Savaşın ağırlığını hissettiğimiz bugünlerde sizlere George Antheil ve Luigi Russolo'dan bahsetmek istedim. Bu iki devrimci figür, 20. yüzyılın başında müziği "gürültü" ve "makineleşme" ile yeniden tanımlamışlardır. Onların o dönemde ortaya koyduğu estetik, sadece bir sanat akımı değil, aynı zamanda modern savaşın doğasına dair bir önseziydi.
İtalyan Fütürist Luigi Russolo, 1913'te yayımladığı L'Arte dei Rumori (Gürültü Sanatı) manifestosunda, geleneksel müziğin ve çalgıların modern dünyanın hızını yansıtmadığını ve gürültünün hayatımızın ayrılmaz bir parçası olduğunu savunuyordu:
"Antik yaşam tamamen sessizlikten ibaretti. 19. yüzyılda, makinelerin icadıyla birlikte 'Gürültü' doğdu. Bugün ise gürültü zafer kazanmış durumdadır ve insanların duyarlılığı üzerinde mutlak bir egemenlik sürmektedir" (Russolo, 1986, s. 23).

Fütürist bir ressam olan Russolo, besteci Balilla Pratella'ya yazdığı manifestosunda sesleri “gürlemeler, ıslıklar, cızırtılar, hayvan ve insan sesleri” gibi ses gruplarına ayırmış ve bu seslerle beste yapılabileceğini öne sürmüştür. Pratella'dan bu yeni estetik yaklaşımla besteler yapmasını istemiş ancak Pratella geleneksel çalgıları kullanmaya devam ettiğinden bu yeni müziği yapmak ressam Luigi Russolo’nun kendisine düşmüştür. Russolo besteciliğin de ötesine geçerek gürültü üreten "çalgılar" yapmıştır.
Aşağı yukarı 110 yıl önce kendi yaptığı çalgılarla bestelediği "Awakening of a City" (Bir Şehrin Uyanışı), aslında yeni bir dönemin geldiğinin habercisiydi. Eserin büyük bir kısmı kayıp olsa da günümüze ulaşan bu kısa kayıt Russolo’nun vizyonu hakkında bilgi vermektedir:
https://www.youtube.com/watch?v=6cPo5uWb3pQ
Russolo, endüstri devrimiyle birlikte savaşların da biçim değiştirdiğini işitsel açıdan öngörmüş bir dehaydı. The Art of Noises adlı kitabının "Savaşın Gürültüleri" bölümündeki düşünceleri bu açıdan dikkat çekicidir:
"Gürültü sayesinde, farklı kalibrelerdeki el bombaları ve şarapneller daha patlamadan tanınabilir. Gürültü, zifiri karanlıkta yürüyen bir devriyenin fark edilmesini, hatta onu oluşturan adamların sayısının tahmin edilmesini sağlar. Tüfek ateşinin yoğunluğundan, belirli bir mevziyi savunanların sayısı belirlenebilir. Gürültü tarafından ele verilmeyen hiçbir hareket veya faaliyet yoktur" (Russolo, 1986, s. 50).

Amerikalı besteci George Antheil ise 1924 tarihli Ballet Mécanique eseriyle tanınır. Bu eser, endüstri çağının seslerini, atonal müziği ve cazı birleştiren, son derece ritmik ve çoğu zaman brütalist bir yapıttır. Uçak pervanelerini, elektrikli zilleri ve sirenleri müziğinin içinde kullanarak bu alanda bir devrim yapmıştır. Yarattığı müzik büyük tartışmalara yol açmıştı. Antheil'in müziği, sanki insanın makine karşısındaki çaresizliğini ve savaş endüstrisinin devasa çarklarını temsil ediyor gibidir:
https://www.youtube.com/watch?v=4rjq0i7ttFU&t=1238s
Luigi Russolo ve George Antheil'den bu yana yüz yıl geçti. "Savaşın Gürültüleri" insanları korkutmaya devam ediyor. Filistinli müzik öğretmeni Ahmed Muin Abu Amsha ise savaşın en korkunç seslerinden biri olduğunu belirttiği dron gürültüsüne kendi sesiyle eşlik ediyor. Bu şekilde, İsrail Devleti'nin yarattığı zulmün ortasında, müziğin iyileştirici gücüne tutunmaya ve bir nebze olsun direnmeye çalışıyor. Bir müzisyenin müzikten başka neyi olabilir ki toplara, tüfeklere karşı?
https://www.youtube.com/shorts/VyPzP-6oIqs
Deniz Atalay
11 Mart 2026, Ankara
Kaynak:
Russolo, L. (1986). The art of noises (Monographs in Musicology, No. 6). Pendragon Press.
Yorumlar
Kalan Karakter: