
Devlet Çoksesli Korosu bizi şaşırtmaya devam ediyor. Neyle mi? Dağarcığına aldığı eserlerle, sıklıkla verdiği konserlerle, performansıyla ve sair. Geçtiğimiz günlerin birinde ülkemizde çok da icra edildiğine tanık olmadığımız bir müzik şaheserini, Johannes Brahms’ın Bir Alman Requiem’i adlı yapıtını seslendirdiler.
Bir Alman Requiem’i büyük Alman bestecinin iki solist, koro ve orkestra için bestelediği dev bir eser. Oratoryo repertuvarının sıklıkla seslendirilen eserlerinden olan Bir Alman Requiem’i, “Katolik kilisesinde ölü ruhların huzura kavuşması için okunan dua olan Ölüler Missası üzerine bestelenen” “Requiem” (Rökiyem) den farklıdır. Başlık bile bunun litürjik bir rökiyem olmadığını gösterir. Aksine Brahms eserini Martin Luther geleneği içinde, Kutsal Kitap’tan yaptığı kişisel metin seçimine dayanarak oluşturmuş ve tasarımı ile müzikal gerçekleştirilmesi bakımından, benzeri olmayan yedi bölümlük bir döngü inşa etmiş. Metinler ölüm, dünyevi yaşamın geçiciliği konularını işler ve insana özgü, evrensel bir maneviyat anlayışı içinde bir teselli düşüncesini dile getirir. Brahms’ın Alman kelimesi yerine “insani” sözcüğünü koymuş olabileceğini itiraf ettiği, bilinir.
Bir rökiyem besteleme fikrinin büyük besteci henüz 21 yaşındayken, 1854 yılında doğduğunu; yapıtın ilk yaratılışında ise 35 yaşını bulduğunu biliyoruz. Arada geçen zaman içinde çetrefilli bir yaratım süreci ve iki sarsıcı ölüm haberi yer alır: annesinin (1865) ve çok sevdiği dostu, koruyucusu Robert Schumann’ın ölümü. Prusya ile Avusturya arasında patlayan savaş (1866) da ayrı bir üzüntü kaynağı olur. 1861 yılında ilk iki bölüm genel hatlarıyla tamamlanır. 1866’da, yoğun bir çalışma temposu sonunda 1-4 ve 6ncı Bölümü tamamlar. İlk icra, 10 Nisan 1868, Kutsal Cuma günü, Bremen Katedrali’nde besteci yönetiminde yapılır. Yapıtın büyük başarı kazanması ve beğeni alması neticesinde birkaç gün sonra konser tekrarlanır. Brahms sonraki günlerde daha başlangıçtan beri zihninde sakladığı, lakin bir kenara bıraktığı metin, Ihr habt nun Traurigkeit’i (Şu an keder içerisindesiniz) besteler. Duygulu bir soprano solo partiden ibaret olan bu bölümü 5nci Bölüm olarak eserin kalbine yerleştirir. Nihaî haliyle yapıt 18 Şubat 1869’da icra edilir.
1868 yılında ilk çalınışından hemen önce eserin hem koro ve orkestra hem de piyanoya uyarlanmış hali Leipzig’de basılır. Editör Rieter-Biedermann’ın önerisi üzerine besteci ses ve iki piyano için bir versiyon yazmaya girişir. Ses kaydının henüz mevcut olmadığı bu dönemde, bu tür düzenlemeler büyük orkestra için yazılmış senfonik eserleri keşfetme imkânı sunuyordu. Brahms’ın ortaya çıkan bu versiyondan büyük keyif aldığı mektuplarından anlaşılmaktadır. Piyano için yapılan kısaltmalardan farklı olarak, bu versiyon sadece orkestra partilerinin basit düzenlemesiyle sınırlı değildir. Aksine, eserin tamamı vokal partiler de dahil, tam anlamıyla bir piyano bestesi haline dönüştürülmüştür.


İşte Burak Onur Erdem’in daimî şefliğini yaptığı Devlet Çoksesli Korosu’nun 28 Mart akşamı verdiği konserde Bir Alman Requiem’i bu versiyonu ile Ankaralılara sunuldu. Şef Jan Schumacher, soprano Ceren Aydın, bariton Kartal Karagedik; piyanoda Filiz Peker ve Gülce Sevgen, timpanide de Can Kıyıcı vardı. İki piyanoya timpaninin de katılmasıyla, farklı bir efekt yaratıldı. Timpaniyle olan sürümün kime ait olduğunu ya da çalgının kimin tarafından eklendiğini bilemiyoruz. Lakin yapıtın orkestralı özgün diye nitelendireceğimiz versiyonunda da timpaninin rolü önemlidir. Burada o etki neredeyse katlanmış gibiydi. Piyanistler Filiz Peker ve Gülce Sevgen, oldukça uzun süren güç partiyi çok güzel bir uyum içinde, dengeli ve adeta senfonik biçimde çaldılar. Metni ölçülü eşliğin inceliğini vurgulayan tınılarla sarıp sarmaladılar.

Koro ve piyanolar bariton Kartal Karagedik’e 3 ve 6ncı bölümlerde eşlik etti. Karagedik’in oldukça dolgun bariton sesi Brahms’ın dramatik solo rolüyle uyumlu; yerinde güçlü ve epeyi otoriter bir yorum sergiledi. Kusursuz diksiyonuyla da dinleyicide etki bıraktı. Ihr habt nun Traurigkeit başlığını taşıyan 5. Bölümde soprano Ceren Aydın temiz, parlak sesiyle solo performansında teknik ve ifade gerektiren zorlukları iyi başardı. Şef Jan Schumacher eseri başarıyla yönetti; özenli yorumu hem güçlü hem de dramatik bir etki yarattı. Ama hepsinden de öte, derin bir sükûn yükselişi sağlayabildi.
Burak Onur Erdem tarafından çalıştırılan Koroya gelince: müziğin kendiyle bütünleşen koro polifonik berraklığı; netliği, ruhani derinliği; nüanslardaki titizliği, iyi kaynaşmış bütünlüğü; dikkat çeken disiplin ve uyumuyla övgüyü fazlasıyla hak etti, ediyor.
AYŞE ÖKTEM
2 Nisan 2026, Ankara