İşte Cihat Aşkın'ın Kültür-Sanat Felsefesi

Kendi aklımızla ve yöntemlerimizle dünyada var olduğumuzu gösterebilecek gücümüz olduğunu gösterdik


İşte Cihat Aşkın'ın Kültür-Sanat Felsefesi

Uluslararası keman virtüozu ve eğitimcisi Cihat Aşkın, 6 Aralık 2021 akşamı, SCAMV Onur Ödülü Altın Madalyası töreninde yaptığı konuşmayla kültür-sanat felsefesini ortaya koydu. Aşkın, “müzikal örgütlenmede tamamen kendi dinamiklerimizden yola çıkarak, bizim de dünyadaki modelleri taklit etmeden ama kendi aklımızla ve yöntemlerimizle dünyada var olduğumuzu gösterebilecek gücümüz olduğunu gösterdik.”dedi. İlk madalyanın sahibi Cevat Memduh Altar'ın doğrudan Atatürk'ten aldığı fikirlerine kendisine şiar edindiğini belirten Aşkın, “kendi kültürümden kaçmadan, ondan utanmadan ve onu olduğu gibi doğal haliyle kabul ederek dünya ölçütlerinde temsil etmeye çalıştım” diyerek ulusallık anlayışını ve Anadolu kültürüne verdiği önemi vurgulamış oldu.

Cihat Aşkın'ın törende yaptığı konuşma aynen şöyle:

Sayın 10. Cumhurbaşkanım

Değerli Yönetim Kurulu Üyeleri

Sevgili Müzik Dostları,

Ülkemizin dünya üzerindeki konumu bizler için nasıl vazgeçilmez ise bu konumun bize bırakmış olduğu kültürel mirasın değerinden vazgeçmemiz de mümkün değildir. Ülkemiz kültürü, binlerce yıllık mazisiyle Anadolu toprakları üzerinde yoğrulan medeniyetlerin de bıraktığı kalıtlarla bezenmiş, dünyada hiçbir topluma kısmet olmayacak derecede zengin içeriği ile göz kamaştırmaktadır. Bunu binlerce yıl ötesine götürmem Anadolu toprakları üzerinde gelmiş geçmiş uygarlıkların bıraktığı izleri sahiplenen bir anlayışla örtüşmektedir. Bu mirası kabullenmek ise vazgeçilmez bir gerçektir.

Cumhuriyetimiz bu topraklar üzerinde bu güne kadar gelmiş geçmiş tüm uygarlıkların sonucunun ortaya konduğu bir uygarlık adımıdır ve bu uygarlık adımının ortaya çıkarmış olduğu kültürel değerler bütün dünyada temsil edildiği an, kendi değerimizin de anlaşılacağı en önemli aşama olacaktır. Zira bir ülkenin kültürünün dünya ölçütlerinde temsil edilebilmesi için yapılması gerekenler o ülkenin uygarlık ölçütlerini de belirlemektedir. Dünyada başka milletlerle birlikte kültürel kimliğimizin temsil edilebildiği oranda mevcut olabiliriz. Her türlü siyasi, iktisadi ve toplumsal başarı kültürel temsiliyet olmadığı takdirde eksik kalır. Ülkemizin kültürünü dünyada temsil edebilmenin tek yolu ise kendi değerlerimizin dökümünü ortaya koyup onları uluslararası ölçeklerde temsil etmekten geçer.

Bu fikirden yola çıkarak oluşturmuş olduğum sanatsal çizgimde en büyük örneklerden biri ise Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’nın ilk madalyasının verildiği büyük ustam Cevad Memduh Altar’dır. Ben kendisini henüz delikanlılık yıllarımda tanımış olmanın şerefini taşımaktayım ve kendisinin özel öğrencisi olarak tamamladığım çalışmalarımda ‘Müzik Estetiği’ni ve ülkemizin kültürel devriminin oluşmasına kendisinin bizzat Mustafa Kemal Atatürk’ten almış olduğu fikirleri kendime şiar edindim. Bütün bunları yaparken kendi kültürümden kaçmadan, ondan utanmadan ve onu olduğu gibi doğal haliyle kabul ederek dünya ölçütlerinde temsil etmeye çalıştım.

Ülkemizin müzik alanında bestecilik ve çalgı okulları oluşturması gerektiğinin erken yaşta bilincine vararak Türk bestecilerinin eserlerini hemen her yerde seslendirmeye ve sanatçı arkadaşlarımı buna özendirmeye gayret ettim. Cumhuriyetimizin 75 yılında başladığım Türk bestecilerinin eserlerinin seslendirilmesi projesinde birçok eserimizin ilk seslendirmelerini, CD kayıtlarını, genç bestecilere eser siparişleri gibi projeleri geliştirerek çalışmalara devam ettim. Tüm bunları gerçekleştirmek aynı zamanda uluslararası kariyere devam ederek bu eserleri de mümkün olduğu kadar dünyanın değişik yerlerinde seslendirmek benim için büyük mutluluk oldu.

Ülkemizde eksikliğini hissettiğim kurumların oluşması için meslektaşlarımla birlikte kurduğumuz ve halen yaşattığımız orkestralar, yerel yönetimlerle işbirliği yaparak oluşturduğumuz müzik akademileri modeli, özellikle İTÜ bünyesinde rahmetli Dr. Erol Üçer’in desteğini alarak kurduğumuz Müzik İleri Araştırmalar Merkezi, Kalan Müzik ile birlikte ilk yerli klasik CD üretimleri gibi projeler ülkemizin eksikleri idi. Bu çalışmaları yaparken ülkemizde en önemli eksiğin ise sadece büyük kentlerimizde kurumlaşmış olan müzik örgütlenmesini Anadolu’nun diğer şehirlerine yaymak olduğu konusunda yaptığımız çalışmalar 20 yılı aşkın bir süredir devam ediyor. CAKA hareketi ile tüm yurda yayılarak müzikal örgütlenmede tamamen kendi dinamiklerimizden yola çıkarak, bizim de dünyadaki modelleri taklit etmeden ama kendi aklımızla ve yöntemlerimizle dünyada var olduğumuzu gösterebilecek gücümüz olduğunu gösterdik. Tüm bunlar inanç ve sevgi ile yapılmış hareketlerdir. Bunları yaparken daima kurumsal ve görev aşkını ön plana koyarak gerçekleştirdiğim çalışmalar için beni ben yapan sevgili ailemi, sevgili öğretmenlerimi, sevgili dostlarımı ve sevgili eşimi ön plana koymam gerekiyor. Bu süreçler içerisinde onların destekleri olmasaydı bu çalışmaları gerçekleştirmem mümkün olamazdı.

Özellikle kutladığımız bu güzel gece benim için 2 ayrı öneme daha sahiptir. Öncelikle bu gece ben de Başman ailesine bir fotoğraf albümü takdim etmekten mutluluk duyacağım. Sevgili eşim Nisan Özdoğan Aşkın’ın babaannesi Türkiye’nin ilk kadın fizikçilerinden Prof. Dr. Belkıs Celal Antel Özdoğan’ın fotoğraf albümünden daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış ve 1920 li yıllardan kalma fotoğraflarda Tunalı Hilmi’nin oğlu İnsan Tunalı, ve 1930 ve 40 lı yıllardan kalma fotoğraflarla Avni Başman, Cevza Başman, Mehmet Başman ve ailesini eşimin ailesinin komşuları ve aile dostları olarak gösteren bir albüm. Eminim ki tarihe tanıklık eden bu fotoğraflar, sanat dünyamızın derinliklerindeki hazinelere ışık tutmaya devam edecektir. Değerli Cevza Başman’ı 6 Aralık tarihinde ebediyete uğurladık, kendisinin anısını yad ediyoruz. Aynı 6 Aralık tarihi ise benim için eşim Nisan ile evlendiğimiz güne tekabül ediyor. Bu akşam bu ödülü alırken bu anıları hayatımın sonuna kadar muhabbetle muhafaza edeceğim.

Sevda-Cenap And Müzik Vakfı Altın Madalyası’na layık görülmekten dolayı onur duydum. Özellikle öğrencisi olmakla gurur duyduğum Cevad Memduh Altar’ın bu ödülü alan ilk alan kişi olması, ülkemizde bu ödüle layık görülen besteciler ve yorumcular arasında benim de kültür ve sanatı ile hizmet eden şahsiyetler içerisinde anılmam büyük bir gurur ve sorumluluk oluşturmaktadır. Bu madalya çalışmalarıma kuşkusuz büyük bir motivasyon vermektedir. Beni bu ödüle layık gören seçici kurul üyelerine ve Sevda-Cenap And Müzik Vakfı’na içten teşekkürlerimi sunuyorum’

Ankara

6.12.2021