TRT Radyo 3’te İzmir Devlet Senfoni Orkestrası’nın Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’nden canlı yayımlayacağı konseri dinlemeye hazırlanmıştım. Bir yandan da gün ortasında ölüm haberi gelen Prof. Dr. İlber Ortaylı’nın cenaze törenine ilişkin arkadaşlarımdan gelecek haberi bekliyordum.
Ankara Radyosu’nun emeklilik hazırlıkları içinde olan spikerlerinden Haluk Ertem, orkestrayı yönetecek olan Gürer Aykal ile söyleşisini tamamladığında Ortaylı’nın cenaze programı da belli olmuştu. Konserin başlamasına birkaç dakika kala günümüzden 29 yıl önce 30 Mart 1997 Pazar günü 8 bin kişilik bir salondaki konser aklıma geldi.
Ankara’nın tarihinde en fazla dinleyiciye ulaşan bu konserde yaklaşık 450 kişilik Cumhurbaşkanlığı Senfoni Orkestrası, Bilkent Senfoni Orkestrası, Devlet Opera ve Balesi, TRT Çok Sesli Korosu ve Kültür Bakanlığı Devlet Çok Sesli Korosu sanatçıları, Esenboğa Havaalanı yakınlarındaki Türk Metal Sendikası’na ait kongre salonunda Ludwig van Beethoven’ın 9. senfonisini seslendirmişlerdi. 14. Uluslararası Ankara Müzik Festivali açılış konserinde Birleşik Orkestrayı Gürcü şef Jansug Kakhidze yönetmişti. Dönemin Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel de salondaydı.
Yıllar önceki konserden anılarıma radyodan Gürer Aykal’ın salona girişindeki alkışları duyunca ara verdim. Şefin sesi radyodan duyuldu, salondakilere önemli bir bilim insanı müzik severi kaybettiğimizi anımsatarak, Prof. Dr. İlber Ortaylı için saygı duruşuna davet etti. Bir tarihçinin ölümünün ardından müzik dinleyicilerinin saygı duruşunda bulunduklarına ilk kez anında tanık oluyordum.
Ortaylı, 25 Mayıs 2025’te İzmir - Konak Atatürk Kültür Merkezi’nde Gülsin Onay Piyano Yarışması'nın son gününe katılmıştı. Düzenlenen etkinlikte Gülsin Onay ile tarihle müziği buluşturmuşlardı. İzleyenlere tarih sohbetiyle piyano eserlerinden örnekler sunmuşlardı.
Ortaylı’nın sanata ilgisi öğrencilik yıllarından beri süre gelmekteydi.
Ankara Atatürk Lisesi’nden mezun olup Siyasal Bilgiler Fakültesi Mülkiye’ye girdiği günlerde, Salim Şengil’in başkentte yayımladığı Dost dergisinde Anton Çehov'un Vanya Dayı oyunu hakkında yazısı çıktı. Oyunu Mahir Canova sahneye koymuş, Vanya Dayı rolünü Cüneyt Gökçer üstlenmişti.
Ortaylı, Mart 1965’te Dost dergisinin 94. sayısında yayımlanan bu yazıyı Zaman Kaybolmaz kitabı için yaptığı nehir söyleşide, Nilgün Uysal’a “Salim Amca yazar yaratma meraklısıydı” diye söze girerek anlatacaktı. Semiha Berksoy ile de aynı günlerde tanışmıştı. Tiyatroyu çok seviyordu ama kendi anlatımıyla “sahnenin önüne çıkıp oynamayı falan pek sevmezdi...”
Yine de öğrencilik yıllarında Aristophanes’in Barış adlı oyununda rol üstlenmişti. On yıldır süren Peloponez Savaşı'nı sona erdirecek olan Nicias Barış Antlaşması'nın onaylanmasından sadece birkaç gün önce ilk kez sahnelenmiş olan eseri bu kez Siyasal Bilgiler Fakültesi Tiyatro Kulübü izleyiciyle buluşturuyordu. Yönetmen okul arkadaşlarından Nuri Çolakoğlu idi. Ortaylı birinci köle rolündeydi, ikinci köle ise birkaç yıl önce kaybettiğimiz ODTÜ Ekonomi Bölüm Başkanlarından Erdal Yavuz’du. Oyunun korosunun başında yine yakında yitirdiğimiz tarih Profesörü Zafer Toprak vardı. Hermes rolündeki şair Arkadaş Zekai Özger ise çok önce yaşama veda etmişti.
İlk gençlik döneminde tiyatro yazıları tarih yazılarından daha fazla okur buldu. Ortaylı’nın hayata veda ettiği gün doğumunun 100. yılı dolayısıyla yazılarla anılan Doğan Avcıoğlu’nun yönettiği Devrim dergisinde de tiyatro yazıları yayımlandı. Okul arkadaşı Uluç Gürkan onu Avcıoğlu ile tanıştırmıştı.
Öğrettiklerini çevresiyle paylaşması onu birçok yerde sık görünür kılmıştı. Ömrünü tiyatroya vermiş Özdemir Nutku’ya Rus adlarının doğru telaffuzunu öğreten o oldu, öğrencisinin 80. doğum yıldönümüne “Hırsı Olmayan Bir Sanat ve Bilim Adamı” yazısıyla katıldı.
Nermin Abadan Unat'la...
Son yazılarından birinde de, “benim bundan sonra beklediğim, Türk tiyatrosunun Haldun Dormen için ciddi bir festival yahut toplantı tertiplemesidir“ dileğini kamuoyuyla paylaştı.
Kastamonu pastırmasını Kayseri pastırmasına tercih ettiğini söylemekten çekinmeyen, yağlı yemekleri güzel bir hoşaf içerek sindirmeyi tercih eden, kapuska yemeğini hor görenleri beğenmeyen, edebi sohbetlere tanıklık eden hayatı şölene çeviren geçmişin dost sofralarının özlemiyle bizlere veda eden Ortaylı’yı tanıyanları, dinleyenleri, dostları, arkadaşları özleyecekler. Öğrenciliğinde gitmeye başladığı Cebeci’deki Çığır Lokantasını öğretim üyeliği döneminde de “teşkilat” diye adlandırılan çoban salatası, patates kızartması ile süslenen fasulyeli pilav yemek için fırsat buldukça dostlarıyla ziyaret etti.
Ahmed Adnan Saygun Sanat Merkezi’ndeki eserin seslendirmesi bittiğinde alkışlar dinmedi. Şef senfoninin finalinden bir bölümü yeniden çaldırdı. Jansug Kakhidze de 30 Mart 1997’de aynı bölümü yinelemiş büyük alkış almıştı. İlber Ortaylı’nın “Dünya’ya açık, dünyayı ve etrafını iyi tanıyan, realist, etrafa heyecan veren” bir kişi olarak tanımladığı 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, 1997’deki coşkuyu “İşte çağdaş Türkiye” sözleriyle teşvik etmişti. İzmir’deki izleyiciler başarılı bir icra ve salonlarda nadir görülen saygı duruşlarından birine tanıklık ederek geceyi tamamladılar.
Vecdi Seviğ
14 Mart 2026, Ankara
Yorumlar
Kalan Karakter: