Arya, şarkı demek…
Su, doğaya yaşam veren varlık, akışkanlığı yansıtıyor.
Gülenç de, adı üstünde güleryüzlülüğün ifadesi…

Mavi Salon’da 2 Nisan 2026 akşamı bir piyano resitalini izleyip dinledim. Yazının başlığı, gelişimini hızla sürdüren 17 yaşındaki piyanist kızımızın adları ve soyadından çıktı. Karşımızda, “Şarkısını piyanoda söyleyen güleç yüzlü, yaşam dolu” bir genç vardı.

Arya Su bizlere iki bölümden oluşan “Formdan Renge” başlıklı bir program sundu. Zor bir programdı, zorluğu öncelikle değişik dönem ve tarzları yansıtan yapıtların peşpeşe sergilenecek olmasıydı. “Formdan Renge” adını verdiği bu programın ilk bölümü kısa piyano sonatlarına ayrılmıştı, Beethoven, Prokofiev ve Alban Berg’in üç yapıtından oluşan “form” bölümünü aradan sonra “renkler”de Debusyy, Rahmaninov, Chopin ile Türk besteciler C. Esen, F. Say, A. Saygun’dan örnekler izledi. Arya Su teknik anlamda yaşanabilecek zorlukları aşmış, klavye egemenliğini sağlamış olduğunu bizlere gösterdi.
Bu programda, Arya Su’yu zorlayacak olan değişik tarzların birbirini izlemesiydi. Tüm programı bellekten çalan piyanist, içine kapanarak geçirdiği kısa birer bekleyişle çalacağı yapıta yoğunlaşma becerisini gösterdi. Hattâ, bu kısa bekleyişlerden birinde, ellerini klavyeye uzatmadan dizinin üzerinde giriş notalarını vurduğunu gördüm. Bu hareketi bana anıtsal piyanistimiz İdil Biret’i anımsattı. O da koca konçertoları bellekten seslendiren bir piyanist olarak, orkestra çalarken birazdan gireceği ölçüler için benzer hareketi yapardı.

İdil Biret demişken, Arya Su’yu çocukluk döneminde dinleyip tavsiyelerde bulunmuş ustalar arasında yer aldığını da belirtelim. Belleğim beni yanıltmıyorsa yedi yıl kadar önce İdil Biret, Ender Sakpınar şefliğindeki Bursa Bölge Devlet Senfoni Orkestrası eşliğinde Mozart kaydı yaparken verilen bir ara sırasında Arya Su’yu Beethoven ve Chopin parçalarında dinlemiş, sonrasında Sakpınar’a dönüp “Bu çocuk iyi, çok güzel” demişti.
Her çocuk çeşitli hocalarla çalışır, kendini dinletir ama bunlardan biri başattır ve esas temeli o verir. Arya Su da temel eğitimi sürdürürken başladığı piyano öğreniminde esas temeli Azerbaycan Türkü Yıldız Aslanova’dan aldı. Zaten, Hannover Müzik, Tiyatro ve Medya Yüksekokulu’nda üstün yetenekli gençleri erken destekleme enstitüsü olan IFF (Institut zur Früh-Förderung musikalisch Hochbegabter) programına bu temeli ve yaşının üzerinde çalmasını sağlayan yeteneği sayesinde kabul edildi. Lise eğitimini de Hannover Goetheschule Gyimnasium 10. sınıfında sürdürüyor.
Bursa döneminde de, müzik eğitimini, temel eğitimle birlikte bağımsız olarak alan Arya Su, tıpkı Can Çakmur gibi, Türkiye’de konservatuvara gitmeden kendini geliştirip üst düzeye yükselen bir piyanist olmaya aday. Çünkü müzik yanında yabancı dil ve genel kültür alanında da geniş bir dağara sahip olabiliyor böylece.
Hannover’deki hocası Prof. Elena Levit’in Arya Su’ya bakımlı bir Steinway piyanoyu evdeki çalışmaları için tahsis etmesi bile, sistemin ve öğretmenin, yetenekli öğrenciye verdiği değerin bir göstergesi.
İstanbul Kadıköy Süreyya Operası, ardından CSO Ada Ankara Mavi Salon’da verdiği iki resital, Arya Su’yun nihayet ülkemizdeki büyük salonlar tarafından dikkate alınmaya başladığının habercisi. Darısı İstanbul AKM ve İzmir AASSM’nin başına.
Bu iki resital için Türkiye’ye gelmeden önce, Hollanda’da Uluslararası Globe Yarışması’nda birincilik ödülünün sahibi olan Arya Su’yun artık ciddi bir solist anlamında devlet orkestralarımız tarafından da konçerto seslendirmek üzere dikkate alınmasının vakti gelmiş gibi görünüyor.
Dinlediğimiz resital gösterdi ki Arya, su gibi akışkan, piyanoda şarkısını söylemeye devam edecek, giderek çağlayarak ilerleyecek.
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
3 Nisan 2026, Ankara