Burhan Alkar (d.1930) hocanın 23 Haziran 2026 tarihinde aramızdan ayrılması üzerine çeşitli ortamlarda görüşler yazıldı, anılar paylaşıldı. Sanattan Yansımalar sayfalarında da uzman yazılarına yer verildi [1], [2], [3], [4].
Çok uzun yıllar önce, ilginç bir rastlantı ile, yolu Burhan hoca ile kısa bir süre kesişmiş biri olarak ben de belleklere bir katkı koymak istiyorum.
11 Aralık 1977 yerel seçimlerinde 32 yaşındaki Ali Dinçer (1945-2007) Ankara Belediye Başkanı seçiliyor. Belediyenin yönetici kadroları daha da genç insanlardan oluşuyor. Hatırlanacağı üzere, ülkemizin metro, otobüs özel yolu, yaya bölgesi, planlama birimi, kent konseyi, Batıkent, 1 milyon çocuk kitabı gibi hepsi ‘ilk’ olan uygulamaları o dönemde gerçekleşiyor.
Genç kadrolar Ankara’da halka açık alanlarda ‘sivil’ heykel olmadığını görüyorlar. O yıllarda kentteki heykeller; Ulus’ta Zafer Anıtı (1927), Etnografya Müzesi önünde Atlı Atatürk Anıtı (1927), yapımı devam etmekte olan Sıhhiye’de Hitit / Hatti Güneş Kursu (1980), Orduevi önünde Zafer Anıtı (1927), Kızılay’daki Güvenlik Anıtı (1935) olarak sayılıyor. Halka açık olmayan alanlar içinde de ‘sivil’ heykel yok; Ziraat Fakültesi’nde İsmet İnönü heykeli (1945), Dil ve Tarih-Coğrafya Fakültesi’nde Mimar Sinan Heykeli (1956), ODTÜ’de Atatürk Anıtı (1966), Hacettepe Üniversitesi’nde Bayraklaşan Atatürk (1970), hipodromda Kore’de Savaşan Türkler Anıtı (1973) ve belki bir iki heykel daha. Gençlik Parkı havuzu önündeki Su Perileri süs heykelleri (Acis ve Galatea-1931) ile havuz fıskiyesi olarak kullanılan Su Perileri’ni (1924) işlevleri nedeni ile ‘sivil heykel’ olarak tanımlama olanağı bulunmuyor. O tarihte Ankara’nın tüm heykelleri bunlar.
Barış Heykeli
Ankara’yı çağdaş bir başkent yapmak isteyen genç belediye kadroları yarışma ve davet yöntemleri ile kenti ilk kez ‘sivil’ heykellerle buluşturmaya başlıyorlar. Burhan Alkar hoca ile ilgili tüm yazılarda fotoğrafı paylaşılan ‘Barış’ heykeli bu proje kapsamında yapılıyor ve Türkiye’nin ilk yaya bölgesinde Ankara’nın ilk sivil heykellerinden biri olarak yerini alıyor.
Her gün yaklaşık 20 kişinin siyasi terör eylemlerinde hayatını kaybettiği bir dönemde bir genç kadın ve bir genç erkeği, yan yana, ellerinde barış güvercini ile tasvir eden bu heykel yapıldığı dönem, verdiği mesaj, sergilendiği yer ve başkentte ilklerden biri olması bakımlarından önemli bir yapıt olarak görülüyor.

Ankara dışında olduğumdan arşivime ulaşma olanağım sınırlı; ancak, Burhan hocanın bir söyleşide, atölyesini Ali Dinçer’in ziyaret ettiği, daha önceden yapılmış ‘birinin elinde güvercin bulunan iki çıplak figürlü kompozisyonu’ beğenerek, hocadan ‘bu figürlerin giyinik halde yapılmasını istediği’ni söylediği hatırımda kalmış.
Barış heykeli ile ilgili buraya kadar olan kısım herkesçe bilinen bilgiler; bir de perde arkası var.
Ali Dinçer belediyesi heykelin yapılmasına karar veriyor ama belediye bütçesinde bu iş için ayrılabilecek bir bedel yok; para olmaması bir yana bu harcamanın gösterilebileceği bir bütçe kalemi bile yok. En büyük harcama da heykelin yapımı için dökümcüye ödenecek bronz malzeme bedeli.

O yıllarda, Çubuk Barajı’ndan alınarak kente verilen su Dışkapı’da bulunan Su Süzgeci tesislerinde arıtılıyor. Bu işlem sırasında su havuzlara alınıyor ve alttan hava üflenerek oksijen bakımından zenginleştiriliyor. Havuz dibinde bulunan ve ‘bronz’ malzemeden yapılan üfleme ağızları eskidikçe yenileniyor. Eskilerin ise hurda olarak MKE Hurdasan işletmesine verilmesi yasal bir zorunluluk. Ankara Sular İdaresi (ASU) Genel Müdürü bir kısım hurda bronz malzemeyi bu iş için ayırabileceğini söylüyor. Benzer şekilde EGO (Elektrik, Gaz, Otobüs) Genel Müdürü de hurda bakır elektrik kablolarını heykellerin yapımı için ayırıyor. Heykelin yapımı Burhan hocanın denetimi altında bu malzemelerin verilmesi ile gerçekleşebiliyor.
Burhan Alkar hocanın Ankara Sakarya Yaya Bölgesi’nde yer alan ünlü Barış heykeli yapımının böyle bir hikayesi var. Ancak, konu burada bitmiyor; kimsenin bilmediği devamı da var.
‘İkinci’ Barış Heykeli
O yıllarda ASU Genel Müdürlüğü 1920’li yıllarda Atlı Spor Kulübü olarak yapılmış olan ve 1954 yılında taşınmış oldukları iki katlı tarihi binada hizmet görüyor. Bu bina Roma Hamamı kalıntılarının bulunduğu tepenin ardında Soğukkuyu bölgesinde yer alıyor. Zamanın ASU yönetimi bulundukları bölgeyi güzelleştirmek için çabalıyor; Roma Hamamı kalıntıları üzerine kaçak olarak yapılmış Bozkurt Mahallesi gecekondularını temizleyip tarihi kalıntıları ve kendi tarihi binalarını ortaya çıkarmaya uğraşıyorlar.

Düzenleme sonucu binalarının giriş kapısının tam da önünde küçük bir göbek oluşuyor. ASU Genel Müdürü bronz döküm sonrası Burhan hocanın atölyesinde elde kalan fiberglas malzemeden yapılmış Barış heykeli kalıbını gözüne kestiriyor, bu göbeğe yerleştirmek için istekte bulunuyor. Burhan hoca ‘ayni heykelin bir kent içinde iki ayrı yerde bulunmasını’ uygun bulmadığını söylüyor. Barış heykeli kalıbını almış olan ASU yönetimi, Burhan hocanın önerisine uygun yöne bakacak şekilde ve önerdiği yöntemle ‘ikinci Barış heykelini’ ASU Genel Müdürlüğü’nün iç bahçesine yerleştiriyor.

Aradan yıllar geçiyor. 1936 yılında yapılan Su Süzgeci binası 2013 yılında bir gece ansızın, alışveriş merkezi yapılmak üzere, yıkılıyor. Su Süzgeci binası yıkılmadan önce değerli Ahmet Soyak binayı ve çevresini belgelerken ikinci Barış heykeli’nin ASU Genel Müdürlüğü iç bahçesinden buraya taşınmış olduğu görülüyor. Kadersiz heykelin kolu kırılmış; fiberglas kol bantla sargılanarak onarılmış. Heykelin kendisi ise, büyük bir olasılıkla, bir yıl sonraki yıkım sırasında ayni hazin sonu paylaşmış olmalı.

Heykelinin kolunun kırılması da ilginç; çünkü Sakarya Yaya Bölgesi’ndeki Barış heykeli’nin de kolu 2018 yılında bir gece çöp kamyonunun çarpması sonucu kırılıyor. Bronz kol onarılıyor, heykelin bakımı yapılıyor, çevredeki yüksek binalara ve güneşe göre heykelin yönü yeniden ayarlanıyor. Bugün Ankara’nın simge heykellerinden biri olmaya devam ediyor.
Atılım Heykeli
Ali Dinçer döneminde Ankara’nın sivil heykellerle donatılması projesi kapsamında Burhan Alkar hocanın üstlendiği bir heykel daha var; Atılım. O da Sakarya Yaya Bölgesi’ne yerleştiriliyor. Arşivimden uzakta olduğum için internette aradım, yapay zekaya sordum; çoğu yerde adı geçen bu heykelin görselini bulamadım. Mutlaka bir yerlerde vardır. O zamana kadar 1981 yılında kendi çektiğim fotoğrafı kullanayım.

Heykeller için malzeme ve bütçe konusunda konuşulurken zamanın ASU Genel Müdürü ellerindeki çeşitli çaplarda borulardan da bahsediyor. Burhan hoca soyut Atılım heykeli için tasarımına uygun olacağını düşündüğü çap ve miktarda boruyu alıyor. Bu heykel yaya bölgesinin Mithatpaşa Caddesi’ne yakın bir kısmında, havuz içinde kendine yer buluyor. Ancak, 1989 yılında yaya bölgesinin yeniden düzenlenmesi sırasında, dikkatsizlik sonucu olsa gerek, önce taşınıyor sonra kayboluyor, bir daha bulunamıyor.
Son söz yerine
Ali Dinçer yönetimi sırasında Ankara’nın ilk kez sivil heykellerle buluşturulması projesinde yer alan Burhan Alkar hocanın iki heykeli hakkında, bilinmediğini tahmin ettiğim bazı olayları aktarmaya, bilgi ve belgelerimi paylaşmaya çalıştım. O proje kapsamında gerçekleşen diğer eserler, 12 Eylül 1980 darbesi ile yarım kalanlar, bronz dökümü yapılanların tekrar eritilmesi, beton blok rölyeflerin çöpe atılması gibi diğer hususlar ileriki yazıların konusu olsun.
Değerli Burhan Alkar hoca için son sözü kendisi hakkında yazılmış başka bir yazıdan kopyalayayım; ‘sanat ve sanatçılar ölümsüzdür’. Saygı ile…
Levent TOSUN (1977-80 ASU Genel Müdürü)
4 Temmuz 2026, Küçükkuyu
Editörün Notu: Günümüz gençlerinin Ali Dinçer'i 1977-1980 arasında süren kısa Ankara Belediye Başkanlığı döneminde yaptıklarını araştırmalarını özendirmek ve kendisini anımsamak-anımsatmak amacıyla yazıya iki fotoğrafı özellikle ekledim.
[1] Celal Binzet yazısı için :
https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/celal-binzet/burhan-alkardan-bize-kalan/12814
[2] Celal Binzet yazısı için :
https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/celal-binzet/sonsuzlugun-kapisinda/12817
[3] Şefik Kahramankaptan (2008) yazısı için :
[4] İbrahim Karaoğlu yazısı için :
https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/ibrahim-karaoglu/burhan-alkarin-ardindan/12810