Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’nın DenizBank Konserleri’nde bu hafta Hırvat kontrabasçı Bozo Paradzik ile İtalyan şef Alessandro Cedrone konuk oldu. Orkestranın başkemancı koltuğunda ise Semih Kartal oturuyordu.

Konserin ilk bölümünde, kontrabasın Paganini’si olarak anılan Giovanni Bottesini’nin (1821–1889) üç kısa eseri seslendirildi: Konçertino, Elegy Romanza Dramatica ve Fantasy Sonnambula. Oysa ADSO’nun yıllık programında Bottesini eseri olarak yalnızca “2 No. Kontrabas Konçertosu” yer alıyordu. Konser kitapçığında da aynı bilgi bulunuyordu; ancak bunun sehven yapılmış bir hata olduğu anlaşıldı. Dinlediğimiz eser konçerto değil, Paradzik’in yorumladığı Konçertino idi.

Solist sanatçı önce, çalgıcının virtüozitesini sergilemek için yazılmış olan Konçertinoyu seslendirdi. Ardından ikinci eser olarak ağıt karakterindeki dramatik romans geldi. Programın son Bottesini yapıtı ise, bestecinin opera tutkusunu açıkça hissettiren Fantasy Sonnambula oldu. Bu eser, V. Bellini’nin “Uyurgezer Operası’nın (Sonnambula) popüler temaları üzerine kuruludur. Kaynaklarda sıkça vurgulandığı gibi, “opera melodilerini alıp kontrabas gibi devasa bir enstrümanda flüt kıvraklığıyla çalmak Bottesini’nin (ve onu yorumlayan Paradzik’in) dehasını gösterir.” Konser akşamı da bu tanımı doğrular nitelikte bir performansa tanıklık ettik. Uzun ve coşkulu alkışlara sanatçı enfes “bir daha(bis)” ile karşılık verdi; ancak seslendirdiği parçanın adını öğrenmem mümkün olmadı.
Aradan sonra P.İ.Çaykovski’nin(1840-1893) Fındıkkıran Süiti Op.71a seslendirildi. Aslında bale için bestelenmiş bu eser. Ancak konser salonlarında da sıklıkla seslendirilmekte. Süit çalınırken de birçoğumuzun, “aa bu müziği tanıyorum” diyebileceği melodiler, çoğunlukla reklam filmlerinden belleğimizde yer etmiştir.
Sekiz bölümlü süitte, bildik orkestra çalgıları dışında çelestanın da dengeli bir şekilde kullanılması derin bir melodi zenginliği sağlıyordu. Orkestramız, bu çok renkli orkestrasyonu mükemmel icra etti.
RESSAM AHMET ÇAPAR’IN KİŞİSEL RESİM SERGİSİ
Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni, şair, öykücü, ressam ve heykeltraş Ahmet Çapar, Himmet Öcal Khan Sanat Galerisi’nde 3. kişisel sergisini açtı. “Zaman Çölünün Kıyısında; İç Bükey Resimler Sergisi” başlıklı sergide, Çapar’ın değişik stillerde çok sayıda resmi yer alıyor.

Çapar’ı farklı kılan özelliklerden biri de, resim alanında kendi kendisinin öğretmeni olması. Akademik bir kuruma ya da eğitmene bağlı kalmadan; kendi çabası, disiplini ve araştırmalarıyla yeni bilgi ve beceriler edinmiş. Resimdeki yaklaşık 15 yıllık yolculuğunu bu şekilde ilerletmiş.

Çok sayıda davetli ve sanatseverin katıldığı açılışta konuşan küratör Himmet Öcal şunları söyledi; “Görüyorsunuz duvardaki resimleri; kendine has bir teknik, kendi yorumlarıyla yaratılmış eserler. Çizimlerde de herkesin ‘acaba bu nasıl bir teknik’ diyeceği bir sunuş var. İmzasız olsa bile artık ‘Ahmet Çapar’ın eserleri’ diyebileceğimiz bir tarz oluşmuş. Kimseyle yarışmak için değil, herkesle kol kola girmek için buradayız. Sanat ayrıştırıcı değil, bütünleştirici bir yapıdır. İnsanların darda sığındığı an, sanatla bütünleştiği andır.”

Ressam Ahmet Çapar ( Ortada) ise konuşmasında şu ifadeleri kullandı:
“Ben bir şey anlatmayacağım. Çünkü zaten duvarlarda anlattım bir şekilde, çizerek. Sanat böyle bir şey; kendinize farklı bir dil bulup onunla anlatmaktır. Her biriniz ne anlayacaksınız ya da anlamayacaksınız, o size kalmış. Sanatçı bence yaptığı şeyi açıklamamalı; ‘ben burada şunu anlatıyorum’ dememeli. Bakan kendisi bir şey çıkarmalı.”
Sergi 22 Nisan akşamına kadar gezilebilecek.
***
ADSO bir sonraki konserinde şef Terje Mikkelsen ile çellist Bruno Philippe’i konuk edecek. Programda Camille Saint-Saëns’ın 1 No. Viyolonsel Konçertosu ile Johannes Brahms’ın 4. Senfonisi yer alıyor.
HASAN HÜSEYİN DULUN
6 Nisan 2026, Antalya