Genelde Cumhuriyet eğitiminin, özelde de Gazi Eğitim Enstitüsü’nün kuruluşundan başlayarak eğitimi yönlendiren erklerin temel bir ilkesi vardı, Çağdaş insan modeli: ‘’Fikri Hür, Vicdanı Hür, İrfanı Hür.’’. Böyle ‘’di’li geçmiş zamanla yazarken üzüntü duyuyorum bir yandan da. Çünkü arkasından ‘’ya şimdi’’ soruları geleceği için. Günümüzde çok sözü edilen ama içeriği ilkellik dolu; empati ve etik yoksunu uygulamaları görünce.
Geçmiş kısa zaman dilimleri içinde eğitim-kültür ve sanat adına ne gibi ulusal ve evrensel adımlar atıp toplumda yaşam ve davranış değişikliği yaratmış. Günümüz ne kadar yaşamdan uzak davranış yolaşması içinde. Bir örnekle somutlaştıralım savımızı. 14 Ekim 1923 tarihinde Osmanlı Ressamlar Cemiyeti‘nin Ankara’da düzenlediği, 1.Resim Sergisi milat olarak Anadolu’da ve Ankara’da çağdaş sanat eserleri ile ilk tanışmanın; sanata ve sanatçıya ilginin başlangıcı sayılır. Sanat denen şey bu tarihten sonra Ankara sanat camiasının ilgi alanında önemle yer almaya başlar. O zamana kadar Anadolu’ya-Ankara’ya ayak basmamış ressamlar Ankara’ya her yıl sergi düzenlemeye gelirler. Ankara’nın özellikle Kale ve Bent Deresinin resimlerini yapmaya başlarlar. Bu gelişmelerle Gazi Eğitim-Orta Muallim Mektebi bünyesinde bir sanat eğitimi bölümü ile eğitimin başlamasını öngörülür. ’’İşte bina var, bulun birkaç ressam açın bölümü’’ denmez. Cumhuriyet yolunda niteliğe önem vardır.’ Mustafa Kemal’in iradesiyle ‘’Muallim Mektebi mezunlarından beş genç öğretmen sınavlarla 1928 yılında Sanat eğitimi için yurt dışına gönderilir.

Gazi Eğitim Enstitüsü Heykel Atölyesi 1965 (Kaynak İdealist Okul Üretken Atölye İsmail Saray arşivi)1
‘’Resim Dersleri ve İş dersleri için öğretmen okulları ile pedagoji enstitülerine ve seminerlerine katılmak üzere Almanya’ ya gönderilmiş olan İsmail Hakkı Uludağ, Şinasi Barutçu, Hayrullah Örs, Mehmet Ali Akademir, ve Malik Aksel eğitimlerini başarıyla tamamlayarak 1932 yılında yurda dönmüşlerdir. Yurt dışından henüz dönen bu sanatçı-eğitimciler, Gazi Orta Muallim Mektebi ve Terbiye Enstitüsü müdürü olan İsmail Hakkı Tonguç öncülüğünde, 1932 yılında Türkiye’nin-Anadolu’nun ilk sanat eğitimcisi yetiştiren kurumu olarak eğitime başlar’’ 2
Başta İsmail Hakkı Tonguç olmak üzere bölümün kurucuları o yıllarda Almanya’da gelişen ve bütün Avrupa’da etkili olan Bauhaus Ekolünün eğitimini görürler. Bauhaus, 1919 yılında Walter Gropius tarafından Almanya'da kurulan öncü bir sanat ve tasarım okuludur. Özet bir anlatımla; sanat ve estetik anlayışın yaşamda her alanda iç içe olduğumuz işlevsel nesnelerin tasarımında estetik değer yaratmak. "Biçim, işlevi takip eder" düşüncesiyle kullandığımız her nesne, her form sanatla yoğrulmalı düşüncesi. Gazi Eğitim Resim-İş Bölümü de Türkiye’de bu konunun ilk işlendiği okul. Resim Bölümü değil, yalnızca İş Eğitimi de ana görevlerinden biri olduğu için İş Atölyeleri oldukça etkin. Bu bağlamda üç boyutlu anlatımda değer bulan modelaj, maden, ağaç, mukavva ve kağıt işleri atölyeleri ders olarak her öğrencinin geçtiği eğitim alanları.
Biz işte bu eğitimden geçerken modelaj derslerimizde bize verilebilen malzemelerle-killerle kendimize göre formlar, heykelcikler, büstler yapmaya çalışırdık. Görseldeki örnekler gibi. Ben de arkadaşım Vedat Can’ın bir büstüne başlamıştım; özene bezene. Kaşını-gözünü-burnunu parlatarak, benzetmeyi amaçlayan. Tam o günlerde yurt dışında heykel eğitimi görerek, yeni bir öğretmen geldi. Modelaj dersimize giren Mustafa Tömekçe öğretmenimizin yerine.
Gazi Eğitim’in o muhteşem binasının alt katları, yüksek tavanlı geniş mekanlar olarak atölyelerimizdi. Yeni gelen öğretmenimiz, atak, cevval, kabına sığmayan biri olarak neredeyse iki-üç ton kil getirtti. Atölyenin geniş duvarlarını ahşap çıtalarla, ızgaralı rölyef çalışma alanlarına dönüştürdü. Duvarları kaplayan büyük ölçekli rölyefler başlattı bazı arkadaşlarımıza; herkeste nasıl bir heyecan. Öğretmenimiz bir yandan da her öğrencinin yaptıklarını tek tek kontrol etmeye başladı. Sıra benim çalışmama geldi, pek hoşnut olmadan şöyle bir baktı, baktı ve elindeki tokaç gibi kullandığı bir tahtayla büstümün bir sağına, bir soluna, alnına pat pat. Benim parmak uçlarımla parlatacağım diye uğraştığım surat darmadağın bir kütle haline geldi. Nasıl bozulduğumu anlatmak zor.
‘’Şimdi devam et bakalım, haydi durma’’
Bu dinamizm çok geçmeden herkese sirayet etti. Büyük boyutlu heykel ve rölyef çalışmalarında başarılı işlerin çıkmasını sağladı. Kısa süre sonra bunlar Gazi Eğitim’in tarihi bahçesinde, Devlet Resim Heykel sergilerinde yerlerini aldılar. Bu eğiitim açılımıyla 1970’lerin başından itibaren yurt dışında heykel ihtisasına gidenlerin sayısı arttı. Cengiz Çekil, Remzi Savaş, Osman Dinç, Turhan Çetin gibi. Ayrıca bu gelenek içinde Resim eğitimi gören pek çok kişi heykel çalışmalarına da yöneldi. Ressam Mustafa Ayaz, Hayati Misman, Mehmet Yılmaz gibi. ( Bu konuda ilginiz için: Mehmet Yılmaz’ın ‘’Heykel, Burhan Alkar ve Ben’’ başlıklı makalesi Kolajartta).3
***
Bundan altmış bir yıl önce; 1965 yılında yurt dışında heykel alanında ihtisas eğitiminden ilk geldiğinde öğrencisi olanlardanım, sevgili Burhan Alkar’ın. Her aşamanın tanığı olarak Gazi Eğitim’de o zamana kadar adı ‘’Modelaj dersi’’ olan ve daha çok küçük boyutlu kil ve alçı işleriyle eğitim veren bir alanı müthiş bir dinamizmle ‘’Heykel’’ dersine, ‘’Heykel atölyesine’’ çeviren ortamın içinde yaşayan biriyim. Kaç kişi kaldı şimdi? Bugün Gazi Eğitim’de, Hacettepe’de, dahası YÖK öncesi Anadolu’da Eğitim Enstitüsü kaynaklı pek çok üniversitede ‘’Heykel Atölyesi-Heykel Bölümü-Heykel Eğitimi, Heykel alanının akademik kadroları varsa ilk kaynağının Burhan Alkar’ın yurt dışından geldiği günlerden başlayarak Gazi Eğitim’de yarattığı heyecan ve yeni bakış açısıdır. Bunu çok net ve iddialı olarak söylüyorum. Çünkü afaki değil, içinde yaşayan biri olarak.

BURHAN ALKAR (1930-2026)-Sevi, bronz heykel,
1882-83 yıllarında başlayan Sanayi-i Nefise-Güzel Sanatlar Akademisi’nin heykel alanındaki yeri elbette ayrı ve tatışılmaz bir değerlendirmedir. Ama Anadolu’da resim eğitimi ve daha doğrusu resim eğitimi içinde heykel eğitimi veren tek kurum 1932 yılında Gazi Terbiye Enstitüsü bünyesinde kurulan Resim-İş Bölümü’dür. Bu tarihe kadar başka bir eğitim kurumu yoktur.
Heykel sanatçısı ve akademisyen Necmettin Yağcı’nın makalesinde yer verdiği gibi ‘’Cumhuriyet dönemi heykel çalışmaları yönünden söz edilmesi gereken...1926 yılında kurulan Gazi Eğitim Enstitüsü bünyesinde 1932 yılında kurulan Resim-İş Bölümü’dür. Eğitim süreçleri içinde öğrenciler haftada iki saat Hakkı İzzet’in yürüttüğü modelaj dersleri gördüler. 1939 yılında dönemin Milli Eğitim Bakanı Hasan Ali Yücel’in önerisiyle, Zühtü Müridoğlu, bu kuruma heykel eğitimcisi olarak atanır. Ama Müridoğlu kısa bir süre görev yaparak İstanbul’a geri döner. Hakkı İzzet’ten sonra İngiltere'de baskı sanatları ve seramik eğitimi alan Nevide Gökaydın 1951-1971 yılları arasında Grafik sanatları dersi dışında, zaman zaman seramik, Modelaj ve Form-İnşa derslerini verir.” 4
‘’Bu dönemde Gazi Eğitim'deki heykel eğitimi için Hüseyin Gezer şunları söyler: “Heykel alanında yetkin hocalarının olmayışı, eğitim programının yetersizliği nedeniyle ilerleme kaydedilmedi. Bu uygulama 1963 yılına kadar devam etti. Bu tarihten sonra canlı modelden etüdler, değişik malzemelerden uygulamalar yapılmaya başlanmıştır. Bu kurumda çağdaş anlamda heykel eğitimi 1978 yılında Gazi Eğitim Enstitüsünün 4 yıllık bir eğitim programıyla Gazi Yüksek Öğretmen Okulu olmasıyla başlar’’(Gezer, 1984)Necmettin YAĞÇI)5

Burhan Alkar. (1930-2026) Tarımcı Atatürk. Ankara Atatürk Orman Çiftliği
Bu alıntıda Hüseyin Gezer’in sözlerinde çok net eksik bir değerlendirme var. 1965 yılında Paris’ten heykel eğitiminden gelen genç-dinamik Burhan Alkar’ı ve onun başlattığı Heykel eğitimini yok sayarak yapılan bir değerlendirme. Somut örnekler vereyim: Birincisi ben içinde yaşadığım, tanığı olduğum bir eğitimi anlatıyorum. İkincisi bu eğitimin yetiştirdiği çok sayıda heykel tutkunu insanın varlığı. Kaybettiklerimizi sevgiyle anarak, yaşayanların tanıklığı var. Bu değerli heykel sanatçılarının aldığı eğitimi ve o eğitimi başlatan insanı yok saymak. Her şeyden önce 1965-1977 yılları arasıda görev yapan Burhan Alkar’ın emeklerini. Hüseyin Gezer’in dediği tarihte Burhan Alkar emekli olmuştu bile.
Türk heykelini yurt içinde ve elbette yurt dışında başarı ile temsil eden, akademik aşamalarıyla da eğitim alanında yer alan değerlerimizden bazıları: Cengiz Çekil, Osman Dinç, Remzi Savaş, Metin Yurdanur, Mümtaz Demirkalp, Bora Türkkan, Binnur Eraldemir, Suat Karaaslan, Turhan Çetin, Refa Emrali, Şinasi Tek, Aslan Başpınar, Necmettin Yağcı, Mustafa Bulat, Ayhan Yılmaz ve niceleri. Adlarını anamadıklarım bağışlasınlar.
Bu konu bir başka açıdan da çok önemli. Anadolu’da kurulan bütün Eğitim Enstitüleri’nin Resim-İş Bölümleri’nin kurucu kadrolarının büyük bölümü Gazi Eğitim Enstitüsü Resim İş Bölümü mezunlarıdır. Dolayısıyla Heykel eğitiminin ana kaynağı da Gazi Eğitim’dir. Bu sözümüz elbette Akademinin Türk Heykelindeki yerini, rolünü, heykel eğitimindeki örnekliğini yok saymak yanılgısı değildir. Ama 1965’te başlayan bir hareketi yok saymanın yanlışlığını yazmak da her şeyden önce hayatını bu alana adayan Burhan Alkar ve onun izinden giden heykel tutkunlarının katkılarını vurgulamak görevimizdir. Bu nedenle onun bir sözünü alıyorum buraya.
“Heykel, hele günümüzde beton yığınlarından boğulan kentlerin canlanıp nefes aldıkları, kişilik, renk ve anlam kazandıkları kültür değerleridir. Meydanları parkları, heykelsiz kentler, duyarsız, göremeyen, konuşamayan, durgun, bir yaratıktan farksızdır”. 6
Tarihin her döneminde yaratıcısının kendi varlığıyla özdeşlik kurabildiği üç boyutlu estetik değer olarak plastik sanatların en somut, en etkili ifade alanıdır heykel sanatı. İçeriği, mesajı, görselliği ve her an yüklendiği anlamlar bütünlüğüyle toplumla iç içe olan bu sanat dalına emek ve gönül verenlere selam olsun.
HASAN PEKMEZCİ
7 Temmuz 2026, Anamur
Kaynakça
1.Gazi Eğitim Enstitüsü Heykel Atölyesi 1965 (Kaynak İdealist Okul Üretken Atölye İsmail Saray arşivi)1
2.https://gef-guzelsanatlar-resimis.gazi.edu.tr/view/page/260786
3.https://kolajart.com/wp/2026/06/27/mehmet-yilmaz-burhan-alkarin-ardinadan/
4.N. Yağçı. CUMHURİYET SONRASI TÜRK HEYKEL SANATI.
5.Hüseyin Gezer.1984 -Aktaran. N.Yağcı
6.https://www.tamgaturk.com/ankarada-bir-duayen-heykeltiras-burhan-alkar/6043/