Sevgililer Günü olarak kutlanan 14 Şubat 2026 Cumartesi akşamı yapılacak Lang Lang konseri için Berlin yolundayız.
Konser öncesi bu yazıyı birkaç nedenle paylaşıyorum. Daha önceki bir yazımda Ankara’da Yılbaşı Konseri için bilet almakta nasıl zorlandığımızı anlatmıştım [1]. İkinci bir yazım Yılbaşı Konseri programının önceden belli olmaması üzerine idi. Zorlukla bulduğum bir listeyi ve konser öncesi bilgilenmek isteyenler için parçalar hakkında kısa ön bilgileri içeren bir de yazı kaleme almıştım [2].
Bu yazımda Berlin konserine nasıl bilet aldığımıza çok kısa değineceğim. Ayrıca, program hakkında konser öncesi bilgi verilmesinin dinleyicilerin önceden bilgilenmesi, gerekirse ek bilgi toplamasına olanak sağlaması açısından yararlı olacağını da bu arada anlatabilmiş olacağım. Böylece, ülkemizdeki çeşitli sanat kurumlarındaki ilgililerin, ‘bizlerin bilet alma, konsere gitme konusundaki hareket tarzı’nın dünyanın geri kalan kısmındaki dinleyiciler ile ayni olduğu hakkında bir bakış açısını da görmüş olacaklarını düşünüyorum. O zaman ‘ülkemize özgü’ yeni yöntemler geliştirmenin gerekmediği konusunda bizlere hak vereceklerini ümit ediyorum.
Tabii, asıl amacım, gideceğimiz konseri sizlere aktarmak.

Çinli piyanist Lang Lang (d.1982), göz kamaştırıcı virtüozitesi, güçlü yorumculuğu ve karizmatik sahne duruşuyla günümüzün en ünlü piyanistlerinden birisi olarak kabul ediliyor. 5 yaşında ilk yarışmasını kazanıyor ve ilk konserini veriyor. Büyük konser turneleri, kayıtları ve klasik müzik dünyasının dışındaki iş birlikleriyle klasik müziğin çok geniş bir kitleye ulaşmasına neden oluyor. Örneğin, 2008 Pekin Olimpiyatları’nın açılışında yer alması sonrasında 40 milyon Çinli çocuğun klasik piyanoya başladığı düşünülüyor. 2024 yılında Notre Dame Kilisesi’nin yeniden açılışında çalıyor. Heavy metal grubu Metallica ile 2014 Grammy ödül töreninde milyonlara ulaşıyor, İngiliz pop ikonu Ed Sheeran (d.1991) ile, Amerikalı caz efsanesi Herbie Hancock (d.1940) ile birlikte çalarak klasik müziği değişik kitlelere açıyor.
1995’de, 13 yaşında iken, Japonya’da düzenlenen Uluslararası Çaykovski Genç Müzisyenler Yarışması’nda birinci oluyor. 1999’da, 17 yaşında iken, ABD Ravinia Festivali’nde Amerikalı piyanist Andre Watts’ın (1946-2023) rahatsızlanması ile son anda programa ekleniyor. Şikago Senfoni Orkestrası ile verdiği bu konserdeki başarısı bir gecede tanınmasını sağlıyor.
Geçenlerde Can Çakmur konseri ile ilgili yazdığım yazıda Listz’in 2 no’lu Macar Rapsodisi’nden bahsederken ‘çizgi filmlerde kullanılmasının bu parçanın tanınmasına katkısından bahsetmiştim [3]. Lang Lang da 3 yaşında iken izlediği Tom ve Jerry serisinin 1947 Oscar ödüllü The Cat Concerto (Kedi Konçertosu) [4] filmindeki Macar Rapsodisi müziğinden etkilenip piyanoya ilgi duymaya başladığını söylüyor. Günümüzde, 2019 albümü Piano Book ise milyarlarca dinlemeye ulaşıp rekorlar kırıyor.
Gideceğimiz konserde Berlin Filarmoni Orkestrası ile birlikte izleyeceğiz. Lang Lang orkestranın birlikte çaldığı ilk Çinli imiş; 2013 yılında İngiliz şef Sir Simon Rattle (d.1955) yönetiminde ayni sahneyi paylaşmışlar.
Bu arada Lang Lang’ın Çince’de ‘gökyüzünün berraklığı’ demek olduğunu yeniden hatırladım.
Belli bir yaş grubundaki arkadaşlardan oluşan çok küçük bir sosyal medya ortamında bir arkadaşımız, 17 Ağustos 2025 günü, TRT2 TV‘deki Lang Lang belgeselini haber verdi. Belgeseli izlerken farkettim ki, bu, 2019 yılında çıkan ve yukarıda bahsettiğim Piano Book albümü tanıtımı için yapılan bir film. Paris’te, Seine nehri üzerinde dolaşan turistik teknelerin birinde, bir akşam vakti yapılan çekimlerden oluşuyor. 2020’de yayına girmiş ama çekim 14 Şubat 2019 Sevgililer Günü’nde yapılmış [5].

Grubumuza, şirinlik amaçlı, ‘gelecek yıl biz de orada olalım’ türü bir mesaj yazdım. Ertesi gün bir arkadaşımızın ‘gelecek Sevgililer Günü Lang Lang Berlin Filarmoni’de’ yanıtı geldi. Bizim konser maceramız bu kısa mesajla başladı.
Berlin Filarmoni Orkestrası, zengin ve bütünlüklü tınısı ile olağanüstü teknik düzeyi sayesinde dünyanın en iyi orkestralarından biri olarak kabul ediliyor. Efsanevi şeflerle dolu geçmişi ve yenilikçi program anlayışıyla, uluslararası klasik müzik sahnesinde öncü bir konumunu sürdürüyor. 1882’de 140 yıl önce kurulmuş bir orkestra.

Bu ünlü orkestranın kuruluş hikayesini de ilginç bulurum. O yıllarda, yemek ve içki servisi de bulunan ve sevilen klasik müzik parçaları dinlenilen bir mekan Berlin orta sınıfının popüler bir buluşma yeri oluyor. Burada müzik direktörü kemancı Benjamin Bilse (1816-1902) ve orkestrası müzik yapıyor. 1882 yılında ‘gündelikçi işçilerden biraz fazla kazandıklarını ve 4. sınıf trenlerle seyahat ettiklerini’ ileri süren 54 sanatçı orkestradan ayrılıyor; kendi ayakları üzerinde durarak kendilerine yeni bir yol çiziyorlar. Bugünkü Berlin Filarmoni Orkestrası’nın temeli ‘kendine güveni olan sanatçıların’ bu isyanı ile atılıyor.

Orkestra dünya çapında ünlenince 1957’de yeni bir bina yapılması gündeme geliyor. Alman mimar Hans Scharoun (1893-1972) o güne kadar görülmemiş bir tasarım ile yarışmayı kazanıyor. Bugün çoğu yeni orkestra salonlarının mimarisine örnek olan ama o gün için devrimci ve kendine güvenen bir tasarım; ‘birbiri ardında yükselen üzüm bağı terasları ile çevrili ve tabanında orkestranın yer aldığı bir vadi’.
Lang Lang’ı böyle bir orkestra ve böyle bir salonda izlemek güzel olacaktı.
Biletlerin satışa çıkacağı 19 Ekim 2025 günü Almanya saatine göre 11.00’de bilgisayar başında hazır bekledik. Sanal gişe açılır açılmaz giriş yaptık, ancak, 5 dakika sonra sıra geldiğinde pek çok yerin satılmış olduğunu gördük. Uygun koltuklar bulup işlemi tamamladığımızda salon nerede ise tümüyle dolmuştu.
Bir aksilik olmaz da salonda yerimizi alabilirsek 14 Şubat Cumartesi akşamı orkestrayı Estonyalı şef Paavo Jarvi (d.1962) yönetecek. Babası ve erkek kardeşi orkestra şefi, kız kardeşi flüt sanatçısı olan Jarvi müzisyen bir ailede büyümüş. ABD’de Leonard Bernstein’dan ders almış. Berlin Filarmoni’yi ilk kez Şubat 2000’de yönetmiş. Jarvi özellikle Alman ve Kuzey Avrupa repertuarındaki derin müzikal anlayışı, berraklığı ve disiplinli yaklaşımıyla tanınan, saygın bir orkestra şefi olarak biliniyor. Pek çok ülkenin orkestralarını yönetmiş ve halen Zürih Tonhalle Orkestrası daimi şefi olan Jarvi yorumlarında ‘entelektüel titizlik ile duygusal yoğunluğu’ başarıyla dengelemesi ile öne çıkıyor.
Berlin Filarmoni’nin sitesinde konser programı için kısa bilgi veriliyor:
“Maurice Ravel'in Sol Majör Piyano Konçertosu, canlı nefesli çalgı tonları, parıldayan piyano pasajları, rahat caz motifleri ve Bask halk müziğinin enerjik bir karışımıdır. Ünlü ikinci bölüm, solo piyanodan gelen düşsel bir meditasyonla başlar. Eser, yıldız piyanist Lang Lang için ideal bir vitrin niteliğindedir. Paavo Järvi ayrıca, Hans Rott'un rapsodik, geç romantik 1. Senfoni’sini de sunuyor; bu eserde, Rott'un bestecilik eğitimi aldığı Gustav Mahler'in yanı sıra öğretmeni Anton Bruckner'in etkileri de açıkça görülmektedir”.
Konserin ilk bölümünde dinleyeceğimiz Fransız besteci Maurice Ravel (1875-1937) biçimsel açıklığı, ince işçiliği ve zengin orkestral renkleriyle tanınıyor. Bazen empresyonistlerle birlikte anılsa da, Ravel belirsizlikten ziyade kesinlik ve yapıyı tercih edip, klasik formlar ve dans ritimlerinden ilham alıyor. Müziği çoğu zaman zarafetle duygusal mesafeyi ve ince bir ironiyi birleştiriyor. Aynı zamanda usta bir orkestratör olan Ravel basit fikirleri parlak ses dünyalarına dönüştürme yeteneğine sahip bir besteci. Eserleri günümüzde modern konser repertuvarının temel parçaları arasında yer alıyor.
Sol Majör Piyano Konçertosu (1932), 20. yüzyılın başındaki caz ve popüler müziğe olan ilgisini yansıtan canlı ve renkli bir eser. Konçerto, romantik ağırlıktan kaçınarak ritmik canlılığı açıklık ve hafiflikle birleştiriyor. İspanyol-Bask müziğini yansıtan birinci bölüm, geleneksel ve yenilikçi tarzları birleştirme ustalığını sergiler nitelikteki ikinci bölüm ve (1928 ABD turnesinin de etkisiyle) caz unsurları içeren üçüncü bölüm. Özellikle ikinci bölüm, uzun ve akıcı melodisi ile sakin ve içe dönük atmosferiyle ünlü. Piyano partisi, saf güçten çok parlaklık ve kesinlik üzerine kurulu. Eser genel olarak Ravel’in zarafetini, zekâsını ve mükemmel denge anlayışını gözler önüne seriyor.
Konserin ikinci bölümünde, yaşamı ve kariyeri trajik biçimde kısa, ancak etkisi büyük Avusturyalı besteci Hans Rott (1858-1884) yer alacak.
Avusturyalı besteci Anton Bruckner’in (1824-1896) öğrencisi olan Rott, bir diğer Avusturyalı besteci Gustav Mahler (1860-1911) ile çağdaş olup Mahler tarafından kendi müzikal gelişimi üzerinde önemli bir figür olarak kabul ediliyor. Hatta Mahler kendi müziğinde Rott'un eserlerine göndermelerde bulunuyor. Ağır ruhsal sorunlarla mücadele etmesi çok erken, 25 yaşında ölümüne yol açıyor. Yaşadığı dönemde müziği büyük ölçüde görmezden geliniyor, ya da sert biçimde eleştiriliyor. Ancak 20. yüzyılda, Bruckner ile Mahler arasında bir köprü oluşturan besteci olarak önemi yeniden keşfediliyor.
Hans Rott’un Mi Majör 1. Senfoni’si (1880) güçlü Bruckner etkileri taşırken aynı zamanda Mahler’in senfonik üslubunu haber veren fikirler içeriyor. Müzik, kahramansı görkem, lirik bölümler ve derin duygusal gerilim anları arasında gidip geliyor. Eser, 1989 yılına kadar hiç seslendirilmemiş. Günümüzde ise geç romantik senfoni geleneğinin önemli bir yapıtı, bestecini genç yaşına rağmen son derece görkemli ve iddialı bir eseri, başyapıtı olarak kabul ediliyor. İlk kez dinlemek ayrı bir deneyim olacak.
Lang Lang’ın Berlin konserleri 12, 13 ve 14 Şubat tarihlerinde. Biz Sevgililer Günü’ne denk gelen 14 Şubat’ta dinleyeceğiz. İzlenimleri ayrı bir yazı olarak sunabilmeyi umuyorum. Mutlu günler diliyorum, hepimize…
Levent TOSUN
10 Şubat 2026, Ankara - Berlin
[1] ‘Zordur Almak Bizden Bileti’ yazısı için : https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/levent-tosun/zordur-almak-bizden-bileti/3722/
[2] ‘DOB Konser Programı için Derlemelerim’ yazısı için : https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/levent-tosun/28-aralik-dob-konser-programi-icin-derlemelerim/3771/
[3] ‘Can Çakmur Ankara’da ise Liszt İstanbul’da ne Arıyor?’ yazısı için : https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/levent-tosun/can-cakmur-ankara-da-ise-liszt-istanbul-da-ne-ariyor/3788/
[4] ‘The Cat Concerto’ çizgi filmi için : https://vimeo.com/236453057 https://www.youtube.com/watch?v=QpEfHVFilRc
[5] ‘Lang Lang Piano Book’ belgeseli için : https://www.youtube.com/watch?v=WzpvCUVbBro
Yorumlar
Kalan Karakter: