Ostim 1181. Sokak 61 no.lu atölyenin önünde. Kapısında asma bir kilit vurulu. Atölyede büyük boyutlu anıtlar yapıldığı için oldukça yüksek tavanlı bir yapı. Sokağa bakan ön yüzünde yine aynı yükseklikte demir çubuklarla sundurma gibi bir şey var. Yükselen asma dalları o çubuklara dolanıp bir gölgelik işlevi görüyor. Yaprakların arasında koruk salkımları olgunlaşmayı bekliyor. Hava sıcak. Var olan gölge alanlara sığınıyoruz. Yanda şaha kalkmış büyük boy bir at heykeli öylesine bakmada.
Gazi’den sınıf arkadaşım Hakan Taşkıran’la geldiğimizde yaklaşık 30-40 kişi saydık. Hakan, hocayla anısını anlatıyor. Gazi Eğitim’de Burhan Alkar’ın heykel atölyesindeyken yaptığı heykel o yıl Devlet Resim ve Heykel Sergisi’ne kabul edilmiş. Beklerken hepimiz onunla ilgili anılarımızı anımsıyoruz. İki yıl önce açtığı küçük boyutlu heykel ve desen sergisinde bol bol konuşmuş, espriler yapmıştık. O günün anısı olan fotoğraflar belleğimizde de duruyor aynı zamanda.

Atölyenin camlı dış kapısından içeride göründüğü kadarıyla duvarlarda çerçeveli desenleri asılı. Hangi düşünceler, hangi esinlerle oluşturulmuştu onlar, kim bilir? Hocamızın kızı ve oğlu gelenleri karşılıyor. Heykel sanatçıları Aslan Başpınar, Sait Rüstem, Azimet Karaman, İzzet Temel aramızda. Büyükşehir Belediyesi adına Bekir Ödemiş, ressamlar Mehmet Erbil, Şükran ve Hasan Pekmezci çifti, BRHD Başkanı Süleyman Dündar, Erol Batırbek, İbrahim Kuzey, Mehmet Yılmaz ve Selvi İlhan görebildiklerim arasında. Galerici olarak Fatma Tuna ve eşi Yetki Bey. Bunların dışında da başkaları var mutlaka. Ancak dediğim gibi katılımcılar yaklaşık 30-40 kişi. Oysa Burhan Alkar’ın hocalığı döneminde yüzlerce -belki de binlerce- öğrencisi olmuştu. Artık yaz tatili zamanı oluşundan mıdır nedir bilemedim katılım azlığını.

Ortaya konan tabutunun içinde yatan sanatçı hocamızla ilgili birbiriyle bağlantılı anılar düşüyor aklıma. Her insan için kaçınılmaz son olan ölümün bir büyük ayrılık olduğunun bilincindeyim. Onun kendine özgü zarif konuşmaları, sesinin tonu hiç silinmeyecek. Konuşmalardan sonrası hedef Karşıyaka. Artık toprakla buluşma zamanı. Heykel yapan bir ustanın ilk malzemesi olan toprağa yeniden ve son kez kavuşması. Sonrası sonsuzluk. Tarihe not düşme bağlamında buraya yeniden yazmak gerek. 23 Haziran 2026 günü yaşamını kaybetti. Bugün yani 26 Haziran 2026 Cuma günü toprağa verdik. Bundan sonra kent meydanlarında yaptığı anıtların yakınından geçerken onun dokunuşlarıyla yaratılmış figürlerinde parmak izlerini arayacağım. En iyisi acılardan öte sanatın sonsuzluğuna sığınmak olmalı.
A.CELAL BİNZET
26 Haziran 2026, Ankara