Antalya’da özellikle tarihsel mekânlarda gerçekleştirilen konserler, müziğin yalnızca işitsel değil, mekânsal anlamda da ne kadar değerli olduğunu gösteriyor. Müze ve kiliselerde düzenlenen bu etkinlikler, dinleyiciye farklı bir “estetik katman” seçeneği sunuyor.
TARİHİ MEKÂNDA DİNSEL YAPIT
Antalya Devlet Opera ve Balesi’nin “Müze Konserleri” serisinde bu kez dinsel bir yapıt yer alıyordu; G.B.Pergolesi “Stabat Mater”i. Ortaçağ Latin metni üzerine kurulu bu eser, yüzyıllardır bestecilerin ilgisini çeken, derin duygusal yoğunluğa sahip bir yapıttır; İsa çarmıha gerilirken annesi Meryem’in çektiği acıyı tasvir eder.

Şef Onur Altıparmak’ın yönettiği AntDOB Oda Orkestrası, soprano Betül Uzunoğlu ve Alto Seçil Fenercioğlu’na eşlik etti. Konserin ilk planlanan mekânı, Akmed bünyesindeki Aya İrini Kilisesi idi. Ancak başka bir etkinliğin programı uzayınca, konser Suna-İnan Kıraç Kaleiçi Müzesi bahçesinde yapılabildi.
Konser saatleri güneşin etkili olduğu zaman denk gelince, dinleyiciler için sıkıntılar yaratsa da iyi bir konser dinlemenin huzuru herkesi rahatlattı diyebilirim.
TÜRK DEVLETLERİ PİYANİSTLERİ KONSERİ
Antalya Büyükşehir Belediyesi İsmail Baha Sürelsan Konservatuvarı tarafından düzenlenen ve Akdeniz Üniversitesi Antalya Devlet Konservatuvarı merkezli olarak kurulan “Türk Devletleri Piyanistleri Konseri” uluslararası bir sanat buluşmasına dönüştü.
AKM Aspendos Salonu’nda verilen konserde, farklı coğrafyalardan gelen piyanistler iki yönlü bir repertuvar sundu: Dünya piyano literatüründen seçkin eserler ve kendi kültürel köklerinden beslenen bestecilerin yapıtları. Bu bakış açısı, müziğin evrenselliği ile yerelliği arasındaki dengeyi sahneye taşımış oldu.
Programı Alpdoğan Esenoğlu sunarken, 140. ölüm yıldönümü vesilesiyle Franz Liszt’in eserlerine de özel bir yer ayrıldı. Bunun yanı sıra Sergei Rachmaninoff, Alexander Scriabin gibi repertuvarın önemli isimleri ile birlikte, Türk dünyasından bestecilerin eserleri yan yana icra edildi.
Konserde öne çıkan bir diğer unsur, farklı ülkelerden gelen sanatçıların kendi müzikal kimliklerini koruyarak, ortak bir sanatsal birliktelik sağlayabilmiş olmalarıydı. Bu durum, yalnızca bir konser deneyimi değil, aynı zamanda kültürel bir diyalog ortamı yaratmış oldu.
Konserde yer alan sanatçılar, programlarındaki eserleri birer konser piyanisti titizliğiyle seslendirdiler ve büyük beğeni aldılar.

Kırgızistan’dan Dr. Talgat Arakeev
*S. Rachmaninoff “Op.39 No.5 Etüt “
*J. Maldıbayeva “25 Numaralı Prelüd”
Kazakistan’dan Dameli Nurbergen
*William Bolcom “The Serpent’s Kiss”
*Gaziza Zhubanova “3 Numaralı Prelüd”
Türkiye’den Hakan Aksoy
*Franz Liszt "Mazeppa"
*Ahmed Adnan Saygun "Halay"
Azerbaycan’dan Zöhre Abdullayeva
*A. Scriabin “Op.8 No.9 Etüt”
*Adil Babirov “Prelüd-Scherzo”
KKTC’den Pelin Ece Acar
*Franz Liszt “Mephisto Valsi No.1”
*Arman Ratip “Love Songs No.1”
Azerbaycan’dan Doç. Dr. Samir Mirzayev
*Franz Liszt “La Campanella”
*Kara Karayev “Don Quixote (Aldonse & Sancho)”

ANTALYA FİLARMONİ DERNEĞİ ODA MÜZİĞİ KONSERİ
Antalya Filarmoni Derneği tarafından düzenlenen oda müziği konserleri, daha küçük ölçekli ama derinlikli bir dinleme ortamı sağlıyor. Serinin ikinci konseri, yine dinsel bir mekân, St. Paul Kilisesi’nde gerçekleştirildi.

Çellist Çağla Katırcıoğlu’nun anlatıcılığıyla zenginleşen konserde; piyanoda Koray Çal, klarnette Elif Aksoy yer aldı. Bu trio, repertuvarında klasik müziğin farklı dönemlerinden seçkin örnekleri bir araya getirdi. C.Debussy “Clair de lune”, C.Saint-Saens “The swan”, S.Rachmaninov “Vocalise” ve L.van Beethoven “Trio Op.11” gibi eserlerle, hem duygusal hem de teknik açıdan zengin bir program sunuldu.
Mekânların özellikleri, oda müziğinin içten yapısıyla birleşince, dinleyiciyle sahne arasındaki mesafeyi de ortadan kaldırıyor. Bu tür konserlerde müzik, dinleyicisiyle, büyük salonların görkeminden sıyrılarak doğrudan ve samimi bir iletişim kurma olanağı buluyor. Antalya Devlet Senfoni Orkestrası’nın deneyimli üyelerinden enfes bir konser dinlemenin huzuruyla ayrıldık mekândan.

ANTALYA OPERASI’NDAN BİR DÜNYA PRÖMİYERİ
Antalya Devlet Opera ve Balesi, iddialı bir “Dünya’da ilk sahneleniş”(prömiyer) gerçekleştirdi. Bu da doğal olarak haftanın en görkemli sanat olayı idi.
Klasik Rus edebiyatının başyapıtlarından Lev Tolstoy’un insan ruhunun en karanlık ve en kırılgan yönlerine uzanan anlatısı Anna Karenina, bu kez dansın diliyle sahneye taşındı. Bu klasik Anna Karenina balesinden farklı olduğu için prömiyer olarak sunuldu. Aynı adla uyarlanan Young Soon Hue’nin tasarımı, özgün koreografisiyle Haşim İşcan Kültür Merkezi Opera Sahnesi’nde ilk kez seyirci ile buluştu.

Bu yapımın en dikkat çekici yanlarından biri, klasik bir bestecinin bütünlüklü eserinden yararlanmak yerine, bir müzikal kolaj tercih edilmiş olması. Pyotr Ilyich Tchaikovsky, Sergei Prokofiev ve Giacomo Puccini gibi üç büyük ismin müzikleri, Tulio Gagliardo Varas’ın düzenlemeleriyle tek bir dramatik bütünlüğe dönüştürülmüş.
Ele alınış biçimi, esere klasik ile modern arasında gidip gelen, zaman zaman sinematografik bir akış kazandırıyor. Prömiyerde orkestrayı da yöneten Varas, sonraki temsillerde şef Hakan Kalkan ile dönüşümlü olarak podyumda olacak.

Young Soon Hue’nun koreografisi ise eserin ruhunu belirleyen asıl unsur olmuş. Neo-klasik dilin olanaklarını kullanan koreograf hikâyeye sadık kalırken, onu görsel ve fiziksel olarak yeniden yorumlamayı başarıyor. Ve bu hikâye hâlâ aynı güçte: Aşk, sadakat, ihanet ve toplum baskısı arasında sıkışan bir kadının trajedisi… 19. yüzyıl Rusya’sında geçen bu anlatı, aslında geçmiş zaman dilimlerine uzanıyor. Çünkü Anna’nın yaşadığı çatışma, yalnızca bir dönemin değil, insan doğasının sorunu/yansıması.

Eser görsel olarak da iddialı hazırlanmış. Çağda Çitkaya’nın modern ve yalın dekor tasarımı, Gülay Korkut Dinç’in dönemin zarafetini yansıtan kostümleriyle müthiş bir tezat oluşturuyor. Bu kontrast, Anna’nın ruhundaki o parçalanmışlığı; bir yanda şatafatlı salonları, diğer yanda ise trajik bir sona giden o çıplak gerçekliği çok iyi simgeliyor. Mustafa Eski’nin ışık tasarımı ve başkemancı Demet Emen’in soloları ise bu atmosferin tamamlayıcı unsurlarıydı.
Eserin oyuncu kadrosu;
Anna Karenina Rina Murata, Kont Alexie Vronsky Kanat N. Uulu, Kont Alexie Karenin Artemii Pliusnin, Prenses Katerina Shcherbatsky (Kitty) Riine Sasaki, Konstantin Dmitrich Levin Ryuhei Ito, Prens Stephan Oblonsky (Stiva) Yağızhan Danış, Prenses Darya Oblonsky (Dolly) Sayaka Matsushita, Prenses Betsy Tverskoy Milina Fidan, Sergei Karanin (Seryozha) Zeynep Eke ve Kontes Vronskaya Melda Özkan, Dadı Eylül Aras.
Yapıt, 5 Mayıs Salı akşamı tekrar sahnelenecek.
HASAN HÜSEYİN DULUN
4 Mayıs 2026, Antalya
Yorumlar
Kalan Karakter: