Son günlerde kültür-sanat sayfalarında Hacettepe Üniversitesi Ankara Devlet Konservatuvarı Tiyatro Bölümü’nde öğrencilerin hocasız kaldığı, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü’nün öğreticilerin izinlerini onaylamadığı yolunda haberler yer alıyor.
Tartışmacılar, iddia sahipleri, kendi konumları, iznin neden verilmediği ve kişiler üzerinden konuya yaklaşıyorlar. Pek kimsenin konuya “esastan” yaklaştığı ve durumu “gerçekçi” olarak saptamaya çalıştığı yok.
Önce statüye bakalım. Konservatuvarlar 1981 yılında, yani 12 Eylül Askeri Yönetim döneminde YÖK’ün kurulması ve başına Prof. Dr. İhsan Doğramacı’nın getirilmesinden sonra, üniversitelere bağlanmış, yenileri de üniversiteler çatısı altında açılmıştır. Yani neredeyse 45 senedir yürürlükte olan bir düzen vardır. Bu düzenin yani konservatuvarların üniversite çatısı altında olmasının olumsuz ve olumlu yanlarını tartışanlar, eskisi gibi Kültür Bakanlığı’na bağlı öğretim kurumları olmasını özleyenler mevcuttur. Ama 45 yıllık gerçeği bu özlemler ve tartışmalar değiştirememektedir.
Bazı konservatuvarlar, bu süre içinde kendi öğretim kadrolarını yetiştirme yönünde adımlar atmış, belli sayıda akademik kadroyu çatıları altında etkin hale getirmiştir. Belirli dersler için gene dışardan, Devlet Tiyatroları’ndan gelen öğreticilerden yararlanılmış ama esas akademik kadro hep korunup geliştirilmiştir.

Türkiye’nin 1936’da kurulmuş ilk devlet konservatuvarı olan ADK’nda ise çoğunlukla müzik bölümünden atanan müdürler, gene çoğunlukla tıpçılardan seçilen rektörler işin konservatuvarda da akademik kadro ile yürütülmesi gereği üzerinde durmamışlardır.
Sonuçta, kişisel sürtüşmelerden kaynaklanan mevcut durum ortaya çıkmış, Devlet Tiyatroları Genel Müdürü istenen izinleri onaylamamış, kendisine özellikle giriş sınavları konusunda hayli veli şikayeti ulaşmış bulunan rektörlük de âdeta durumu onaylamıştır.
Bu yazıyı yazmadan, HÜ. ADK’ndaki resmi ve kamuya açık durumu incelemek üzere girdiğim web sitesinde şu açıklama ile karşılaştım:

Bu “kurumsal kalite” tiyatro bölümünde acaba nasıl sağlanıyor? Akademik kadro listesine baktığımda Tiyatro Anasanat Dalı ve Oyunculuk Sanat Dalı Başkanı olarak bir doçent’in, ayrıca bir doçent, üç doktor öğretim üyesi,bir de araştırma görevlisinin yer aldığını gördüm:
https://adk.hacettepe.edu.tr/tr/menu/tiyatro_anasanat_dali-17
Bölümle ilgili bilgi verilirken yüksek lisans ve doktora programından da söz ediliyor ancak ayrıntı isteyenler Güzel Sanatlar Enstitüsü web sayfasına yönlendiriliyor. Burada lisans üstü ve doktora programlarının listesini incelediğinizde tiyatronun yer almadığını görüyorsunuz:
https://gse.hacettepe.edu.tr/tr/menu/yuksek_lisans-71
Neden? Çünkü Hacettepe Üniversitesi ve Konservatuvar, dayamış sırtını Devlet Tiyatroları’na, kendi kadrolarını bunca yılda yetiştirme yoluna gitmemiş.
YÖK’ün web sitesinde hangi koşullarda yüksek lisans ve doktora programı açılabileceği şöyle belirtiliyor:
“Doktora programı, en az ikisi profesör kadrosunda olmak üzere altı öğretim üyesi, birisinin profesör olması halinde ise en az ikisi doçent olmak üzere üniversite kadrosunda asgari toplam altı öğretim üyesi ile açılabilir. Bu öğretim üyelerinden bir tanesi yabancı uyruklu olabilir.
Yüksek lisans programı ise en az ikisi profesör ve/veya doçent unvanına sahip olmak üzere üniversite kadrosunda asgari üç öğretim üyesi ile açılabilir.
“Doktora programı için söz konusu öğretim üyelerinin, en az dört yarıyıl bir lisans ya da iki yarıyıl boyunca tezli yüksek lisans programında ders vermiş olması; yüksek lisans programı için ise en az iki yarıyıl boyunca bir lisans programında ders vermiş olması gerekir.
“Lisansüstü eğitim-öğretim programı açılacak üniversitenin, kütüphane ve laboratuvar gibi yönlerden gerekli yeterliliklere sahip olması gerekir.”
İstanbul’daki Mimar Sinan, Eskişehir’deki Anadolu ve İzmir’deki Dokuz Eylül Üniversitelerine benzer kadrolar açısından baktığımızda, akademik kadro olarak yeterli ünvanlı akademisyen sayısına ulaşmış olduğu görülüyor. En zengini de Anadolu Üniversitesi, tiyatro dalında dört profesör, beş doktor öğretim üyesi var.

Ne yazık ki, HÜ-ADK Tiyatro Anasanat Dalı benzer özellikleri taşımıyor ve daha bir süre de taşımayacağa benziyor. Eğer mevcut Tiyatro Anasanat Dalı ve Oyunculuk Sanat Dalı Başkanı doçent öğretim üyesi profesör yapılırsa, yüksek lisans bölümü açılabilir.
Ya da, başka üniversitelerden bu alanda ünvanlı öğretim üyesi transferi yoluna gidilebilir ama bu da zor görünüyor. Zaten ADK, başta müzik alanı olmak üzere önüne çıkan transfer fırsatlarını pasif davranarak hep kaçırdı, belki de öyle işlerine geldi. Ünvanlarında yükselme sırası gelenler ise, ya kişisel nedenlerle, ya önem verilmediğinden engellendi.
İşte “gerçek” manzara budur.
Tabii, DT’den uzmanların gereksinim duyulan derslere gelmesi sağlanmalıdır. Ama güncel akademik gerçeklere uymak için de gereken yapılmalıdır, zaman alacak olsa bile.
İşte bu nedenle yazının başlığını “HÜ-ADK Çuvaldızı Kendisine Batırsın…”. diye attım!
ŞEFİK KAHRAMANKAPTAN
29 Eylül 2025, Ankara




























