Makyavel’in kimliğini açıklamaya gerek var mı? Çağdaş politika biliminin kurucusu olarak bilinir. Düşünceleriyle ilgili kitaplarda yazılanlara bakmak yeter de artar bile! Ona göre politikada hedefe ulaşabilmek için her yöntem geçerlidir. İktidarın elde edilmesi ve sürdürülmesi konusunda şiddet dahil her tür yola başvurulabilir. Bu kuralların çok da etik olmasına gerek yoktur. Yeter ki karşısına çıkanlar çökertilsin. Ve iktidar sürdürülsün. Böyle bakınca yabancı gelmeyen, alışıldık bir durum. Kabul edelim ki bir dönem Almanya’da görülen uygulamalar karşısında şaşırmamak elde değil. Yazının başlığındaki iki sözcük Almanya’da bir radyo adı: (Wolksempfanger) Özel üretilmiş ve tek kanal üzerinden yayın yapıyor yalnızca. 1930’larda geliştirilen bu araç Propaganda Bakanı Joseph Goebbels’in buyruğuyla çok düşük fiyatla her eve satılarak kullanılması hedeflenmiş. Dönemin Almanya’sında ekonomik darboğazdaki ailelerin tek eğlencesi eve kapanıp radyo dinlemek. Onun en büyük özelliği ise tek kanallı oluşu.
Gün boyu yayınlanan Führer’in (Hitler) konuşmaları böylece ailelere ulaştırılıyor. Nazi döneminde kitlelerin tek yanlı propaganda ile nasıl koşullandırıldığının gizi işte burada. İnsanların topluca yok edilişi, kültür ve sanat yapıtları düşmanlığı o bastırılmış kalabalıklar aracılığıyla uygulanıyor. Eğitimsizliğin karanlığında tek yönlü koşullandırılmışlara buyrukla her istenileni yaptırabilirsiniz. Kitapların meydanlarda yakılması, ressamların yapıtlarının yok edilmesi gibi bir yığın yasak bu uygulamadan kurtaramıyor kendini. Yaşanan kara dönemin sonuçları bilindiği için burada yinelemeye gerek yok. Ama insanlık tarihinin en büyük toplumsal yok etmesini de geçmeden ekleyelim.
O günlerden kalan bir tabloya bakarken sanatın kalıcılığı konusunda bir kez daha hayran kalıyoruz.
Geçmişe ilişkin bu bilgileri anımsamamıza neden olan bir resim var karşımızda. Paul Mathias Padua’nın 1939 tarihli “Führer Konuşuyor” adlı resmi değinilen propagandanın ulaştığı noktayı göstermesi bakımından ilginç bir örnek. Odanın başköşesine konulmuş radyodan Führer’in konuşmasını dinleyen aile bireyleri, karşılarında liderleri varmışçasına büyük bir saygı içindeler. Radyo kutsal bir nesne, sesi duyulan kutsal bir varlık sanki. Başka bir seçenekleri olmadığı için yalnızca kendilerine dayatılanla yetinmek zorunda oldukları belli.
Tablodaki figür düzenlemesi liderin hedeflediği aile kavramını somutlaştırmış. Çünkü parti ideolojisi “kutsal aile” söylemi üzerinden Alman ulusunun yüceltilmesini hedeflemişti. Yine figürlerdeki anlatım dili de Ari ırkın hedeflediği fiziksel anatomik özelliklere uygun. İri yapılı ve kaslı insanlar. Güç gösterisi bu ideolojinin en vurucu yanı. Nazi yönetiminin önemli bir resim sanatçısı olan Padua 1944’te Reich Propaganda Bakanlığının seçili listesine alınmış. Elbet yandaşlığının karşılığını almış böylece.
Liste “Tanrı tarafından bağışlanmış, önemli sanatçı”ları kapsıyor. Führer ve Goebbels’in belirlediği bu liste daha sonra değişik mesleklere sahip yandaş kişilere profesörlük unvanı dağıtmalarıyla gündemde. Özellikle sanatçı olarak Benno von Arent (Tiyatro tasarımcısı), Arno Breker (Heykeltraş), Sepp Hilz (Ressam), Heinrich Hoffmann (Fotoğrafçı), Albert Speer (Mimar), Josef Thorak (Heykeltraş), Führer ve Goebbels’in elinden profesörlük diplomalarına kavuşuyor. Bu sanatçıların aldığı diploma gerçekten kazanılmış birer belge olabilir. Ama akademik kurullar yerine geçen yöneticilerin değerlendirmesi sonucu gerçekleşmesi olayın kendisine gölge düşürüyor. İnsanlık tarihi iyi ve kötü günleriyle ortak belleklerdeki yerinde durmakta. Ne iyi ki sanat, tüm bu değerlerin en büyük taşıyıcısı olarak yaşamımızda var. En şaşmaz değerlendirme onun sayfaları arasında canlılığını koruyor.
A.CELAL BİNZET
21 Mayıs 2026, Ankara