta da şef Gürer Aykal’ın batonu altında İzmir Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde Ulvi Cemal Erkin’in piyano konçertosunu seslendirecek. Sanırım, gelecek sezonda devlet orkestraları Korkmaz Can Sağlam’ı da solist aday kadrolarına alacaklardır. Korkmaz Can Sağlam’ı kutluyor, uluslararası dolaşımda ve Türkiye programlarında bahtının açık olmasını diliyorum.
Konser dinleyicileri arasında çok sayıda emekli hariciyeci ve sefirenin bulunması dikkat çekiciydi. Bu bir rastlantı değildi, Korkmaz Can’ın dedesi, Dışişleri Bakanlığı’nda müsteşarlık makamında da bulunmuş, Hariciyenin saygın isimlerinden Büyükelçi Korkmaz Haktanır’dı. Anneannesi, edebiyatçı Handan Ünlü Haktanır da, sağlık durumu aslında elvermese de, torununun konserini izlemeye diğer aile mensuplarıyla birlikte gelebilmişti.
Konser, Cumhuriyet Haftası dikkate alınarak, ikinci yarıda Muammer Sun’un Cumhuriyet dizi müziklerinden Giriş ve Bozkır, Cemal Reşid Rey’in Türkiye Senfonik Şiiri’nden üç bölüm, Ulvi Cemal Erkin’in Sinfonietta’sı ve Ferit Tüzün’ün Çayda Çıra’sıyla tamamlanıyordu.

Programda yazılı olmayan sürpriz ise bariton Umut Kosman’ın sahneye çıkmasıyla gerçekleşti. Rey’in aşılamayan 10. Yıl Marşı, Kosman ve şef Mehmandarov yönetimindeki orkestra eşliğinde salondaki dinleyiciden bir bölümünün de katılımıyla söylendi.
Cumhuriyet’in 102. Yılında Korkmaz Can Ankara’da sahnedeyken, İstanbul Devlet Senfoni’nin şef Hasan Niyazi Tura yönetimindeki Cumhuriyet Konseri’nin solisti de daha genç olan Can Saraç’tı. Türk piyano Ekolü’nun geleceği olan Can’lar giderek artıyor. Bu vesileyle aklıma ilk gelen isimler Korkmaz Can’la birlikte Can Çakmur, Başar Can Kıvrak, Can Erkekli ve Can Arısoy oldu.
Can’ların tümüne sonsuz başarılar… Ve hepsinden önemlisi Cumhuriyetimize, gerçek anlamda dayanıklılık, uygulamada gerçek bir demokrasi içinde uzun ömürler…
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
26 Ekim 2025, Ankara


























