Herhangi bir ülke. Ülkenin bir yönetimi ve lideri var: Başkan. Başkan, gelecek zaman kipiyle vaadler sıralıyor. Yerine getirilmeyen vaadler…
Sıradan bir ev. Uzun zamandır yeri, fonksiyonu, işlevselliği değişmemiş dekorasyon. Mekânın başrolünde dışarıyla ilişkiyi sağlayan tek öge olan televizyon ekranı. Kahramanın ekranla içli dışlı ilişkisi çoğu kez öfkeye hatta öfke patlamasına neden olsa da kendince önemli bir görevi var. Yaşamını belirleyen, yönlendiren ve aslında kısıtlayan tüm ekonomik, siyasal, kültürel yaşam biçimini belirleyen kişiyle yani Başkan’la ilişki kurmasını sağlayan haberleşme aygıtı.
Bir vatandaş. İşsiz, çalıştığı işyeri kapatıldığı için işsiz kalmış. Karnını doyurmak için konservenin bile ucuzunu almak zorunda. Yaşam koşullarından hoşnut değil. Ülkemin emeklilerine benzer sıkıntılı ekonomik koşullara sahip olduğu anlaşılıyor. Ama vatandaşlık bilinci yerinde. Bu koşulları dayatan yönetime hoşnutsuzluğunu duyurmaya, bu konuda öneriler sıralamaya hakkı olduğuna inanıyor. Vatandaşlık bilinci bu hakkı koruması ve gereğini yerine getirmesi konusunda kararlı.
Kendince bir iletişim yolu bulmuş. Demokrasi anlayışı gereği, devletin en başındaki kişiye mektup yazıyor; eleştirilerini iletiyor! Yanıt alamıyor. Yazmaktan vazgeçmiyor ve bir yandan da yanıtsız kaldığı için iyice öfkelenmeye başlıyor. Bol küfürlü bir dille Başkan’a hitap ettiği mektuplarıyla hem eleştirmeye hem de aklınca yol göstermeye devam ediyor.
Bir gün kapısı çalınıyor. Mektuplarının yazarını araştırmakta olan devletin istihbarat görevlisidir gelen. Başkanın rastlantıyla okuduğu mektuplarla ilgilendiğini ve hatta çok etkilendiğini, bu nedenle vatandaşın Başkan’a daha münasip bir dille mektup yazmasını istemektedir.
“Halktan Biri”. Oyunun öyküsü böyle başlıyor. Sam Bobrick ‘in yazdığı Murat Atak’ın yönettiği oyun AST’ın prodüksiyonu. Oyunun çevirmeni Ekin Tuncay Turan, sahne tasarımı Duygu Gökalp, ışık tasarımı da Mahir Köksal’a ait. Bu oyunu daha önce başkaca tiyatrolarda da izledim. Yazarın kahramanları evdeki öfkeli erkekle eve gelen erkek memur. Oysa deneyimli yönetmen Murat Atak rol kişilerini kadın olarak değiştirmiş. Niye olmasın. Çok iyi olmuş . Koşullarından hoşnut olmayan vatandaşlar yalnız erkekler mi? iyi olmakla kalmamış çok da güzel olmuş. Hani gıda enflasyonundan, açlık sınırı altında kalan emekli maaşından şikayetçi olan erkekler kadar kadınlar da yok mu? Bu koşullarla bir yemek masası oluşturmak için çırpınanlar kadın değil mi?
Murat Atak oyunla ustaca oynamış, oyunun rol kişileri sanki tanıdık birileri.. Murat Atak metni değiştirmemiş, dünyanın herhangi bir yerinde geçiyor olaylar. Seyirci sahnede gördüğü sosyo kültürel, sosyo ekonomik yaşam koşullarında pek yabancılık çekmiyor !
Oyunda Rengin Samurçay ve Deniz Yılmaz oynuyorlar. Son yıllarda sahnede görmediğimiz Rengin Samurçay öyle güzel, haklı ve öfkeli vatandaş ki seyirciyle müthiş bir ilişkiye giriyor. Öfkesiyle, eğlenceli tavrıyla, alaylı diliyle oyunu sürükleyip götürüyor. Karşısında genç oyuncu Deniz Yılmaz’la uyum içinde ustalıkla oynuyorlar.
“Halktan Biri” özlediğimiz AST oyunlarından biri. Diyeceğini dinlemek gerek bence.
GÜLŞEN KARAKADIOĞLU
8 Nisan 2026, Ankara
Yorumlar
Kalan Karakter: