Göbeklitepe Operasının Prömiyeri 19 Şubat'ta

Karahan, Can Atilla ile bir sahne kantatı yazdıklarını belirterek, “muhteşem bir opera”, “muazzam bir prodüksiyon”, “yüzakı eserimiz” nitelendirmelerini yaptı


Göbeklitepe Operasının Prömiyeri 19 Şubat'ta

Göbeklitepe Operası Basın Tanıtım Toplantısı 13 Ocak 2020’ günü Devlet Opera ve Balesi Genel Müdürü (DOB) Murat Karahan, DOB Genel Müdür Yardımcısı V. ve Göbeklitepe operası koreografı Volkan Ersoy, Ankara DOB Müdür V. Feryal Türkoğlu, Göbeklitepe operası söz yazarı Lütfü Erol ve Göbeklitepe operası rejisörü Gürçil Çeliktaş ile yazılı ve görsel basın temsilcilerinin katılımıyla ADOB fuayesinde yapıldı.

Uluslararası tenorumuz, Genel Müdür Murat Karahan açılış konuşmasında eserin tanıtımını yaptı. Genel Müdürlüğe atandığından bu yana önce “Troya” operası (dünyada ilk sahneleme Ankara, 9 Kasım 2018), ardından “Yeniden Doğuş” operası (dünyada ilk sahneleme Samsun 19 Mayıs 2019), şimdi de 19 Şubat 2020’de Ankara Congressium salonunda ilk kez seyircilerle buluşacak olan iki perdelik “Göbeklitepe-Mabedin Hüznü” operası ile “Türk operası markası yaratmak, operayı sevdirmek ve yaygınlaştırmak” amacında üçüncü büyük adımı attıklarını belirtti. “Yeni bir bakış açısı ile Can Atila ile birlikte bir sahne kantatı yazdıklarını” belirten Karahan, bu yeni eser için “muhteşem bir opera”,”muazzam bir prodüksiyon”, “yüzakı eserimiz” nitelendirmelerini yaparak, “seyircilerin büyülenerek çıkacaklarını” düşündüklerini söyledi. Göbeklitepe’nin tarihin yeniden başladığı bir arkeolojik keşif” olduğunu sözlerine ekledi.

Can Atilla’nın bestelediği, librettosunu Lütfü Erol’un yazdığı eseri Gürçil Çeliktaş sahneye koyuyor, koreografisini Volkan Ersoy hazırlıyor. Dekor tasarımı Özgür Usta, kostüm tasarımını Gazal Erten ve ışık tasarımını Fuat Gök yapıyor. Kapsamlı bir proje olan bu eserde sahnede opera ve bale sanatçılarından oluşan en az 200 kişi yer alacak. Ek olarak 3D teknolojisi ile tarihi görüntüler sunulacak. “Operayı yaygınlaştırmak ve sevdirmek” amacıyla hazırladıkları yapımlarla opera-bale temsillerinin doluluk oranının önemli miktarda arttığını belirten Karahan örneğin Aspendos’taki Aida temsilinin naklen yayınının sosyal medyada TT ( trend topics) olduğunu ifade etti. Karahan “Klasik eserlere bağlılıklarının devam edeceğini belirtirken, "ama yenilikçi arayışlarla yaratılan eserleri dünyaya ulaştırmak vizyonuna önem veriyoruz” diyerek sözü diğer sanatçılara verdi.

Genel Müdürün ardından söz alan Lütfü Erol konu ve sözlerin yazımında kendisine ek olarak üç kişilik bir ekiple ayrıntılı bir tarih ve antropoloji çalışması yaptıklarını anlattı. Rejisör Gürçil Çeliktaş ise sahnelemede modern bir yorumu yeğlediklerini ifade etti. Koreograf Volkan Ersoy da koreografi yaparken “beden bestecisi” bakış açısıyla adımları düzenlediğini söyledi.

Karahan sorulan soru üzerine “bu yapımda büyük olasılıkla kendisinin sahnede yer almayacağı” yanıtını verdi ancak “Gene de belli olmaz, bakarsınız sanatçı yanım depreşir, çıkıveririm” diye de ekledi.  Yapımın büyüklüğü nedeniyle şimdilik sadece Ankara’da Congressium salonunda sahneleneceğini, eserin çocuklara da hitap edeceğini sözlerine ekledi.

Bir başka soru DOB bünyesindeki yeni 4/B sözleşmeler hakkındaydı. Karahan yeni sözleşmeler sayesinde sadece yevmiye ile çalışan 1026 sanatçı ve idari personelden 1008’inin daha iyi koşullarda sözleşme sahibi olabildiğini belirtti. Karahan, sadece sözleşme yenilenmeyenler üzerinde durulduğunu belirterek 1008 kişinin özlük haklarına kavuştuğunu, ücretlerinin iyileştiğini ve güvenceye kavuştuklarını vurgulayıp “yapılan iyi şeyleri de görmezden gelmeyin” dedi.