Gölgelerinden Doğan Kadınlar


Mozarthaus 2019/2020 sezonuna hızlı başladı. Müzisyenlerin artık iyice tanıyıp, kendilerini hem evde, hem de sıcak bir konser ortamında, kim bilir belki de çaldıkları eserlerin bestecilerinin yaşadığı dönem ve ortamlarda hissettikleri bu küçük salonda ilk katılabildiğimiz etkinlik Gölgelerinden Doğan Kadınlar başlığı altında, mezzosoprano Ayşe Ece Güneşşen ile piyanist Mert Solmaz’ın verdiği konserdi.

Konserin başlangıcında “Gölgelerinden doğan kadın” bestecilerin kimler olduğundan söz eden ikili, bu tanımın arkasında yatan öyküler hakkında kısa açıklamalar yaptılar. Çoğu, yaşadıkları dönemlerde maruz kaldıkları baskı sonucunda adlarını eserlerinin altına özgürce yazamadan müzik yapan veya bilerek unutulmaya terk edilen kadın besteciler bunlar (Bkz. Ses Evreni: Müzikte yaratıcılık: Kadın Besteciler nereden nereye geldiler? ). Güneşşen ve Solmaz, sayıları yabana atılmayacak kadın bestecilerden Fanny Mendelssohn-Hensel; Clara Schumann; Alma Mahler; Yekta Koptagel ve Nazife Güran’ın şarkılarını programlarına almışlardı.

Felix Mendelssohn-Bartholdy’nin kız kardeşi ve yaşamı boyunca ağabeyinin gölgesinde kalmış olan Fanny Mendelssohn-Hensel’in Op. 1 ve Op. 9 eser sayılı şarkı dizisinden, piyanoda Mert Solmaz’ın eşliğinde, iki lied seslendirdi Ayşe Ece Güneşşen. Ardında, Robert Schumann’ın önce öğrencisi, sonra eşi olan Clara Schumann’dan liedler vardı. Clara Schumann çok sayıda lied bestelemiş; bunlardan bir kısmı dizi olarak gruplanmış ( Op. 12, Op. 13 ve Op. 23) birden fazla lied içeriyor. Bir de eser numarası almamış (10 tane) olanlar var. Ayşe Ece Güneşşen Op. 12’den bir; Op.13’den iki ; ayrıca eser numarası almamış on lied’den 2 tane seslendirdi.

Viyana’nın 1900’lerin başındaki hareketli kültür hayatı içinde önemli bir yeri olan ve daha çok besteci Gustav Mahler’in eşi olarak tanınan; 14 liedin bestecisi olmasına rağmen, eşinin gölgesinde kalan Alma Mahler’den dört lied seslendiren Güneşşen-Solmaz ikilisi, programlarına Türk kadın bestecilerden de örnekler eklemişler. Çok da iyi yapmışlar. Bu vesileyle, Fransa' da aralarında Joaquin Rodrigo’nun da olduğu bir dönemin ünlü besteci ve müzisyenleriyle çalışmış Yüksel Koptagel (1931) ve Nazife Güran’dan (1921-1993) şarkıları dinleme fırsatını yakaladık. Şarkılar dışında, piyanist Mert Solmaz Nazife Güran’ın Feraceli Hanım adlı, piyano solo için bestelenmiş, küçük bir parçasını da çaldı.

Programda ayrıca yazar, besteci, aktivist Éthel Smyth’den (1858-1944) de şarkılar yer alıyordu. Ancak sanatçılar bir partisyon sorunu nedeniyle bunları seslendiremediler. Smyth, çok sayıda eser vermiş, yeterince bilinmeyen, seslendirilmeyen, çalınmayan bir değişik karakter. Yaşamı incelendiğinde, müziği konusundaki merak daha da büyüyor.

Ayşe Ece Güneşşen’in dolgun bir tınısı olan tatlı, hafif puslu, güzel bir sesi var. Daha da önemlisi lied yorum sanatını kavramış, benimsemiş. Bunu seslendirdiği liedlerden de, Türk bestecilerinin şarkılarından anlamak mümkün. Piyanist Mert Solmaz’la da güzel bir beraberlikleri var; genç piyanist hafif tuşesiyle, şarkıcıyı bastırmadan, piyanonun tınısını ses sanatçısının gerisinde bırakmadan, dengeli biçimde eşlik etti Ayşe Ece Güneşşen’e.

Müzisyenlerin konser başlangıcında dile getirdikleri, partisyonları teminde yaşadıkları sıkıntının üstesinden gelmelerini, çok derin bir tür olan sanat şarkıları (şarkı –lied-melodi) dünyasındaki yolculuklarını yayarak, genişleterek sürdürmelerini dileriz.

AYŞE ÖKTEM

17 Ekim 2019, Ankara