İlber gibi bir kültür insanının ardından yazmak zor. Ailesince yapılan “Halkın İlber Hocası” nitelendirmesinin onun olgunluk yıllarını tam olarak tanımladığını söyleyebiliriz. Rahmetli Hikmet Şimşek çoksesli müzik konusunda radyo ve televizyon programlarıyla nasıl toplum kesimlerine ulaştıysa, İlber Ortaylı’nın (1947-2026) da tarih konusunda aynı işlevi gördüğünü söyleyebiliriz.
Gazetelerin birinci sayfalarına göz atıp, haberi nasıl vermişler diye baktığımda, bağımsız ve yandaş gazetelerin Yeni Asya hariç tümünün İlber’in ölümüne ilk sayfalarında yer verdiğini gördüm.
Demek ki, bazen pot kırsa da, İlber’in bağımsızlığı, doğruculuğu, geniş bilgi dağarı tüm taraflarca takdir görmüş. Onun Atatürk'e gerçek değerini verişi, bunu konuşmalarında, yazılarında vurgulaması bazılarını fazla rahatsız etmemiş!
İlber’le, yazarımız Vecdi Seviğ’in de yazısında* ayrıntılı biçimde yer verdiği SBF Sahne Tiyatro Kulübü’nde tanıştık. Ben kulübe üye olmadan önce bir oyunda iki farklı rolde sahneye de çıkmıştı. O dönem İlber’in tiyatro ilgisi doruktaydı, Ankara’daki tiyatro oyunlarına gider, eleştiriler yazardı. Ama sahneye çıkmayı sürdürmedi, benim rol aldığım Fontamara ve Santrafor Gün Doğmadan Asıldı oyunlarının provalarına gelir, kendince “teneffüs” olarak ayırdığı vakti kulüpte geçirirdi. Elinden kitap hiç eksik olmazdı.
Peki bu tiyatro sevgisi nereden geliyordu?
Çok sevdiği annesinin geçmişinden… Şefika Karaşay Ortaylı (1917-2020), Rus Dili ve Edebiyatı hocasıydı, aynı zamanda bir tiyatrocuydu. Rusya’nın ünlü tiyatro insanı, oyuncu, rejisör, oyuncu yetiştirme sistemi geliştiren Konstantin Stanislavski’nin (1863-1938) öğrencisi olmuştu.
Babası Kemal Ortaylı da mühendis olmasına karşın, Kırım tarihi hakkında pek çok kitabı Türkçeye çevirmişti. Annesi Akmescitli, babası Kefeliydi.
İlber annesinin tiyatro geçmişiyle kıvanır, yeri geldikçe “Annem Stanislavski’nin talebesiydi” diye anımsatırdı bizlere.
İlber’in yabancı dil bilgisinin kaynağında da ailesi vardı. Evde Rusça, Almanca ve doğal olarak Türkçe konuşuluyordu. İlkokul ve ortaokulu İstanbul’da Avusturya lisesinde okumuş olması, Almancasının iyice güçlenmesine ve İngilizceyi de öğrenmeye başlamasını sağlamıştı. Sonrasında İtalyanca, Fransızca ve Latince de öğrenmişti. Bir akademisyenin araştırma yapacağı konu veya ülkenin özgün dilini öğrenmesi gerektiğine inanırdı. Latince kökenli dillerin bir bölümüyle de rahatça günlük konuşma yapabiliyordu. 
Uzatmaya hiç niyetim yok, küçük bir yaşanmışlıkla tamamlayayım. Yıl 1971 olabilir. Bir gün Meşrutiyet Caddesi ile Karanfil Sokak köşesinde İlber’e ayakkabısını boyatırken rastladım. Ayağı lostra kutusunun üzerinde elindeki kitabı okuyordu. “Gene ne okuyorsun bakalım?” diye takıldığımda aldığım yanıt “Farsça öğreniyorum, kelime ezberliyorum” şeklindeydi.

İlber o çok geniş kültürünü yıllar içinde okuyarak geliştirdi. Yaklaşık 30 bin civarında kitabın sahibiydi, bunların bir bölümünü Galatasaray Üniversitesi’ne, bir kısmını da Millet Kütüphanesi’ne bağışladığını okumuştuk. Umarım değeri bilinir.
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
14 Mart 2026, Ankara
* https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/vecdi-sevig/konser-oncesi-ortayli-ya-saygi-durusu/3859/
Yorumlar
Kalan Karakter: