Sanatın Işığında 78 Yıl

Cevad Memduh Altar'ın anıları, bir kaç döneme birden ışık tutuyor, günümüz sanatçı ve kültür bürokratları mutlaka okumalı...


Sanatın Işığında 78 Yıl

Sanatın Işığında 78 Yıl

Atatürk'ün önderliğindeki Türkiye'nin Çağdaş Sanat Mücadelesi…

 

Cevad Memduh Altar'ın anıları, bir kaç döneme birden ışık tutuyor. Devlet Tiyatrosu, Devlet Operası ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüğü de yapmış olan Altar'ın anılarını günümüz sanatçı ve kültür bürokratları mutlaka okumalı...

Yakın geçmişi anlamakta anı kitaplarının önemi büyüktür. Resmî tarihte iki satırla geçiştirilmiş bir olayın ardında neler yattığını, kimlerin hangi rolleri üstlendiğini, sürecin nasıl geliştiğini bu anılar sayesinde anlar, tarihi daha iyi değerlendirebiliriz. Bu bağlamda “çok önemli” nitelendirmesini yapmakta hiç sakınca görmediğim bir anı-belge demeti Türkiye İş Bankası Kültür Yayınları tarafından yayımlandı: Sanatın Işığında 78 Yıl / Atatürk'ün önderliğindeki Türkiye'nin Çağdaş Sanat Mücadelesi…

Tam 821 sayfalık bu tuğla gibi kitap, Cumhuriyetimizin kuruluş yıllarından itibaren yapılanma çalışmalarında önemli görevler almış olan müzikolog, sanat ve müzik tarihçisi, eğitimci, radyocu, kültür bürokratı ve diplomatı Prof. Cevad Memduh Altar'ın (1902-1995) anılarını içeriyor.

Altar, devletteki çeşitli görevlerinin yanı sıra, Devlet Tiyatroları, Devlet Operası ve Güzel Sanatlar Genel Müdürlüklerinde bulunmuş, ama yaşamını en sevdiği iş olan eğitimcilikle noktalamış bir değerimizdi. Müzikle biraz ilgili olup da, onun dört ciltlik Opera Tarihi kitabını bilmeyen yoktur.

Oğlu Ahmet Altar (d.1945), 10 yıl süreyle babasına anlattırıp banda aldığı anılarda eksik kalanları, yazıları, makaleleri, önceki yıllara ait eski ses bantları ile vefalı bir oğul olarak babasına ait tuttuğu notların yardımıyla bu kapsamlı kitabı hazırlamış. Ahmet Altar, Ankara'da TED oleji'ni bitirdikten sonra işletme iktisadıöğrenimi görmüş, özel sektörde yıllarca uzman ve yönetici olarak çalışmış bir “hayırlı evlat”. Kayıtlari yazıya dökmek, eksikleri araştırmak ve tamamlamak, düzeltmeler, yoğun iş hayatı ve sağlık sorunları nedeniyle hayli kesintiye uğramış. 2010'larda yeniden hızlandırdığı çalışmalarını tamamlayarak 2017'de Türkiye İş Bankası Kültür yayınları ile işbirliğine girişmiş ve kitap, derleyicinin son derece memnun kaldığı çalışma sonunda 2019'da yayımlanmış.

Peki, Cevad Memduh Bey, fevkalade zengin ayrıntılarla bezeli anılarını niye kendi yazmamıştı? Ahmet Altar bu sorunun yanıtını kitabın önsözünde “...93 yıllık yaşamının son bölümlerini dahî çok yoğun bir çalışma temposuyla geçiren babamdan aldığım cevap maalesef hep 'Yapacak o kadar çok işim var ki, anılarımı yazmaya pek vaktim yok, belki ilerde yaparız' şeklindeydi.” diye açıklıyor. Neyse ki babasını 1985 sonrası iknâ edebilmiş ve kendisine hafta sonlarında ayırdığı birer saatte anılarını anlattırıp banda kaydedebilmişti.

Kendisini “kültür neferi” olarak tanımlayan Altar'ın anılarında, Cumhuriyetin kültür sanat ve müzik tarihi açısından önemli tanıklıklar, saptamalar ve bilgiler yer alıyor. Müzik eğitim ve icra kurumlarının kuruluşları, yabancı uzmanların daveti, Ankara Radyosu'nun kuruluşu, İdil Biret'in yurt dışına gönderilmesinden önceki süreç, harp yılları koşullarında yaptığı dış gezi ve görevlerle ilgili ayrıntılar, 50'li yıllarda siyasetçilerle ilişkileri, görev tekliflerinin nasıl geldiği, İKSV'nin kuruluşu, SCAMV tarafından ilk altın madalyanın kendisine verilişi ve daha nice başlık… Atatürk, İnönü, Celal Bayar, Adnan Menderes, değişik bakanlar, sanatçılar, bürokratlar, yüzlerce isim...

Yanlış bilinen bazı hususları da aydınlığa kavuşturuyor bu anılar. Bunlardan biri de teknik anlamda tiyatro ve operanın kurucusu Carl Ebert'in sözleşme yenilenmeyerek nasıl küstürüldüğü , sonra nasıl yeniden ikna edilerek kurumları gözden geçirmek ve bir eser koymak amaçlı da olsa Türkiye'ye getirtilebildiği… Dedikodu mahiyetinde dillerde dolaşan kimi olayların gerçek yüzünün ne olduğu, bu anılar sayesinde ortaya çıkıyor. Sanatçılar arasındaki geçimsizlik ve kıskançlıkların yol açtığı sorunlar, bazı entrikalar ve bunların üstesinden nasıl gelindiğine dair anlatılar ibretle okunuyor.

Kitaba, anıtsal piyanistimiz TC. Devlet Sanatçısı İdil Biret ve uluslararası yetkin kemancımız Cihat Aşkın ile edebiyat eleştirmeni ve gazete yazarı Doğan Hızlan'ın birer ön yazısı yerleştirilmiş. İdil Biret'in o karakteristik el yazısı da ayrıca görsel olarak kullanılmış. Kitabın arka bölümünde tüm bu anıları destekleyen fotoğraflar destek görseli olarak yer alıyor.

Anıların bir yerinde Altar'ın şu sözleri, kulaklara küpe olacak cinsten:

Hiçbir partiye mensup değilim, benim partim mânen malûm 'Kültür ve Sanat Partisi'. Böyle bir parti de yok zaten ya, kültür ve sanatın kendisi var, oraya hizmet ediyoruz!”

Günümüzün “sosyal medya âllâmeleri”nden, devlet sanat kurumlarında çalışanlara, kültür, sanat ve müzik sevdalılarına, tarih meraklılarına mutlaka okumalarını önerdiğim bir kitap. 821 sayfa kimseyi korkutmasın, gayet akıcı biçimde okunuyor. Ahmet Altar'ı sabırla, yıllarca emek vererek ortaya çıkardığı bu önemli çalışma için yürekten kutluyorum.

Şefik KAHRAMANKAPTAN

Bu yazı Andandte Dergisi'nin 1 Eylül 2019 tarihli 155. sayısında “Başkentten Yansımalar” sayfasında yayımlanmıştır.