Richard Wagner’in ünlü operası Tristan ve İsolde New York’un ve dünyanın en ünlü opera evlerinden olan Metropolitan Opera’da 9 Mart 2026’da sahnelenmeye başladı. Bu sezon 7 oyun planlanmış; istek üzerine 4 Nisan’a son bir temsil daha eklenmiş.
Şu anda Youtube üzerinden izlemek mümkün. Ne kadar devam eder bilemiyorum. Bağlantı adresini aşağıda veriyorum [1]. (Editörün notu: Yazı yayınlandıktan bir süre sonra erişim izni kaldırılmış olduğundan ekte sadece iki kısa video bağlantısı verilebilmektedir).Metropolitan Opera sayfasından aldığım konuyu da yine aşağıya ekliyorum [2].

Sahneye koyan ve orkestra şefi ile yapılan söyleşileri, çeşitli yayın organlarında çıkan eleştiri yazılarını okudum. Onlardan bazı bölümleri dikkatinize sunmaya çalışacağım.
Alman besteci Richard Wagner’in (1813-1883) bu ünlü operası ilk kez 1210 tarihinde derlenen Kelt kökenli çok bilinen eski bir İngiliz destanına dayanıyor. Ailesi öldürülen şövalye Tristan, amcası olan İngiltere kralının yanına gönderilir. Amcası İrlanda kralının genç kızı İsolde ile evlenmek üzeredir. İsolde’yi gemi ile getirmek üzere yeğeni Tristan’ı gönderir. Gemide yanlışlıkla aşk iksiri içen ikili arasında doğan aşk, sonraki gelişmeler ve sonucu çeşitli destanlarda değişik şekillerde anlatılıyor.

Richard Wagner bu destanı opera haline getirirken librettoyu da kendisi yazıyor. O dönemde ünlü Alman filozof Arthur Schopenhauer’den (1788-1860) etkilendiği biliniyor. Schopenhauer, etrafımızda algıladığımız görünen dünyanın bir yanılsama olduğunu öne sürüyor. Bu yanılsamanın ardında, insan arzularını ve dolayısıyla acılarını yönlendiren irrasyonel bir irade var. Bütün görünenlerin kaynağı olan ve aklın denetiminde olmayan bu irade, geçici tatminlerle veya ulaşılamayan hayallerle, insanı hiçbir zaman dışına çıkamayacağı bir acı döngüsüne sokuyor. Wagner de eserinde gündelik gerçekliğin bir yanılsama olarak reddedildiği, buna karşılık yaşam, aşk ve ölüme dair hakikatlerin âdeta ateşli bir rüya içinde açığa çıktığı bir drama yaratıyor.

Bunları anlatmamın bir nedeni var. Eseri sahneye koyan Yuval Sharon (d.1979) Wagner eserlerinin yeraldığı Bayreuth Festivali’nde görev yapmış ilk Amerikalı yönetmen olarak da bilinen deneyimli bir yönetmen. Perde ‘açıldığında’ karşımızda, bir masanın iki ucunda oturan, aralarında bir kum saati bulunan, çağdaş kıyafetler giymiş baş kahraman çifti görüyoruz. Isolde yeşil, Tristan ise mavi giymektedir. Daha sonra yerlerini ‘ikizleri’ olan dansçılara bırakıp, sahne seviyesinden yüksekte bulunan, çeşitli boyut ve şekiller alan ‘yuvarlak’ dekor içine geçip oyunu sahneliyorlar. Onlar 1800’lerin kıyafetleri ile ‘ulaşılamayacak hayallerle dolu’ oyunu sergilerken masa başındaki ‘ikizleri’ 2020’lerin kıyafeti ile ‘gerçek hayatı’ bize anlatıyorlar. Bizler yakın çekimde bazen göremesek de masa başındakiler devamlı olarak sahnede yeralıyorlar.

Wagner operasında Kelt kökenlerine bir saygı duruşu olarak mistisizm, büyü ve savaşçı ahlakı gibi o kadim kültürle ilişkili temel temaları kullanıyor. İzlediğimiz prodüksiyon, eserin somut mekânından ziyade metafizik yönlerine odaklanarak dramı yaşam, ölüm ve yeniden doğuşun sonsuz döngüsünde bir an olarak konumlandırıyor. Sahnede yer alan ‘yuvarlak, tünel benzeri’ dekor bu döngüyü ifade etmeyi amaçlıyor.
Yönetmen Sharon, Wagner’in müzik ve söz yanında görselliğe de önem verdiğini bildiği için günümüz seyircisi ile eser arasında görsel olarak bu yönde bir iletişim kurmayı düşündüğünü anlatıyor.

Bu yapımı diğerlerinden ayıran önemli bir dokunuşu yönetmenin söyleşisinden aktarayım. Son sahnede bu değişik ve ilginç yorumu izliyoruz.
‘“Tristan ve İsolde genellikle biraz kasvetli bir şekilde ‘aşk ve ölüm şarkısı’ olarak adlandırılır; ancak bence bu tanım, kuşaklar boyunca izleyicileri yanıltmıştır. Bu opera, ölümün bir son olmasından çok, yeniden doğuşun coşkulu gizemiyle ilgilenir. Eserin tamamı, III. perdeye doğru ilerleyen törensel bir karşılaşmadır; burada Richard Wagner bize ölümle yüzleşmenin iki yolunu gösterir: Tristan’ın yavaş ve acı içinde öldüğünü görürüz; korkmuş, yönünü kaybetmiş, benliğine sıkı sıkıya tutunan ve yaşamının anlamsız bir acılar zinciri olduğundan şüphe eden bir hâlde. Buna karşılık Isolde vardır; o ise vecd içinde, isteyerek ve kendini tamamen bırakarak ölür. Son aryası “Liebestod” ya da “aşk-ölüm” olarak anılagelmiştir; ancak Wagner onun son anını bunun yerine bir ‘başkalaşım’ (transfiguration) olarak tanımlamıştır ki bence bu çok daha uygun bir ifadedir. Ölümün doğrusal anlayışını, yeniden doğuşun döngüsel fikriyle değiştirmek, bu yapımımızın özünde yer almaktadır.”

Set tasarımcısı Es Devlin (d.1971) Wagner’in aşk, ölüm ve yeniden doğuş üzerine nefes kesici meditasyonu için ‘tünel’ benzeri bir tasarım yapıyor. Ölüme yaklaştığını deneyimleyenlerin ‘tünelin sonunda bir ışık gördüklerini anlatmaları’ gibi bu tasarımın ayni zamanda ‘hayata geliş, doğumu’ da anlattığı belirtiliyor.
Tünel formlu tasarımın bir diğer katkısının da sanatçıların seslerini akustik olarak daha zenginleştirip güçlendirmesi olduğu ifade ediliyor.

Orkestrayı yöneten Kanadalı ünlü şef Yannick Nézet-Séguin’e (d.1975) göre ise bu eser çeşitli şekillerde “seni seviyorum” demeyi araştırmanın 4 saatlik bir deneyimi. Sevgi bazen gizemli, bazen delice, bazen özlem içinde, ama daima ümit dolu. Tüm orkestra da bu iki karakter arasındaki aşkın ne kadar tutkulu olduğunu gösterir bir şekilde eşlik ediyor.
Sanatçıların performansları büyük övgü alıyor. İsolde’nin ve Tristan’in ne kadar uzun süre sahnede kaldıklarını, söyledikleri parçaların ne kadar zor olduğu uzman görüşlerinde yeralıyor. (Bu arada eserin ilk sahnelenişinde Tristen rolündeki Ludwig Schnorr von Carolsfeld’in 4 oyundan sonraki ani ölümü rolün zorluğu ve strese bağlanıyor. Keza, orkestra şefleri Felix Mottl 1911 yılında, Joseph Keilberth de 1968 yılında 2. perdeyi yönetirlerken hayatlarını kaybediyorlar).
İlk seslendirilişi 10 Haziran 1865’te Münih Opera Evi’nde yapılan Tristan ve İsolde’nin 21 Mart 2026 tarihli New York, Metropolitan Opera kaydını izlemeyi seveceğinizi düşünüyorum.
Levent TOSUN
31 Mart 2026, Ankara


İsolde Lise Davidsen (Norveç, 1987, soprano) Tristan Michael Spyres (Amerika, 1979, bari-tenor) Brangane Ekaterina Gubanova (Rusya, 1979, mezzo-soprano) Kurwenal Tomasz Konieczny (Polonya, 1972, bas bariton) Kral Marke Ryan Speedo Green (Amerika, 1986, bas bariton)
[1] Youtube bağlantısı için : https://www.youtube.com/watch?v=rdMtUE9teDU
[1] Youtube fragman için: https://www.youtube.com/watch?v=0ul7qaJFFD4
[1] Youtube ‘Liebestod’ için; https://www.youtube.com/watch?v=gpRSABA22FU
[2] The Metropolitan Opera’nın yayınladığı eser konusu:
I. PERDE
İrlandalı bir prenses olan Isolde, amcası Kral Marke’nin onunla evlenmeyi planladığı Cornwall’a, Tristan’ın gemisiyle götürülmektedir. Bir denizcinin İrlandalı bir kız hakkında söylediği şarkıya öfkelenir; hizmetçisi Brangäne onu yatıştırmaya çalışır. Isolde, Tristan’ı sorgular, ancak o kaçamak cevaplar verir. Yoldaşı Kurwenal, İrlandalı kadınlarla alay eder ve Isolde’nin nişanlısı Morold’un, İrlanda adına haraç istemek için Cornwall’a geldiğinde Tristan tarafından öldürülmesini hicveden bir şarkı söyler. Öfkesini güçlükle kontrol eden Isolde, Brangäne’ye, yaralı Tristan’ın Morold’la dövüşünden sonra kılık değiştirerek kendisine geldiğini ve annesinden öğrendiği otlar ve büyü bilgisiyle onu iyileştirdiğini anlatır. Onu tanıdığını, fakat Tristan’ın gözlerinin içine yalvararak bakması üzerine Morold’un intikamını alma kararlılığının çözüldüğünü söyler. Şimdi onu öldürmekte tereddüt etmiş olmaktan acı bir pişmanlık duyar ve hem onun hem de kendisinin ölümünü ister. Brangäne, bir kralla evlenmenin utanç verici olmadığını ve Tristan’ın yalnızca görevini yaptığını hatırlatır. Isolde ise onun davranışlarının kendisine duyduğu sevginin eksikliğini gösterdiğini savunur ve Brangäne’den annesinin ölüm iksirini hazırlamasını ister. Güverteden kara göründüğüne dair sesler yükselirken Kurwenal kadınlara gemiden inmeye hazırlanmalarını söyler. Isolde, Tristan hataları için özür dilemeden onunla gitmeyeceğini söyler. Tristan gelir ve ona soğuk bir nezaketle hitap eder. Isolde, Morold’un ölümü için hesap sorduğunda Tristan kılıcını sunar; ancak Isolde onu öldürmez. Bunun yerine, dostluk içkisi içerek barışmalarını önerir. Tristan bunun aslında ikisini de zehirlemek anlamına geldiğini anlar, ama yine de içer; Isolde de aynı şekilde içer. Ölümü beklerken uzun bir sevgi dolu bakış paylaşırlar ve ardından birbirlerinin kollarına düşerler. Brangäne, aslında bir aşk iksiri hazırladığını itiraf eder; bu sırada denizcilerin sesleri geminin Cornwall’a vardığını bildirir.
II. PERDE
Marke’nin şatosunun bahçesinde Isolde, Tristan’la buluşmayı sabırsızlıkla beklerken, uzaktan gelen boru sesleri kralın bir av partisine çıktığını haber verir. Isolde, av grubunun uzaklaştığını düşünür; ancak Brangäne, özellikle Tristan’ı izlediğini fark ettiği kıskanç şövalye Melot başta olmak üzere casuslara karşı onu uyarır. Isolde, Melot’un Tristan’ın dostu olduğunu söyler. Brangäne’yi nöbet tutmaya gönderir ve uyarı meşalesini söndürür. Tristan geldiğinde onu tutkuyla karşılar. Geleneklerin ve sahte görünümlerin ışığını yok eden karanlığı överler ve gecenin kucağında güvende olduklarını söylerler. Brangäne’nin uzaktan gelen sesi günün yaklaştığını haber verir; ancak âşıklar tehlikeyi umursamaz ve geceyi, sonunda onları birleştirecek ölümle kıyaslar. Kurwenal telaşla içeri girerek uyarır: Melot’un önderliğinde kral ve maiyeti geri dönmüştür ve Melot âşıkları suçlamaktadır. Sarsılan ve üzülen Marke, evlenmesi ve gelini seçmesi için kendisini bizzat Tristan’ın teşvik ettiğini söyler. Kendisine bu kadar yakın birinin onu nasıl böyle onursuz duruma düşürdüğünü anlayamaz. Tristan cevap veremez. Isolde’ye, kendisiyle birlikte ölüm diyarına gelip gelmeyeceğini sorar. Isolde kabul edince Melot Tristan’a saldırır; Tristan yaralanarak Kurwenal’ın kollarına düşer.
III. PERDE
Kendi şatosuna geri getirilen ölümcül hasta Tristan’a Kurwenal bakmaktadır. Bir çoban efendisini sorar; Kurwenal, onu ancak büyü bilgisiyle Isolde’nin kurtarabileceğini söyler. Çoban, bir gemi gördüğünde neşeli bir ezgi çalmayı kabul eder. Halüsinasyonlar gören Tristan, Isolde ile birlikte döneceği gece diyarını hayal eder. Kurwenal’a bağlılığı için teşekkür eder, sonra Isolde’nin gemisinin yaklaştığını görür gibi olur; fakat çobanın hüzünlü ezgisi denizin hâlâ boş olduğunu bildirir. Tristan, çocukken duyduğu bir melodiyi hatırlar; bu melodi ona Morold’la düellosunu anımsatır ve Isolde’nin ilacının onu o zaman öldürmemiş olmasına, şimdi ise acı çekmesine neden olmasına hayıflanır. Nihayet çobanın ezgisi neşelenir. Tristan giderek artan bir heyecanla yatağından kalkar, sargılarını yırtar ve yaralarının kanamasına izin verir. Isolde içeri girer; Tristan onun kollarında can verir. Çoban başka bir geminin daha geldiğini haber verdiğinde Kurwenal, bunun Marke ve Melot’u getirdiğini sanır ve kapıyı kapatır. Dışarıdan Brangäne’nin sesi Kurwenal’ı yatıştırmaya çalışır; ancak o dinlemez ve Melot’u bıçakladıktan sonra kralın askerleri tarafından öldürülür. Marke, ölü Tristan’ı görünce büyük bir kedere kapılır; Brangäne ise kralın âşıkları affetmek için geldiğini açıklar. Dönüşmüş bir halde olan Isolde bunu duymaz; Tristan’ın kendisini öteki dünyaya çağırdığı bir vizyon eşliğinde onun bedeninin üzerine kapanarak ölür.
©2026 The Metropolitan Opera
Yorumlar
Kalan Karakter: