Hafta “Sevgililer Günü”ne denk düşünce tercihimi Antalya Devlet Opera ve Balesi (AntDOB) etkinliklerinden yana kullandım. Nedeni, Antalya Senfoni’nin tanınmış bir pop sanatçısı ile “Sevgililer Günü Konseri” yapıyor olmasıydı.

Önce AntDOB Opera Sahnesi’nde, Uğur Önür(vokal, bağlama,kabak kemane), Aykut Köselerli(vurmalı çalgılar) ve Yağızhan Danış(dans, koreografi) takviyeli Anadolu Nefesli Beşlisi’nin özgün projesi, “Divan-ı Yunus” başlıklı oratoryo-ilahi tarzı konserini dinledim. Sunumun içinde dans gösterisi de olunca tanımlar değişir mi? Sanmam.

2014 yılında kurulan Anadolu Nefesli Beşlisi, ilkelerini “Anadolu’nun müzikal mirasını Türkiye ve dünya sahnelerine taşımak” olarak belirlemiş. Beşli, şu isimlerden oluşuyor; Cem Önertürk(flüt), Ufuk Soygürbüz(obua), Kıvanç Fındıklı(klarinet), Ozan Evruk(fagot) ve Hüseyin Uçar(korno). Konserde anlatıcı olarak Mustafa Özşamlı görev aldı.
Yunus Emre’nin evrensel değerlerini, şiirlerini ve düşünce dünyasını merkezine alan “Divan-ı Yunus”, Anadolu halk kültürünün çağdaş ve estetik yansımasıydı. Topluluk, doğu çalgılarıyla bildiğimiz tınıları modern batı çalgılarıyla, özgün ritmini koruyarak; müzik, dans ve anlatı ile dinleyenlere ulaştırdı. Vokalde Uğur Önür’ün seslendirdiği “Şol Cennetin Irmakları”, “Mevlana- Bana Seni Gerek Seni” ve “Gel Gör Beni Aşk Neyledi” hem çok bilinen sözler/ilahiler olması, hem iyi icra edilmesi nedeniyle en beğenilen bölümler oldu diyebilirim.

Koreografisini kendi düzenlediği “sema ritminde” danslarıyla da Yağızhan Danış muhteşem uyumuyla bir Ziya Azazi anımsatması yaptı. Güzel bir Yunus Divanı dinledik, izledik.
SUNA-İNAN KIRAÇ KALEİÇİ MÜZESİ’NDE “MÜZE KONSERİ”
AntDOB’un düzenli olarak organize ettiği ücretsiz “Müze Konserleri”, bir süredir zorunluluktan Suna-İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi’nde veriliyor. Müzenin konferans salonu duvarlarındaki kaplamalar nedeniyle sesi adeta yutuyor, konser amaçlı yapılmamış zaten bu mekân. Hal böyle olunca AntDOB bir süredir konserlerde mikrofon kullanıyor. Bu durumdan hem sanatçılar, hem dinleyiciler şikayetçi. Çünkü mekanik bir ses çınlıyor salonda.

Salonda havasızlık rahatsız edici düzeyde. 110 kişilik oturma düzenine, merdiven basamaklarına yerleşen 30-40 kişi ile 150 civarında dinleyici sıkış-tıkış yer bulurken, bir kısmı da dışarda kapı aralıklarından izlemeye, dinlemeye çalışıyor konseri. Bu kalabalığa rağmen salonda havalandırmaların açılmaması müze yönetiminin bir “bıkkınlık” işareti olarak mı algılanmalı, bilmiyorum.

Konser salonu olmadığı için mekânda kulis yok. Sanatçılar sahnenin bir köşesini kulis gibi kullanıp orada oturuyor; sırası gelen kalkıyor, sonlanan gelip oturuyor. Görsellerde de var, bazı sanatçılar yanlarında getirdikleri yelpaze ile rahatlamaya çalışıyorlar.
Hukuk tanımaz bir tavırla sanatçıların, öğrencilerin, sanatseverlerin mekânı ve “kent hafızası” Antalya Arkeoloji Müzesi’ni yıkan, yok eden kötücül anlayış, şimdi müze konserlerine yer bulamıyor. “Yeniliyoruz” diye kapısına Temmuz 2025 başlarında kilit vurup, Eylül ortalarında bir gece yarısı 4 ekskavatör eşliğinde yıkımına başladıkları müze için henüz tek bir çivi çakmadılar. Bu nedenle, müze konserlerine gelen sanatseverler, Antalya Arkeoloji Müzesi’ni yıkan, yok eden anlayışa hep “iyi dileklerini” yolluyorlar, umarım hissediyorlardır.
A.Dargomyzhsky, V.Bellini, W.A.Mozart, F. Schubert, E. Grieg, T. Guliyev, N.R. Korsakov, R. Falvo, E.Capua, I.Dunayevsky, G. Verdi ve F. Lehar bestelerinden aryaların yer aldığı Müze Konseri’nde; Medine Tuganova(mezzo-soprano), Sema Çavuşoğlu(soprano) Göksay Yaran(tenor) ve Tolgat Arakeev(piyano) görev alan sanatçılardı.
Değerli opera sanatçılarımızın çok zorlandığı, dinleyicilerin çok bunaldığı ortamda şöyle iyi konser, böyle iyi konser dinledik bile demek olanaksız.

GALERİ T’DE KEÇE RESİM SERGİSİ
Antalya’nın önemli sanat mekânlarından Galeri T ilginç bir resim sergisine ev sahipliği yaptı. Türkiye Cumhuriyeti Kültür ve Turizm Bakanlığı Keçe Sanatçısı olan Nur Sağlamer’in “Aşina” adlı keçe resim sergisi söz ettiğim. Çok sayıda davetli ve sanatseverin katıldığı sergi açılış töreni renkli anlara sahne oldu. Kumluca’nın bir köyünde yaşayan Sağlamer, keçe resim yapma tekniklerini anlattığı konuşmasını şöyle sürdürdü:

“Ön Türk uygarlığıyla, keçe sanatını oluşturma amacıyla bir proje sergisi bu. Ön Türk uygarlığını ilk 2008 yılında Ümit Tarcan'dan duydum….2008’den beri bu kültürü araştıran bir insanım. Ben bu resimleri ilk milattan önce 10 bine kadar giden, hatta belki yeni yapılacak araştırmalarda daha da gerilere gidebilecek olan, tarihlenebilecek olan o eski ressam büyüklerimizle, atalarımızla ben bir ilişki kurayım dedim, bir bağ kurayım dedim. Aramızda bir şey olmalı yani, bu yıla önce yapılmış. Çünkü kaya resimleri insanların bir arayışı, mevcudiyetinin anlatması, ben varım ve gelecek nesillere aktarmak istiyorum. Yani bir bilgi aktarımı, mevcudiyetini anlatma amacı. Boşuna kayalara çizmiyorlar; Üç döneme ayrılıyor kaya resimleri. Birincisinde dövme tekniği, daha kaba oluyor. Daha sonra yumuşak metallerle kayaları çizmişler. Daha sonra bu stilize olmuş, ince çizgilerle yapılmaya başlanmış bu kaya resimleri… Yani bu yüz binlere yayılan, yüz binlerce yıla yayılan bir kültür devamlılığı.”

“Aşina” Nur Sağlamer’in 10. Kişisel sergisiymiş. “Aşina, fırçayla değil, yünün yumuşak dokusu keçeye dönüştürülerek oluşturuldu”, diyor son söz olarak sanatçı.
Enfes resimlerin yer aldığı Galeri T’deki Aşina adlı sergi 25 Şubat akşamına kadar gezilebilecek.
***
Antalya Devlet Senfoni Orkestrası gelecek konserinde uluslararası başarılara imza atmış bir kemancımız, Hande Küden’i konuk ediyor. Bu konseri şef Alessandro Bonato yönetecek ve H. Wieniawski’nin “Keman Konçertosu No. 2” ile A.Dvorak “Senfoni No.8” seslendirilecek.
HASAN HÜSEYİN DULUN
13 Şubat 2026, Antalya
Yorumlar
Kalan Karakter: