40. Ankara Uluslararası Müzik Festivali kapsamında 6 Nisan 2026 akşamı CSO’da seslendirilecek Vakthang Kakhidze’nin requiemi’ni dinlemeye giderken başkentte baharın habercisi günün sonuna gelmiştik.
Birkaç saat önce, geçmiş yıllarda birlikte çalışırken kendisinden çok şey öğrendiğim, yaşamını sağlıksız sürdürmek zorunda kaldığı son yıllarını uzaktan hüzünle izlediğim Yalçın Küçük’ün ölüm haberini aldım. Gazeteci arkadaşım Ahmet Tan’ın ifadesiyle “hafızası, aklına - zekasına yıllar önce vefasızlık etmişti. Bu gün kalbi de vefasızlığa katıldı.”
Konser salonuna giderken yıllar önce Salzburg’da eşimle birlikte Mozart’ın izleri arasında dolaştığımız karlı kışı anımsadım. Mozart’ın bestelemekte olduğu requiemi tamamlayamadan hayata veda edişinin hüznünü duyumsamıştım. Anlatılanlara göre besteci, ölümünden saatler önce eserinin tamamlanmış bölümlerinin provasının gerçekleştirilmesine hasta yatağından katkıda bulunmaya çalışmıştı.
Şimdi Vakthang Kakhidze, kendi bestesi requiemi 18 Kasım 2023'te Belçika’dan sonra ülkesi dışında ikinci kez Ankara’da seslendirecekti. Besteci ve şef Kakhidze, daha önce Amazonlar balesinin dünya prömiyerini de Samsun Devlet Opera ve Balesi’nde yapmıştı.
Mozart’ın bestesinin tamamlanamamış olmasının hüznü yerini birden Cumhuriyet’in kurulmasına giden zorlu yıllardan öğrendiklerime bıraktı. Gürcistan Demokratik Cumhuriyeti’nin Ankara’ya gönderdiği temsilcisi (Simon) Mdivani, 1921 yılı şubat ayının ilk günlerinde ülkesine ilettiği uzun mesajda, “Tiflis’ten 27 Aralık’ta çıktık ve 31 Ocak akşam saatlerinde Ankara’ya vardık” diye yazmıştı. Türkiye’nin ilk Dışişleri Bakanı Bekir Sami (Kunduh) Bey, görüşmeler için gittiği Moskova’dan dönerken Mdivani’yi de Tiflis’ten Ankara’ya elçi olarak beraberinde getirmişti. O da Ankara’daki meclis hükümetinde temsilcilik görevi yapan ilk diplomat olmuştu. Ayrıntılarını bir dönem Kafkas Üniversitesi’nde görev yapan Prof. Dr. Roin Kavrelishvili'nin Mdivani’nin Ankara günlerini anlattığı makalesinde okumuştum.
Kavrelishvili’nin makalesinde aktardığına göre elçi raporunda, “Burada, yanılmıyorsam 20 kadar milletvekili kendilerini Bolşevik sayıyor” diyor ve mesajına “Ankara devlet adamları geleceğe ümitle bakıyorlar ve hedeflerine varmak için sonuna kadar mücadele etmeye hazırlar” tanısını ekliyordu.
Bu elçi, kısa bir süre sonra Gürcistan’a döndü. Nâzım Hikmet ve Vâlâ Nurettin, Bolu’daki öğretmenlik hizmetinden sonra denizyoluyla Batum’a oradan da Tiflis’e ulaştıklarında Mdivani, ülkesinde üst düzeyde görevli idi. Vâlâ Nurettin, tanışmalarının ayrıntılarını Bu Dünyadan Nâzım Geçti adlı eserine aktardı. Mdivani iki şairi en parasız günlerinde Orient Otel’de konuk etti, tüm masraflarını karşıladı.
Vakthang Kakhidze’nin requiemini, kendi yönettiği orkestra ve korodan dinleyeceğimiz CSO Ada Ankara’ya ulaştık. Şimdi salona girip, "Her besteci requiem yazamaz; bunun için ölümü ve kaybı derinden yaşamış olmak gerekir" diyen şefin sahneye çıkışını bekleme zamanı gelmişti.

Müzik konusunda amatör bir meraklı olarak Tiflis Senfoni Orkestrası’nı ilk kez dinleyecektim. Babası Djansug Kakhidze’nin kurduğu orkestranın günümüzdeki şefi Vakthang Kakhidze’nin kendi eserini yönetecek olması konseri benim açımdan çekici kılıyordu. Buna şefin çeşitli vesilelerle ifade ettiği gibi yöneteceği eserin ilham kaynağının, yetişmesinde büyük emeği geçen babası ve annesi olması da ilgimi artıran unsurdu. Ankara dinleyicisinin benim kadar meraklı olmadığını salonun doluluk oranından tahmin etmek güç değildi.
Eserin başlangıcında korodan önce sesini duyduğumda dikkat kesildiğim çocuk solist Dachi Ghlonti’nin şef ile konser boyunca kurduğu göz teması, Vakthang Kakhidze’nin “işte ben o’yum!” itirafına gerek bırakmıyordu. Requiem geleneğinden beklenmeyen bu başlangıç salondaki dikkatleri küçük solistin üzerinde toplamaya yetti. Bir saat 10 dakika sonra salondan yükselen alkışlardan en büyük payı Dachi Ghlonti aldı.
Şef, günümüzde birçok meslektaşının yaptığı gibi çubuk kullanmadı ama elleriyle yönetmekle de yetinmedi. Bütün bedenine baton işlevini yüklemişti. Salondan ayrılırken konseri kaçıranlar adına üzüldüm.
VECDİ SEVİĞ
7 Nisan 2026, Ankara