Bayram tatilinin ardından Antalya’da kültür-sanat yaşamı yeniden hareketlendi. Tiyatrolar, konser salonları ve küçük sahneler kısa bir molanın ardından kapılarını tekrar açtı. Ben de bu hareketliliğin ilk durağı olarak, Re22 Kültür Sanat’ta gerçekleştirilen farklı bir sahne deneyimine tanıklık ettim.
Re22 KÜLTÜR SANAT’TA DEVRİK SULTAN AVCI MEHMED
Re22 Kültür Sanat, temalı konserler, oda müziği etkinlikleri ve genç sanatçı projeleriyle Antalya’nın kültür-sanat yaşamına katkı sunmayı sürdürüyor. Son dönemde bu etkinliklere yeni bir başlık daha eklendi: oyunsal sunum (performans-anlatı). Bu yeni dizinin ilk konuğu ise Antalya’nın yeni sakinlerinden Tarık Günersel oldu.

Şair, öykücü, aforist, denemeci, librettist, çevirmen, dramaturg, oyuncu ve yönetmen kimlikleriyle tanınan Tarık Günersel’e sahnede Re22 Kültür Sanat yöneticisi Rengin Ekmekçioğlu eşlik etti. Ekmekçioğlu’nun öğrencilik yıllarında Boğaziçi Üniversitesi Tiyatro Kulübü’nde rol almış olması, bu birlikteliğe ayrı bir sahne uyumu kazandırmış.
Günersel’in “Devrik Sultan Avcı Mehmed” adlı çalışması klasik anlamda bir tiyatro oyunu ya da konferans değil. Yazarın tanımıyla bir oyunsal sunum. Metin, tiyatro, tarihsel anlatı ve şiirsel monologların iç içe geçtiği bir performans.
Anlatı, avcılığa olan merakı nedeniyle “Avcı Mehmed” olarak anılan IV. Mehmed’in (1642–1693) tahttan indirildikten sonra tecritte geçirdiği günlerdeki iç dünyası üzerinden ilerliyor. Tahttan indirilen padişah yalnızlık içinde geçmişiyle hesaplaşıyor. Hatıralarında saray çevresi, siyasal kararlar ve dönemin figürleri beliriyor. Bu hatıralarda Gülnuş Sultan ve recm edilen kadın özellikle dikkat çekiyor. Avrupa’da bilim ve teknoloji ilerlerken Osmanlı’daki düşünsel tartışmaların da metne yansıtılmış olması dikkat çekiciydi.

“Devrik Sultan Avcı Mehmed”, bir yönüyle tiyatral yorum, diğer yönüyle tarihsel bir düşünce egzersizi olarak değerlendirilebilir. Tarık Günersel ile Rengin Ekmekçioğlu’nun farklı karakterleri başarıyla canlandırdıklarını söylemek gerekir.
ANTALYA SENFONİ KENDİ ÇELLİSTİNE EŞLİK ETTİ
Antalya Devlet Senfoni Orkestrası, DenizBank Konserleri kapsamında bu hafta şef Howard Griffiths’i konuk etti. Solist ise, kendi çello grubu üyesi Emre Sayarı olurken, başkemancı rahlesinde Semih Kartal vardı.
Konserin açılışında, küçük bir yaylı çalgılar topluluğu ve piyano eşliğinde Milan Mihajlović’in “Fa-mi(ly)” adlı yapıtı seslendirildi. Bestecinin dil oyunlarıyla çağdaş müzik tekniklerini bir araya getirdiği kısa ama ilginç bir eser. Başlığın yazım biçimi bile eserin fikrini açıkça ortaya koyuyor: “Fa–Mi–(Ly)” hem müzik notalarını (fa–mi) hem de İngilizce “family” (aile) kelimesini çağrıştıran bir kelime oyunu oluşturuyor. Bu özellikleri konser öncesinde şef Griffiths dinleyicilere aktardı.

İlk kez dinlediğimiz bu ilginç eserin ardından ADSO, çello grubu üyesi Emre Sayarı’ya eşlik etti ve R. Schumann’ın “Viyolonsel Konçertosu” seslendirildi. Ara verilmeden icra edilen bu yapıt, Schumann’ın tek viyolonsel konçertosu. Uzun süre ihmal edilmiş eserler arasında anılan konçertonun Sayarı’dan etkileyici bir yorumunu dinledik. Konçertonun bestecinin hayattayken seslendirilememiş olması da dikkat çekici bir ayrıntı.
Aradan sonra S. Rachmaninov’un “Senfonik Danslar” adlı yapıtı seslendirildi. Konserde yer alan üç eserde, orkestranın sahnedeki yerleşimi de üç farklı biçimde düzenlendi. Senfonik Danslar, orkestranın en kalabalık kadrosuyla icra edildi.
Bestecinin tamamladığı son eser olan Senfonik Danslar, Rachmaninov’un Amerika’daki sürgün yıllarında yazılmış. İlk başta “Fantezi Danslar” adını taşıyan yapıtın bölümleri “Öğle”, “Alacakaranlık” ve “Gece Yarısı” olarak düşünülmüş. Başlangıçta bir bale için tasarlanmış ve Mikhail Fokine ile işbirliği planlanmış; ancak Fokine’in 1942’deki ölümü üzerine bu düşünce gerçekleşmemiş. Eserin önce iki piyano versiyonu olarak yazılıp daha sonra orkestralanmış olması da ilginç ayrıntılardan biri.
Üç bölümlü yapıtın hüzünlü, melankolik, dramatik ve dinsel temalarla bezeli tınılarını iyi hissettiren bir seslendiriliş dinledik orkestradan.
ANTALYA FİLARMONİ’DEN BACH SÜİTLERİ
Antalya Filarmoni Derneği(AFD), sürekli hale getirmeyi planladığı konserler dizisinin ilkini Kaleiçi’ndeki St.Paul Kilisesi’nde gerçekleştirdi.

Ücretsiz olarak düzenlenen bu ilk konserin konuğu, Antalya Devlet Senfoni Orkestrası çello grubu üyesi Çağla Katırcıoğlu oldu. Konser programında J.S.Bach’ın 1. ve 2. Süitleri yer aldı.

Katırcıoğlu AFD yönetim kurulu üyeleriyle..
Katırcıoğlu’nun Bach ve çello süitleri üzerine kısa bilgilendirmelerle başladığı dinleti yoğun ilgi gördü. Böylece AFD adına başarılı bir organizasyon ve nitelikli bir dinleti gerçekleşmiş oldu.
***
ADSO’da bilet fiyatlandırmasına öğrenci tarifesinin eklenmiş olması olumlu bir gelişme. Güncel fiyatlar, tam 390 TL, emekli 325 TL ve öğrenci 195 TL olarak belirlenmiş. Şimdi beklenti, emekliler ya da 65 yaş üstü için daha makul bir ücretlendirme yapılması yönünde. Sanatın ticari bir meta değil, kültürel bir hizmet olduğu anlayışı benimsendiğinde bu talebin de karşılık bulacağını düşünüyorum.
***
ADSO’nun bir sonraki konserinde İtalyan şef Alessandro Cedrone yönetiminde, ağırlıklı olarak G. Bottesini eserlerinden oluşan bir program seslendirilecek. İçerikte “Konçertino”, “Elegy Romanza Drammatica” ve “Fantasy Sonnambula” yer alıyor. Konserin solisti kontrabas sanatçısı Bozo Paradzik olacak. Programdaki diğer eser ise P. İ. Çaykovski’nin “Fındıkkıran Bale Süiti Op. 71a”.
HASAN HÜSEYİN DULUN
31 Mart 2026, Antalya
Yorumlar
Kalan Karakter: