Bilkent Senfoni Orkestrası (BSO) salonunda 14 Mart 2026 Cumartesi akşamı güzel bir konser vardı. Şef Claudio Vandelli yönetimindeki BSO ünlü viyolonselist Anne Gastinel’e Elgar konçertoda eşlik etti. Orkestra Çaykovski’nin güzel serenadını da, o güzelliğe eşdeğer biçimde seslendirdi.
Orkestra kadrosunda yeni sanatçılar görüyoruz. Uzun yıllar görmeye alıştığımız bazı sanatçılar artık yerlerini yeni nesile, genç sanatçılara bırakıyorlar. Bu çok güzel bir değişim. Konserde başkemancı Merve Birbir (d.1998) ve BSO bize dolu dolu, zevkli bir konser dinlettiler. Çok teşekkürler. O salonda, böyle bir konser ortamında bulunmak büyük bir mutluluk kaynağı.
Özeti böyle; ama konserden ve ardındaki gizli kadın gücünden biraz bahsetmek istiyorum.
Konser programı ilk ilan edildiğinde E. Elgar ve A. Bruckner eserleri seslendirilecekti. Şef ise Adrien Perruchon (d.1983) olarak belirlenmişti. Konsere kısa süre kala BSO’dan gelen bir mesaj ile şef Perruchon’un ‘kendi kararı doğrultusunda katılamayacağını bildirdiği’ bilet alanlara iletildi. Fransız şef daha önce de (örneğin, 2019’da) BSO’ya gelmişti. Bu kez gelmek istememesinin çevremiz ülkelerdeki sorunlar nedeni ile ‘güvenlik’ konusu olduğunu duydum; ne kadar doğrudur bilemem.

Ama memleketlisi, ünlü viyolonsel sanatçısı Fransız Anne Gastinel (d.1971) ayni fikirde değildi, anlaşılan. Yaptığı konuşmada Ankara’ya ilk kez geldiğini, mutlu olduğunu söyledi. Konserde kendisini dinleme olanağı bulduğumuz için biz de mutlu olduk. Anne Gastinel, sıcak tonu, duygulu yorumları ve zarif müzikalitesiyle öne çıkan seçkin bir sanatçı olarak tanınıyor. Lyon Konservatuvarı’nda ve ardından Paris’te eğitim görmüş. 1980’lerin sonu ile 1990’ların başında kazandığı önemli yarışmalarla uluslararası alanda dikkat çekiyor. Dünyanın önde gelen orkestralarıyla solist olarak sahneye çıkıyor. Repertuvarı Barok dönemden çağdaş eserlere kadar uzanıyor; özellikle Fransız bestecilere getirdiği yorumlarla övgü topluyor. 3 nesil keman üretimi yapan İtalyan Testore ailesinin 1690 yılı üretimi viyolonselini kullanıyor. Profesör ünvanı ile bir eğitimci olarak genç sanatçıların yetiştirilmesi için çaba gösteriyor.
Seçilen konser parçası da yeteneğini göstermesine uygun bir eser idi. İzleyicilerin konserden mutlu ayrıldıklarına eminim. ‘Güvenlik’ türü hayali konuları dert etmeyen yapısını takdir ettim.

İtalyan şef Claudio Vandelli (d.1967) repertuvarındaki çok yönlülüğü ile tanınıyor. Avrupa’nın birçok orkestrasıyla çalışmış; hem klasik başyapıtlara hem de çağdaş programlara berrak ve enerjik bir yorum getirdiği belirtiliyor. Müzisyenlerle etkili iletişim kurma becerisi sayesinde, uyumlu ve ifade gücü yüksek performanslar ortaya koymasıyla biliniyor. Sahnedeki etkileyici duruşu ve orkestral müziği daha geniş kitlelere ulaştırma çabasını takdir ediliyor. 2024 yılında Gürcistan Tsinandali Festivali’nde izlemiştim [1]. Başında olduğu Pan Kafkasya Gençlik Orkestrası’nı yönetiyordu. Bu seneki festivalin öğrenci seçmeleri için Ankara’da bulunduğu o nedenle şef değişikliğinin hemen yapılabildiğini duydum. Nedeni ne olursa olsun benim için bu ünlü şefi bir kez daha izlemek güzel bir nostalji oldu.
Konser sırasınca sanatçılarla yakın diyalog kurdu. Eğitimci kimliğinden olsa gerek, konser bitiminde tüm sanatçıların yanına gidip tek tek ellerini sıkarak tebrik etmesi ayrı bir güzellikti.
Şef Vandelli yönetiminde BSO ile Anne Gastinel’in seslendirdikleri parça Edward Elgar’ın (1857-1934) Çello Konçertosu (op.85) idi.


Elgar, İngiltere’nin geç romantik dönemi ünlü bir bestecisi. Ancak, 42 yaşında Enigma Varyasyonları (1899) eserine kadar büyük zorluklar içinde yaşıyor. Çeşitli işlere giriyor, yurtiçi yurtdışı eğitimler alıyor; bir türlü istediği başarıya ulaşamıyor. 29 yaşında iken kendisinden 8 yaş büyük öğrencisi Alice (1848-1920) ile evleniyor. Bu evliliği onaylamayan asilzade ailesi kızlarını reddediyor; ancak ‘dahi bir bestecinin bakımı bir kadın için yeterli bir hizmettir’ diyen Alice ölene kadar eşinin başarısı için uğraş veriyor.
Evlendiği tarihte yayınlanmış romanları, şiirleri bulunan Alice eşinin kariyerini desteklemek için derin kişisel ve toplumsal fedakârlıklarda bulunuyor. Viktorya dönemi İngiltere’sinde maddi güvensizliği ve sosyal dışlanmayı göze alıyor. Elgar’ın mektuplaşmalarını yönetiyor, konserlerini organize ediyor, el yazmalarını temize çekiyor ve yoğun öz güvensizlik yaşadığı dönemlerde ona moral veriyor. Kendi edebi hedeflerini ve sağlığını geri plana iterek sağladığı huzurlu ve destekleyici ortam Elgar’ın başarısında belirleyici oluyor, en önemli eserlerinin çoğu bu görünmeyen duygusal ve pratik desteğin arkasında ortaya çıkıyor.
Elgar’ın bu konserde seslendirilen eseri Mi Minör Çello Konçertosu (1919) ilk çalınışında büyük bir başarısızlıkla karşılaşıyor. Yıllar boyu konserlerde yer bulamıyor. 1920 yılında eşini kaybeden Elgar bestecilikten uzaklaşıyor. Konçerto Birinci Dünya Savaşı sonrası yeniden konser salonlarına gelmeye başlanan bir dönemde ‘savaştaki kayıplara, yaşanan acılara adanmış melankolik bir ağıt’ niteliğinde olarak düşünülüyor ve viyolonsel repertuarının temel taşlarından bir olarak kabul ediliyor.

Anne Gastinel‘in performansı sırasında savaşın acıları ile birlikte Alice Elgar’ın bir kadın olarak eşine verdiği desteği ve gücünü bütün salonun hissetmiş olduğunu düşünüyorum. Yoğun alkışlar sonrası Gastinel seyirciyi J.S.Bach’tan bir Sarabande ile ödüllendirdi.
İlk programda açıklanan şef gelmeyince akışta da bir değişiklik yapılmış; A. Bruckner yerine P.I. Çaykovski (1840-1893) konulmuş. Konserin ikinci yarısında Do Majör Yaylı Çalgılar için Serenat (op.48) seslendirildi.
Çaykovski 1880 yılında bestelediği bu eseri yaylı çalgılar için düşünmüş; üzerine de ‘orkestra ne kadar kalabalık olursa bestecinin isteğine o kadar uygun olacak’ diye bir not düşmüş. BSO da bu isteğe uygun olarak kalabalık bir kadro olarak sahnede idi.
Eserin ikinci bölümünü oluşturan vals bazen tek başına da çalınan ayrı bir popüler mücevher. Üçüncü bölüm hayat ve ölüm motiflerini işleyen, bu nedenle de Elegia (ağıt) olarak bilinen ayrı bir güzellik. Sonra iki Rus halk şarkısından (‘Yeşil Çayırda’ ve ‘Yeşil Elma Ağacının Altında’) izler taşıyan hareketli bir bölüm. Çaykovski bu eserini Moskova Konservatuarı’nda viyolonsel sanatçısı Karl Albrecht’e ithaf etmiş, (Bu konser hep viyolonselle dolu oldu).
BSO çok güzel seslendirdi; eser sonunda şef Vandelli (başta da yazdığım gibi) orkestra sanatçılarını tek tek kutladı.
Konser program kitapçığındaki Çaykovski kısa özgeçmişi ‘Nadezhda von Meck’in uzun süreli maddi desteğini aldığı’ cümlesi ile başlıyor. Yazının geri kalan kısmı ile fazla bir bağlantısı olmayan bu girişin beni kışkırtması ile konserin üçüncü kadınından, Çaykovski’nin ardındaki gizli kadın gücünden de bahsetmem şart oluyor.

Pyotr İlyiç Çaykovski bir yandan Moskova Konservatuarı’nda görev yaparken bir taraftan da beste yapmaya çalışıyor. Konser kitapçığında da belirtildiği gibi ‘özel yaşantısındaki dedikodular’ yaygınlaşsa da çalışmak zorunluluğu var. 1877’de, 37 yaşında iken, yasal olarak ömür boyu sürecek ama aslında 2-3 ayda biten göstermelik bir evlilik yapıyor. İşte tam bu sırada Nadezhda von Meck ortaya çıkıyor. İşinden ayrılıp sadece beste yapabilmesi için kendisine ‘sponsor’ oluyor; ailesi ile birlikte geçinebileceği bir bedelin 10 katı bir katkıyı tam 13 yıl (1877-1890) boyunca sağlıyor.
Nadezhda Filoretovna von Meck (1831-1894) arazi sahibi büyük bir ailenin kızı. 17 yaşında iken kendisinden 27 yaş büyük bir mühendis ile evlendiriliyor. Eşinin devlet memurluğunda harcandığını düşünüp işinden ayrılması ve kendi işini kurması için zorluyor. Kısa sürede birçok demiryolu hattı inşa edip multi-milyoner oluyorlar.
1876’da eşinin ölümü üzerine tüm işleri Nadezhda üstleniyor. Sosyal hayattan çekiliyor. Bir yandan işleri yönetiyor, 11 çocuğunu yetiştiriyor, bir yandan da sanatla ilgileniyor. Çocukluğundan itibaren piyano çalan, resim ve edebiyat ile ilgilenen Nadezhda aralarında Nikolai Rubinstein ve Claude Debussy dahil bazı sanatçılara yardım ediyor. Bunların en ünlüsü Çaykovski, tabii ki.
İlişkileri pek çok ilginçlikler barındırıyor. Tüm bu süre boyunca hiç bir araya gelmiyorlar, görüşmüyorlar. Ancak, devamlı mektuplaşıyorlar; yaklaşık 1200 civarında mektup karşılıklı gidip geliyor. Parasal katkı yanında Nadezhda’nın müzik, resim, yabancı dil, felsefe konularındaki bilgisi ile bu mektuplar Çaykovski için ayrı bir moral ve yaratıcılık kaynağı oluyor. Çaykovski 4. Senfonisi’ni (1878) ‘en iyi arkadaşıma’ ithafı ile Nadezhda’ya armağan ediyor.

İtalyan şef Claudio Vandelli yönetiminde Bilkent Senfoni Orkestrası ve ilk bölümde Fransız viyolonist Anne Gastinel, İngiliz besteci Edward Elgar ve Rus besteci P.I. Çaykovski eserlerinden çok zevkli bir konser dinlettiler bize. Anne Gastinel’in konserini iptal etmemesi üzerine son anda bilet alarak gittiğim konserde diğer kadınların da gücünü düşünmeden edemedim. Eşinin sanatı için herşeyi ardında bırakan Alice Elgar ve bir müzisyene beste yapma olanağı sağlamak için destek veren Nadezhda von Meck’in resimleri ve hikayeleri keşke fuayede izleyicilere hatırlatılsaydı diye düşündüm. Anne Gastinel afişi ile birlikte anlamlı bir kadınlar günü konseri de olurdu, aynı zamanda.
Yüz yıl sonrasında bile olsa kadınlarını gücünü ve değerlerini bir kez daha anıyor ve saygı ile takdir ediyorum.
Levent TOSUN,
18 Mart 2026, Ankara
[1] Tsinandali Festivali’nde C. Vandelli yazısı için:
https://www.sanattanyansimalar.com/yazarlar/levent-tosun/kucuk-koyun-festivali-tsinandali-2/3378/
Yorumlar
Kalan Karakter: