19 Haziran 2026, saat: 19.30’da Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Büyük Salonda Ankara Devlet Konservatuvarı Sahne Sanatları Bölümü Opera Anasanat Dalı öğrencilerinin sene sonu temsillerini izlemeye gittim. İki opera eseri sunulan bu yıl sonu öğrenci etkinliğinin konser olmayıp tam teşekküllü ve başarılı temsiller oluşu bende bu konuda yazı yazma sorumluluğu doğurdu.
RİTA
İlk eser Gaetano Donizetti’nin, Gustave Vaëz’in librettosu üzerine 1841’de bestelediği Rita adlı komik opera türü tek perdelik eseri idi (ülkemizde ilk oynanış 1965). Kısaca konusu, bir pansiyon işleten Rita ikinci kocası çekingen Beppe'ye kötü davranmaktadr. Derken, öldüğü sanılan eski koca Gasparo yanında evlenmek istediği bir kadınla ortaya çıkar; ama meğer hâlâ resmi olarak Rita’nın kocası oymuş. İki adam Rita’yı kazanmak için iddiaya girerek iskambil oynarlar, oyunu Gasparo kazanır. Ama Rita hem onunla mutlu olmadığı için, hem de kendisini ne kadar sevdiğini anladığı için Beppe ile kalmayı tercih eder ve işler tatlıya bağlanır.

Rejisör Ayşe Dağıstanlı Parlar’ın sahneye koyduğu ve çağdaş dekor-kostüm seçimini yaptığı 45 dakikalık eser Aylin İpekçioğlu’nun (Sanatçı Öğretim elemanı) piyano eşliği ile sunuldu. Rita rolünde soprano Z. Azra Orçan (Umut Kosman’ın öğrencisi, yeni mezun) üst düzeyde bir ses ve sahne performansı sundu. 2024’te 20 yaşındayken 16. Ulusal Genç Solist Yarışması “Necdet Aydın Sahne Yorumu özel ödülüne” layık bulunmuş ve bu yıl okulunu temsil etmek üzere seçilip Hacettepe Senfoni Orkestrası eşliğinde G. Rossini aryası sunmuş olan Orçan’ın Sicilya’da Noto festival ve yarışmasına davet edilmiş olması şaşırtıcı değil. 17 Haziran’da izleyemediğim ilk temsildeki Rita rolündeki soprano Özün Şensoy’un (Esra Çetiner’in öğrencisi, yeni mezun) da Sicilya’daki Noto festival ve yarışmasına davet aldığını öğrenip onunla da gurur duydum.

Rita’nın kocası Beppe rolünde B. Efe Tekman (Barış Yanç’ın öğrencisi, son sınıf) parlak ışıltılı sarı tenor sesi ve heyecanını kontrol etmeyi sağlayan sahnesi ile akıldan çıkmayacak bir yorum sundu. Beppe’nin çekingen karakterini mimikleriyle ve beden diliyle seyirciye aktardı. Onun kariyerini heyecanla takip edeceğim. Rita’nın eski kocası Gasparo rolünde genç yaşta nadir rastlanacak kalitede bas tonları da içeren müzikalitede bariton sesi ve bu yola baş koymuş olma azmiyle Öncü Kamışlı (Umut Kosman’ın öğrencisi, yeni mezun) ise yurtiçi ve dışında opera kurumlarından davet alabilecek düzeyde bir sanatçı adayı olduğunu gösterdi. Ne yazık ki 17’sindeki ilk temsilde Gasparo rolünde Serhat Balaban’ı izleme şansım olamadı. Sözsüz rol Gasparo’nun yeni eşi rolünde Yıldız Tokunç’un da başarılı olduğunu eklemeliyim.

Belli ki üçü de esere çok iyi çalışmışlar, düet ve terzetleri tertemiz, tam beraberlik içinde söylediler. Kadeh tutuşları, iskambil sahnesini oynayışları, öteki kadının Rita’nın kadehini kapıverişi, tabak servisini yapış biçimleri, önlük fırlatarak terk ediş, mutfak bıçaklarıyla çağdaş düello sahnesi ile figüranlık yapanların mimikleri, jestleri ve sahne kullanımları o derece inandırıcıydı ki tüm benlik ve yeteneklerini ortaya koyarak oynadıkları belli oldu. Rejisör Dağıstanlı Parlar’ın çizdiği hareketlerin akışı, yönü ve tüm detaylar inandırıcı şekilde gerçekleştirildi.

ORFEO ve EURİDİCE
İkinci eser C.W. Gluck’un Ranieri de Calzabigi’nin librettosuyla 1762’de bestelediği Orfeo ve Euridice adlı barok operasının kısaltılmış versiyonu idi (ülkemizde ilk 1994). Mitolojik konusu kısaca Orfeo’nun ölen eşi Euridice’ye kavuşabilmek için tanrılara yalvarmasıyla başlar. Aşk tanrısı Amor ona eğer Euridice’yi yeraltındaki ölüler diyarından yüzüne bakmadan çıkarabilirse can bulacağını söyler. Orfeo yeraltında ruhları da ikna etmeyi başarır ama yol boyunca Euridice’nin ısrarına dayanamayıp ona bakıverir. Bunun üzerine Euridice bir kez daha son nefesini verince Orfeo da sevgili eşi ile yeraltı ölüler diyarında birlikte olmaya karar kılıp kendi hayatına son vermeye kalkışır. Tam o sırada Amor gelir ve Orfeo’ya sadakat ve inanç sınavını başarıyla geçtiğini açıklayarak, Euridice'yi tekrar canlandırır.
Orfeo ve Euridice’yi de Ayşe Dağıstanlı Parlar sahneye koymuş, dönemsel kostüm seçimini yapmış. 40 dakikalık eser Meral Gülgün Ünal’ın (öğretim görevlisi) piyano eşliği ile sunuldu. Koreografisini İnan Mert (öğretim görevlisi) hazırlamıştı ve Koro şefi Çiğdem Aytepe (öğretim görevlisi) idi, ışık tasarımı Fethi İriş’in yaratımıydı.

Orfeo rolünde mezzosoprano Fatma Gül Bayrak (Maia Mari Chikhradze’nin öğrencisi, son sınıf) en ufak bir pürüzü olmayan, gür ve güzel mor renkli sesine ek olarak, “barok opera-kastrat” karakterine tam uyan sahnesiyle tüyler ürperten harika bir yorum sundu. Bir “konservatuvar temsilinde” böylesine zor bir partide böylesine bir teknik ve sanatsal başarı hayal bile edemezdim. Soprano Burcu Özaras (Umut Kosman’ın öğrencisi, yeni mezun) hem sesindeki heyecanı kontrol altına almaya özen gösterip, duygusal yorumla hem de ölü ve canlı Euridice rolünün gereğini başarıyla yerine getirdi. Amor rolünde soprano Larissa Derin Kaş (Umut Kosman’ın öğrencisi, yeni mezun) şan tekniği de yorumu da onu başka rollerde de izleme arzusu doğurdu. Ayrıca üçünün de hem sololarını hem de düetlerini titizlikle çalışmış oldukları belliydi.

Keza Opera Anasanat Dalı Lisans öğrencilerinden oluşan Koro başarılı bir beraberlik sağladı. Bunun yanı sıra hem kendi duruş ve devinimleriyle, hem de masa ve iskemlelere yaptırdıkları devinimlerle, konunun gidişine göre farklı tablolar içeren sahne kompozisyonuna ek olarak müziğe bir tür sahnesel kontrpuan oluşturdular. Hem seslerini hem de sahneyi çok iyi çalıştıkları ve içselleştirdikleri belliydi. Bale Anasanat Dalı öğrencilerinden Göksu Gürsoy ile Bartucan Şimşir‘in yaptığı dansların da hem anlatıma hem de görsel estetik sunuma olumlu katkısı oldu.
Tüm bunlara ek olarak örneğin Orfeo’nun ceket-pelerin değişimi ile Euridice’nin yalınayak-ayakkabı değişiminin yerüstü-yeraltı konumunu ifade ediyor oluşu, güllerin konulduğu masa köşesinin estetik kompozisyonu ve benzeri özenli ayrıntılar, konunun anlatımına doğrudan katkısı olan aydınlatma, ortaya dörtbaşı mâmur bir temsil çıkmasını sağlamış.
Koro: Soprano: Lara Çakıcı, Sudenaz Tütüncü, Nehir Durmaz, Bilgesu Can, Elif Karagülle, Nehir Kaya, Yıldız Elif Tokunç. Alto: Nehir Özsu, Asya Şahinde Özbalıkçı, Eda Nur Türk, Rüya Çelikel, Eylül Zeynep Yıldırım, Tuana Aydın, Simru Güngör. Tenor: Buğra Kağan Kaygısız, Fazıl Onat Tanıker, Ahmet Emre Turğut. Bas: Teoman Gürel Ünver, Dora Işıldar, Bedirhan Ünlü, Mert Baytemür.
Yeni mezun veya halen öğrenci olan yetenekli ve azimli “geleceğin sanatçılarını” gönülden alkışlarla kutlayıp geleceklerinin umut ve başarı dolu olmasını ve onları tekrar izleyebilmeyi diliyorum.

Onlara emek veren, deneyim ve bilgilerini paylaşan ve yönlendiren hocaları; başta temsillerin baştan sona mimarı Opera Anasanat ve Opera Sanat Dalı Başkanı Doç. Ayşe Dağıstanlı Parlar olmak üzere Opera Anasanat ve Opera Sanat Dalının tüm Kadrolu ve Misafir Hocaları ile Yabancı Uzmanlarına umut dolu bir sanatsever olarak teşekkürlerimi sunuyorum.
Son olarak Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Müdürü Prof. Burak Tüzün’ü de kutlamak ve önemli bir dilekte bulunmak isterim. Konservatuvar Bale bölümü yıl sonu temsillerinin, hatta özel bale okulları gösterilerinin Ankara Devlet Opera ve Balesi (ADOB) salonunda yapılmakta oluşu malumunuzdur. Opera bölümü yıl sonu temsilleri de ADOB’da yapılsa ve öğrencilerden oluşan orkestra ile olsa; hem bu yetenekli öğrenciler ve yapım o salona yakışır, hem de onlara ileride çalışma ihtimalleri olan tam teşekküllü bir sahnede ve orkestra çukurunda “staj” yapma olanağı tanınmış olur. Bu konuyu 2024’te de gündeme getirmiştim, yinelemek isterim. (Aydin O’Dwyer P: Konservatuvarda Yıl Sonu Opera Temsili. https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/pinar-aydin-o-dwyer/konservatuvarda-yil-sonu-opera-temsili/12145 Erişim: 18.6.2024).